UĞUR DÜNDAR’IN CEMALEDDİN HOCA İLE RÖPORTAJI

O HALDE SEN VE BERABERİNDE TEVBE EDENLER, EMROLUNDUĞUNUZ ŞEKİLDE, DOĞRU YOLU TUTUN. SİZDEN HİÇBİRİNİZ BÜYÜKLENİP, ALLAH TARAFINDAN KONULMUŞ SINIRLARI AŞMASIN; ÇÜNKÜ UNUTMAYIN YAPTIĞINIZ HERŞEYİ O GÖRÜYOR. (KURAN-İ KERİM 11:112)

03-04-2022

UĞUR DÜNDAR’IN CEMALEDDİN HOCA İLE RÖPORTAJI

Sayın Muhterem Cemaleddin Hocaoğlu Sorularımı ilişikte sunuyorum. İlginize teşekkür ederim. 
Uğur Dündar

1- İslâmî Cemiyetler ve Cemaatler Birliği olarak amaçlarınız nelerdir?

2- Türkiye'den ayrılmadan önceki konuşmalarınızla, Almanya’ya geldikten sonra yaptığınız açıklamalar ve düşünceleriniz arasındaki fark var mı?

3- Atatürk inkılapları ve laik Türkiye hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

4- Size göre irtica nedir, Türkiye’de irtica var mıdır?

5- Cumhurbaşkanı Kenan Evren, irtica büyük bir tehlikedir diyor. Açıklamalarını nasıl yorumluyorsunuz?

6- Türkiye’deki siyasal partiler arasında sizin görüşlerinize en yakın bulduğunuz parti veya partiler hangileridir?

7- Başbakan Özal ve Süleyman Demirel ve Necmettin Erbakan hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

8- Başbakan’ın eşi Semra Hanım, size göre gerçek bir müslüman hanım ve gerçek bir İslâm kadını temsilcisi midir?

9- Humeyni rejiminin Türkiye’de gerçekleşmesini istiyor musunuz?

10- Humeyni’den maddi destek alıyor musunuz?

11- İran’da mollalar tarafından eğitilen müminleriniz var mı?

12- Siz de İran’a gittiniz mi? Humeyni’den maaş aldınız mı?

13- Amaçlarınıza nasıl ulaşacaksınız?

14- Amaçlarınız için gerekirse silahlı mücahid kadroyla savaşmayı düşünüyor musunuz?

15- Amaçlarınızın tahakkuku için Türkiye’de kadrolaşmanız var mı?

16- Ne zaman ve hangi şartlarda Türkiye’ye dönmeyi düşünüyor musunuz?

17- Solcularla işbirliğiniz var mı? Varsa kimlerle?

18- Türk Silahlı Kuvvetlerine yönelik yapısal değisiklik istekleriniz ve düşünceleriniz var mı?

19- Mehdi’ye inanıyor musunuz? Sizce Mehdi kimdir? Muhammed İbni Hasan mı?

20- Humeyni rejimi bir İslâm Cumhuriyeti midir? Bu rejimin Caferi 12 İmam mezhebinin yayılmasını amaçlayan bir rejim olduğu görüşüne katılıyor musunuz?

21- Humeyni’ye göre Şii olmayan müslümanlar kâfir midir?

22- Humeyni’ye göre Sünni imamların ardında namaz kılınır mı?

23- Humeyni ve mollalar, İmam Mehdi’ye vekil midirler?

24- Türkiye’nin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

20.1. I987 Köln 

Uğur Dündar (imza)

Rabbime hamd ederek başlarım:

Cevap: 1- Amacımız; İslâm Dini’nin, onun kitabı Kur’an’ı Kerim’in ve bu kitabın getirdiği nizam ve kanunların gönüllere, ailelere, mahkemelere, cemiyete, millet ve devletlere hakim olmasını sağlamaktır. Bir başka ifade ile; Adil-i Mutlak ve Hakim-i Mutlak olan Allah’ü Azimüşşan’ın gönderdiği ve indirdiği Kur’an Kanunları’nın hayata ve hayatın bütün safhalarına hakim olmasını temine çalışmaktır. Bunun için meşru olan güç ve imkânları seferber etmektir.

