VAKİT NAMAZLARI - CEMÂLEDDİN HOCAOĞLU KAPLAN {RH.A}

O HALDE SEN VE BERABERİNDE TEVBE EDENLER, EMROLUNDUĞUNUZ ŞEKİLDE, DOĞRU YOLU TUTUN. SİZDEN HİÇBİRİNİZ BÜYÜKLENİP, ALLAH TARAFINDAN KONULMUŞ SINIRLARI AŞMASIN; ÇÜNKÜ UNUTMAYIN YAPTIĞINIZ HERŞEYİ O GÖRÜYOR. (KURAN-İ KERİM 11:112)

07-04-2022

VAKİT NAMAZLARI

Vakit namazları için kolaylık vardır; Bir kere namaz vakitleri geniştir, vakit olur olmaz namazın kılınması şart değildir. Bir vakit gelmeden, bir vakit çıkmaz! Mesela ikindi ezanı okununcaya kadar öğlenin vakti devam eder, akşam ezanına kadar ikindinin vaktidir, yatsı ezanına kadar akşam namazının vaktidir. Bir namazın vakti en azından bir-iki saatten fazladır. 

O halde büyük bir kolaylık var! Vaktin hangi dakikalarında kılarsa namaz olur. Hatta son dakikasında da kılsa yine namaz olur ve hem de yine vaktinde kılınmış sayılır; kaza değil, eda olur!

Kardeşlerim! Namaz terk edilemez, iş ne kadar sıkı olsa da!.. "Efendim iş sıkıdır, işi bırakıp namaz kılınmaz, buna imkân yoktur!.." denemez. Nasıl ki, tuvalete gitmek lazım geldiğinde gitmeye mecbur olunuyorsa ve bu bir zaruret ise, daha açığı işin sıkı oluşu işçinin tuvalete gitmesine nasıl mani olmuyorsa ve buna kimsenin bir şey demeye hakkı yoksa, namaza da mani olunamaz! Temiz olan heryer mesciddir; İnsan çalıştığı yere seccadesini serer. Eğer iş devamlı kontrol istiyorsa, yanındaki işçiye "Benim şu işime de göz kulak ol!" der ve üç-beş dakika içerisinde namazını kılar. Böyle yaparsa çalışması daha zevkli, daha huzurlu olur. Elde edilen kazanç da daha bereketli, daha feyizli olur! 

İşçinin işyerinde namazını kılması kendisinin yorulmasına, işverenin zararına değil, tersine işçinin çalışma zevkini, çalışma aşkını artıracak, işverenin de kazancının bereketli olmasına, tertemiz olmasına sebep olacaktır. Ve daha mühimi, dinin direği olan namaz gibi bir ibadet vaktinde kılınmış, Allah'ın yüce emri yerine getirilmiş olacaktır!

Saygıdeğer kardeşlerim! Kazançlarınızın tertemiz olmasını isterseniz, şu beş şeye dikkat edeceksiniz: 

1- Çalışmalarınız farzlardan daha doğrusu günlük ibadetlerden herhangi birinin terk edilmesine, geri kalmasına sebep olmayacaktır! 

2- Çalışırken kimseyi incitmeyeceksiniz, kimsenin malına, canına, haysiyet ve şerefine zarar vermeyeceksiniz! 

3- Kazanmaktan maksadınız kendinizin, ailenizin ihtiyaçlarını gidermek, millet ve memlekete yardım etmek olacaktır! 

4- Çalışırken başkalarını kıskanmayacaksınız! 

5- Gerçekten rızkı verenin Allah olduğuna inanacaksınız, işe dört elle sarılacaksınız! 

İbadetlerimizi yapmamız, çalışmalarımıza engel değildir! Aksine çalışma zevkimizi, aşk ve şevkimizi daha da artırır. Bakınız müslümanlık ve müslümanlıktaki ibadetler zor değildir, fazla zaman da almaz!.. Onbir şeyi yerine getirmekten ibarettir. Bu onbir şeyin altısı imanın şartı, beşi de İslâm'ın şartıdır. İmanın şartı inanmaktan ibarettir. Bir kimse, "Ben Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe ve kaza-kadere inandım; Bunları kalbimle tasdik, dilimle ikrar ediyorum!" dedi mi kulluk vazifesinin altısını yapmış, yerine getirmiştir. 

İslâm'ın beş şartı da böyle: Bunlar da kolaydır, yormaz, işe mani olmaz. Şöyle ki: Beş şarttan biri ömürlük ibadettir; ömürde bir defa şart: Kelime-i Şehadet getirmek. Bir kimse ömründe bir defa "Eşhedü en lâ ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve Resulüh" (Manası: Şehadet ederim ki, Allah'tan başka ilâh yoktur; yine ben şehadet ederim ki, Hz. Muhammed Allah'ın hem kulu, hem de Resulü'dür!) derse ve ömründe bunu bir defa söylerse İslâm'ın beş şartından birini yerine getirmiştir. Bu zor bir şey mi, insan bir defa değil, bin defa söyler... 

