YÜZÜK VE KÜPE - CEMÂLEDDİN HOCAOĞLU KAPLAN {RH.A}

O HALDE SEN VE BERABERİNDE TEVBE EDENLER, EMROLUNDUĞUNUZ ŞEKİLDE, DOĞRU YOLU TUTUN. SİZDEN HİÇBİRİNİZ BÜYÜKLENİP, ALLAH TARAFINDAN KONULMUŞ SINIRLARI AŞMASIN; ÇÜNKÜ UNUTMAYIN YAPTIĞINIZ HERŞEYİ O GÖRÜYOR. (KURAN-İ KERİM 11:112)

05-04-2022

YÜZÜK VE KÜPE

Defalarca tekrar ettiğimiz gibi, İslâm aynı zamanda güzellik dinidir. Allah güzeldir, güzeli sever. O halde, İslâm ölçüleri içerisinde kalmak kaydıyle, küpe takmak da câizdir, güzeldir yüzük takmak da. Kadınların küpe ve yüzükleri altından da olur, başka maddelerden de olur. Kadınlara hepsi mubah ve câizdir. Buharî İbn-i Abbas'tan rivayet eder:

"Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) kadınlara sadaka vermeleriyle emredince, gördüm ki, kadınlar kulaklarına ve gerdanlarına işaret ediyorlardı."

Buharî'nin yine İbn-i Abbas'tan rivayeti: 

"Peygamber iki rekat bayram namazı kıldı. Bu namazdan önce ve sonra namaz kılmadı. Bilal da beraberinde idi. Kadınlara sadaka vermeleriyle emretti. Bunun üzerine kadınlar (sadaka olarak) küpelerini veriyorlardı."

Yüzük:

Yüzüğe gelince bu hem erkekler için meşru hem de kadınlar için. Ancak altın yüzük takmak kadınlar için câiz ise erkekler için helâl değildir, haramdır. Mülteka'da şu satırlar var: Kadınlar için hem altın hem de gümüşle süslenmek caiz ise de erkekler için caiz değildir. Erkekler ancak gümüş yüzük, gümüş kemer kullanabilecekleri gibi, kılıçlarının kabzalarını gümüşle süsleyebilirler.

Oynayan dişini erkek bir altın tel ile bağlamayaz. Ancak bunda birkısım ulemanın ihtilafı vardır. İhtiyaç duyulursa ve zaruret hasıl olursa altın tel ile de bağlaması câizdir. Keza gümüş ve benzeri bir şeyle bağlanması mümkün olursa o zamn altın ile câiz olmaz. Arfece b. Erved'in burnu gitti. Gümüşten bir burun yaptırdı. Fakat, koktu Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) kendisine altından yapmasını emretti. O da yaptırdı, artık kokmadı.

Taş, bakır, demir gibi maddelerden yüzük edinmemelidir. Bu caiz değildir (Mülteka).

İtibar yüzük halkasınadır, kaşına değildir. Binaenaleyh, halkası gümüş olan yüzüğün kaşı taş, akik, yakut veya benzeri şeyler olabilir. Gümüşten başka; altın, taş, demir, tunç, bakır, kalay ve cam gibi bir şeyden bir erkeğin yüzük takması haramdır. Bunların yüzük olarak takılması sakıncalı olunca, bunların satılmaları da. Çünkü, câiz olmayan bir şeye yardım da caiz değildir. Tahavî'nin Ebu Hüreyre'ye ve daha başkalarına dayandırdığı rivayette Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz "Altın yüzük kullanmayı nehyetmiştir."

Keza, Sahibüssüne şu rivayeti kaydediyor:

"Parmağında sarı bakırdan yapılmış yüzük bulunan biri, Peygambere geldi. Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) ona hitaben: "Bana ne oluyor ki, senden put kokusu alıyorum" dedi. Bunun üzerine o zat o bakır yüzüğü hemen attı. Sonra tekrar geldi. Bu sefer de parmağında demirden bir yüzük vardı. Peygamber ona hitaben: "Bana ne oluyor ki, sende nar ehlinin zînetini görüyorum" dedi. O kişi onu da çıkarıp attı ve şöyle dedi: "Ey Allah'ın Resulü! Ya ben yüzük olarak ne takayım?" deyince, Peygamber; "Gümüşten tak fakat o da bir miskal ağırlığından fazla olmasın" diye buyurdu.

Rafiziler, yüzüklerini sağ ellerine takarlarmış. Gerekçesiyle müslümanlar sol ellerine takmalıdırlar denirse de doğru olan sağ veya sol elin parmağına takmada bir fark, bir beis yoktur. Uygun olanı serçe parmağa takmaktır.