Çünkü, biz biliyor ve inanıyoruz ki, insanoğlu Yaratanına kul olmak üzere dünyaya gönderilmiştir. Bütün nimetler de onun emrine, onun hizmetine verilmiştir. Allah'a kul olmanın yolu Kur’an’dan ve onun getirdiği şeri nizamdan geçer. Hatta dünya insanlığının sükun ve huzuru İslâm Dini’nin, onun getirdiği siyaset ve medeniyetin dünya hayatına hakim olmasına bağlıdır.

Şurası da çok iyi bilinmeli ki, böyle bir gayeye yönelmemiz ve bu uğurda faaliyet göstermemiz, dinimizin emri, imanımızın gereğidir. Namaz ve oruç gibi ibadetleri yerine getirmek nasıl tarz ise, nasıl birer Allah emri ise, bu yolda çalışmamız da farzdır ve Allah emridir.

Şu nokta da yine çok iyi bilinmelidir ki, İslâm’da savaş vardır. Fakat savaş, nihai bir çaredir, zoraki bir harekettir. Gayeye varmak için asıl bir yol değildir; Mecburi bir yoldur. Yani mecbur kalındığında bu yola başvurulur. Daha açığı; akıllara, fikirlere ve vicdanlara vurulan zincirleri kırmak, için İslâm’da savaş meşru kılınmıştır. Yoksa İslâm’da hak ve hakikatları anlatmak için asıl yol Tebliğ yoludur; telkin, ikaz, irşad ve ikna yoludur. Nitekim Nahl Süresi’nin 125. Ayetinde bu çeşit emir ve tavsiyeleri görmekteyiz.

Bu noktalardan hareketle; biz biliyor ve inanıyoruz ki:

1- Müslüman Hak yolunun yolcusudur. Hak yol ise İslâm’dır.

2- Hakimiyet Kayıtsız ve Şartsız Allah'ındır. Yani kanun koyma yetkisi Allah’a mahsustur ve onun hakkıdır.

3- İslâm Dini, bir bütündür; parçalanamaz.

4- Devlet de İslâm Dini’nin ayrılmaz bir parçasıdır.

5- İslâm’da siyaset vardır. Hatta İslâm her yönüyle siyasetin ta kendisidir.

6- İslâm Dini hükmünü de metodunu da beraberinde getirmiştir.

7- Şeriat demek, genelde Din demektir; Kur’an-ı Kerim’in iki kapağı arasındaki Allah’ın emir ve yasaklarının tümüdür.

8- Hakimiyyeti Allah’tan başkasına tanımak şirktir, putperestliktir.

9- Günümüzün putları; arkasına sığınılan bir heykel, bir şahıs veya bir sistemdir.

10- Komunizm, Kapitalizm, Sosyalizm, Kemalizm, Laisizm gibi İslâm’a ters düşen ne kadar düzen, ne kadar sistem ve ne kadar izm varsa hepsi birer puttur, birer tâğuttur. (Tâğut demek: Allah’a karşı baş kaldırmak, Allah’ın gönderdiği kanunları beğenmeyip kendi kafalarına göre kanun yapmak demektir...)

11- Namazı veya zekâtı dinden ayırmak nasıl putperestlik ise; insanı nasıl dinden çıkarırsa, devleti de dinden ayırmak öylece putperestliktir.

İşte yukarıdan beri sıraladığımız günümüzün meselelerindendir. Amacımız; her müslümanın bunları bilmesi, tebliğ etmesi, netice itibariyle de Kur’an’ın Anayasa, İslâm’ın Devlet olmasıdır.

Cevap: 2- Avrupa’daki düşündüklerim ve konuştuklarımla Türkiye’dekiler arasında genelde bir fark olmamıstır. Ve olamaz.