İslâm'ın beş şartından biri de haccdır. Bu da ömründe bir defa farzdır; O da zengine! Fakire yok, fakir muaf tutulmuştur. Bu da zor değildir. Üstelik zevkli bir şeydir, tatlı bir ibadettir, aynı zamanda bir seyahattır. Hacca gidip hem mübarek yerleri ziyaret etmek var, hem de dünyanın dört bir tarafından gelen insanlarla görüşmek tanışmak var! 

İslâm'ın beş şartından ikisi de senelik ibadettir, yani senede bir defa yapılması lazım. Bunlardan biri zekât, diğeri de oruçtur! Zekât zengine farzdır, fakire farz değildir! Aksine fakirin menfaatınadır, cebine para girecektir. Bu da zor şey değildir, ağır değildir! Zekât olarak malın tümü istenmiyor, yarısı da istenmiyor; Ancak kırkda biri isteniyor. İşte o kadar!.. Bu ağır bir vergi mi?!. Kırkda bir vermek kolay şeydir. Kırk lira olacağına otuz dokuz lira olsun; Kırk koyun olacağına, otuzdokuz koyun olsun! Ne fark eder? Devede kulak, değil mi?!. 

Hem tatlı ve yerinde bir şey! Başkalarına yardım etmek, muhtaçlara, düşkünlere yardım etmek, onların karınlarını doyurmak, elbiselerini giydirmek, onları sevindirmek ne kadar güzel şey!.. 

Oruç da böyle! O da senede bir gelir; Ramazan ayında! Oruç, zengin-fakir, erkek-kadın, işçi-patron her müslümana farzdır. Ama bu da zahmetli bir vazife değildir. Tatlı bir ibadettir; İnsana heyecan verir, sevinç verir, ibadet zevkini artırır. O iftar sofraları, o sahur yemekleri ne kadar tatlı, ne kadar zevklidir! 

Çocuklar bile oruç tutarak onun zevkini tatmayı, heyecanına katılmayı cana minnet bilirler. Kendilerine oruç farz olmadığı halde sahur yemeğine kaldırılmalarını anne ve babalarından isterler. "Ne olur, bizi de gece yemeğine kaldırın! Biz de oruç tutalım!.." diye ısrar ederler, yalvarırlar. 

Muhterem kardeşlerim! Belki biri çıkıp diyecek ki, "Efendim! Doğru, hepsi kolay! Hepsi kolay da, ah şu namaz olmasaydı! Namaz var ya, işte bu zor! Günde bir defa değil de beş defa! Buna kim tahammül edebilir?!. Hele bir de abdesti var! Hem ne kadar zaman alıyor?!."

Ben de ona derim ki: "Hayır! Namaz senin dediğin kadar zor değildir. Ah, namazın ne demek olduğunu sen de bir bilseydin, onun içine girip şuuruna varsaydın, nasıl bir ibadet olduğunu bilip, zevkini tatsaydın, bunları söylemeyecektin, beş vakit namaz belki de az diyecektin!.."

O ne mühim bir ibadet, ne güzel bir davranış! Ne kadar yerine bir hareket! İnsanı günün belli saatlerinde yaratanın huzuruna çıkarıyor, Mevlasıyla başbaşa bırakıyor, günlük kırk rekat namazda kırk defa Fatiha  Suresi'ni okutturuyor ve kırk defa, "Ya Rabb'! Yalnız Sana kul olur, yardımı da yalnız Senden isterim!" dedirterek kulluk vazifesini, ibadet ve ubûdiyyetini Allah'a arz ettiriyor! 

Namaz, aynı zamanda temizlenmemize vesiledir; Abdest-gusül temizlikten ibarettir. Hem öyle zannedildiği gibi namaz, mühim bir vakit de almaz. Namaz hakkında, namazın fayda ve manası hakkında söylenecek daha neler var... Ancak konumuz bu değildir! 

Görüldüğü üzere dinde, ibadette zor bir taraf yoktur, altından çıkılmaz bir taraf yoktur, gücümüzün üstünde bir teklif yoktur. Dinimiz kolaylık dinidir! Gerek Kur'an-ı Kerim’de, gerekse hadis-i şeriflerde buna dair nice ifadeler, nice beyanlar vardır. 

Netice itibariyle şunu söylemek isterim: "İbadetlerimizi yapmamız, dünya işlerimize mani teşkil etmez, geri bırakmaz. İkisini de bir arada yürütmek mümkündür, kolaydır. Yeter ki, şuurlu olalım, yeter ki, İslâm'ı bilelim!.. 
 


Cemâleddin Hocaoğlu Kaplan {Rh.a}
DÂRU'L HİLÂFETİ'L ALİYYE MEDRESESİ


YAZI KÖŞESİ

Hilafet-i İslamiyye

SAYAÇ

Bugün 281
Toplam 435250
En Çok 1157
Ortalama 330