Yüzüğünün kaşına insan veya hayvan resmi nakşettirmez. Böyle bir şey yaptırması mekruhtur.

Yüzüğünün kaşına kendi ismini veya Cenab-ı Hakk'ın isimlerinden birini nakşettirebilir. Ancak Cenab-ı Hakk'ın ismi bulunan bir yüzükle helaya girmek istediği zaman yüzüğün kaşını avucunun içine çevirir. İstinca ederken, böyle bir yüzük sol elinde ise, onu sağ elinin parmağına takar.

Peygamber'imizin (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) yüzüğünün kaşında üç satır halinde "Muhammed Allah'ın Resulüdür" mealindeki ibare yazılı idi. Fakat bu ibareyi kimse yüzüğüne yazmasın diye nehyetmişti.

Yüzüğünün kaşına Hz. Ebu Bekir (Radıyallâhu Anhu) "Allah ne güzel kadirdir", Hz. Ömer (Radıyallâhu Anhu), "Ölüm va'z yönünden kâfidir", Hz. Osman (Radıyallâhu Anhu) "Ya elbette sabredeceksin veya elbette pişman olacaksın", Hz. Ali (Radıyallâhu Anhu) "Mülk Allah'ındır", kaydettirmişlerdi.

İmam-ı A'zam (Rahimehullah) "Hayır söyle! Yoksa sükût et!", İmam-ı Ebu Yusuf (Rahimehullah) "Kendi kafasına göre iş yapan pişman olur", İmam-ı Muhammed (Rahimehullah) "Sabreden zafere ulaşır" meallerindeki ibareleri yazdırmışlardı.

Erkeklerin hiç yüzük takmaması daha efdaldir. Erkeklerin altun yüzük takmalarına İslâm asla müsaade etmemiştir. Hele günümüzün bazı beyinsizleri, hacimli ve gösterişli altun yüzükler, hatta kaşlarına birer sarı lira yerleştirilmiş altun yüzükler parmaklarına takarlar. Bunlarla hem çalım satarlar hem de ileride parasız kaldıkları zaman harcayacaklarını ileri sürerler ve bu suretle kendilerini mazur göstermek isterler. Bu kafasızlar düşünmezler ki, her erkek kendileri gibi, o büyüklükte parmağına bir yüzük taksa ne olur? Orta nufuslu bir memlekette, en azından yirmi milyon insan yüzük takmış olur. Her yüzük de iki sarı lira olduğuna göre, kırk milyon sarı lira olmuş olur. Bu rakamı günümüzün parasına tahvil ettiğiniz zaman, 1 trilyon Türk lirasına balığ olduğunu görürüz ki; bu korkunç bir rakamdır ve aynı zamanda da durgun bir paradır. Yani tedavülde olmayan ve bir gelir sağlamayan bir paradır. Memleket servetine katkısı olmayan ve sadece kuru bir kuruntuya dayanan; evhama dayanan bir paradı. Daha doğrusu, temini çok zor, Kârı hiç yok olan bir paradır. Ve nihayet bu durum bir memleketin iktisadî hayatını felce uğratır, belkemiğini kırar...

İşte, diğer sakıncaları yanında, bu korkunç iktisadî çöküşünü de göz önüne alan İslâm, ne yapmış? Erkeklerin altun yüzük takmasını haram kılmış, yasaklamıştır.

Buhari'nin Abdullah b. Ömer'den rivayet ettiği bir hadis:

"Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) bir altun yüzük taktı. Kaşını da avuç içine çevirdi. Üzerine "Muhammed Allah'ın Resulüdür" ibaresi yazılı idi. Müslümanlar da altun yüzük takmaya başladılar. Allah'ın Resulü bunların bu halini görünce parmağındaki yüzüğü çıkarıp attı. Ve edebiyyen takmam dedi. Sonra gümüşten bir yüzük edindi. Müslümanlar da (altun yüzükleri atıp) gümüş yüzük kullandılar." İbn-i Ömer ilave etti:

Peygamber'den sonra, sırasıyla Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer ve Hz. Osman Peygamber'in yüzüğünü kullandılar. Ancak, bu yüzük Hz. Osman zamandında "Eris" kuyusuna düştü ve kayboldu.

 

Cemâleddin Hocaoğlu Kaplan {Rh.a}
DÂRU'L HİLÂFETİ'L ALİYYE MEDRESESİ


YAZI KÖŞESİ

Hilafet-i İslamiyye

SAYAÇ

Bugün 199
Toplam 436357
En Çok 1157
Ortalama 330