Cevap: 3- İnkılaplar; tamamen yabancı kaynaklıdır. Dolayısı ile milletimize maddeten bir fayda getirmediği gibi manen de yıkıcı olmuştur. Zamanımıza kadar baskı ve süngü zoru ile gelebilmiş ise de, Allah’a şükür, milletimize mal olmamıştır.

Laik Türkiye’ye gelince: laiklik dini devletten, devleti dinden ayırdığından, Din devletsiz kalmış, devlet de dinsiz olmuştur. Bu yüzden Türkiye’de devlet rejimi ile müslüman halkın inancı ters düşmüstür. Çünkü müslüman biliyor ve inanıyor ki, İslâm Dini, siyasî ve dinî iktidarın bir elde toplanmasını ve dinin emredici fonksiyonunu gerektirir; laiklik ve laik düzen, bu bakımdan tüm olarak, İslamiyete, şeriata aykırıdır. Bilhassa Türkiye’deki uygulanışı, bir bütün olarak dinsizliği gerçekleştirici bir mahiyet kazanmış bulunmaktadır.

Bu itibarla millet-devlet kaynaşması sağlanamamış; memlekette huzur ve ilerleme gereği gibi kaydedilememistir.

Cevap: 4- İrtica, arapça bir kelime olup, geri dönme, geriye gitme manalara gelir. Türkiye’de İslâm’ın Devlet olmasını istemeyenlerin irtica kelimesi ile kastettikleri mana ise; Kur’an’ın Anayasa, Şeriatın kanun, İslâm’ın Devlet olmasıdır. Yani İslâm’ın hayata hakim olmasına irtica diyorlar bunlar. Fakat halk müslüman olduğu için bunu açık açık ifade edemiyorlar da kelime oyunu yapıyorlar.

Ancak, halkımız bunu anlamış olup artık bu oyuna gelmeyecektir. Müslüman olmanın mesuliyetini bilerek, onlar ne isim verirlerse versinler, İslam’ın Devlet olması yolunda çalışmaları vardır, bundan böyle de bu çalışmalara cesaret ve hız kazandıracaktır.

Cevap: 5- İrticadan maksadı İslam’ın Devlet olması ise ki odur. Bu ise, tehlike değil, selamet ve emniyetin ta kendisidir. Çünkü Kur’an şifa kaynağıdır; insanlık için rahmettir. Böylelerine halisane tavsiyemiz, fikir ve düşüncelerini buna göre tashih edip müslümanların inançlarına saygılı olmalarıdır. Söylediklerinden hemen tevbe edip hatalarını düzeltmelidir. Kendisine göndermiş olduğumuz tebliğ mahiyetindeki mektubu (ki bu kabil mektuplar kitap halinde de basılmıştır. Aracılığınızla bir tane kendisine gönderiyorum) dikkatle ve tekrar tekrar okumalıdır. Yaşı da pek ilerlemiştir.

Cevap: 6- Fikir ve faaliyetlerinde bazı farklar söylenebilirse de, kaynakları ve dayandıkları prensipleri itibariyle partiler arasında bir fark yoktur. Parti olarak hiçbirisini tasvip etmiyoruz.

Cevap: 7- Şahıslar üzerinde bir mukayese yapmayı uygun bulmuyoruz. Kendilerine tebliğ ve tavsiyelerimiz odur ki, particiliği terkedip Kur’an etrafında toplanmaları ve İslâm siyasetinin hakim olmasına çalışmalarıdır.

Cevap: 8- Biz, bütün müslüman hanımlara örtünmelerini ve evlatlarına örnek olmak üzere annelik makamlarını muhafaza etmelerini tebliğ ve tavsiye ediyoruz.

Cevap: 9- Biz, bütün yazı ve sözlerimizde “Kaynağımız Kur’an, Örneğimiz Hz. Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’dir” dediğimize göre, devlet mevzuunda da örneğimiz Asr-ı Saadet olacaktır.

Cevap: 10- Hayır.

Cevap: 11- Hayır; yoktur.

Cevap: 12- Ben, İran’ı bir sefer ziyaret ettim. Maaş almadım.

Cevap: 13- Allah’ın yardımı ve Müslümanların desteği ile.

Cevap: 14- Hareketimiz Şer’i bir hareket olduğuna göre ölçüsünü de Kur’an ve Sünnetten alır ve ona göre, söz, fiil ve hareketlerini tanzim eder.

Cevap: 15- Hedefimiz sınırlı bir kadro değil, bütün müslümanlardır. Her müslüman İslâm davasının birer askeri, birer hadimidir. Yönetici kadro ise, hareketin içinden çıkacaktır.

Cevap: 16- Dönüşümüz Allah’ın takdirine ve müslümanların çalışmalarına bağlıdır. Biz inanıyoruz ki, Hicret’ten sekiz sene sonra Mekke’nin fethini Peygamberine nasip eden Allah’u Azimüşşan, ümmetı'ne de Türkiye’nin yeniden fethini nasip etmeye kadirdir. Her şey O’nun irade ve kudretine bağlıdır. O’nun vadi sarihtir; Kur’an’da: “Siz bana (benim dinime, dinimin hakim olmasına) yardım ederseniz, bende size yardım ederim” buyurmaktadır.

Cevap: 17- Solcularla herhangi bir işbirliğimiz yoktur. Fırsat düştüğü takdirde onlara da hakkı tebliğ ederiz.

Cevap: 18- Tebliğ ve irşad muhataplarımız umumî olduğuna göre, ordu mensupları da buna dahildir.

Cevap: 19- Bu soru itikadı ilgilendiren bir meseledir. Cevabı Akaid kitaplarında mevcuddur.

Cevap: 20- İran’daki rejim genelde bir İslâm Cumhuriyeti’dir. Yapılan İnkılab Mezhebi değil İslâmîdir. Mezheplerini yayma siyaseti hakkında kesin bir delilimiz yoktur. Ve böyle bir siyaset takip etmemelidirler. Bu, kendilerine de bir fayda getirmez. Bu yolda kendilerine tavsiyelerimiz olmuştur.

Cevap: 21, 22, 23- Sorularınızın muhatabı biz degiliz. Kendilerinden sorulabilir.

Cevap: 24- Değil ki Türkiye de, bütün dünyada zaman çarkı İslâm’ın lehine, yani hakim olmasına doğru dönmektedir.

Bu hususta basına da mühim sorumluluklar düşmektedir. Basın mensuplarına da tebliğ ediyoruz ki: “Önce İslâm dinini bütün bölümleriyle: İtikad ve İbadetiyle, Devlet ve siyasetiyle kendi kaynaklarından öğrenin ve hayatınıza tatbik edin! Şu geçici dünyanın yaldızlı halleri sizi aldatmasın! En azından yabancı hukuk ve kanunlarını okuduğunuz kadar, İslâm Hukuku’nu da okuyun. Dünyanın ilim adamlarının dedikleri gibi sizler de “İslâm Hukuku bir derya imiş! Yaratan ve yaratığın haklarının yegane güzel ve adil bir şekilde İslâm Hukuku tarafından tarif ve beyan edildigini” göreceksiniz. İslâm’ın Devlet olmasında büyük hizmetleriniz olacaktır ve olmalıdır. Kazanırsınız, bir şey kaybetmezsiniz!..

Selâm Hakk’a Tabi olanlara! Selâm bütün kardeşlerime!

21. C.evvel-1407 / 21. Ocak-1987

 

DÂRU'L HİLÂFETİ'L ALİYYE MEDRESESİ


YAZI KÖŞESİ

Hilafet-i İslamiyye

SAYAÇ

Bugün 344
Toplam 529700
En Çok 1316
Ortalama 348