SONA DOĞRU - CEMÂLEDDİN HOCAOĞLU KAPLAN {RH.A}

O HALDE SEN VE BERABERİNDE TEVBE EDENLER, EMROLUNDUĞUNUZ ŞEKİLDE, DOĞRU YOLU TUTUN. SİZDEN HİÇBİRİNİZ BÜYÜKLENİP, ALLAH TARAFINDAN KONULMUŞ SINIRLARI AŞMASIN; ÇÜNKÜ UNUTMAYIN YAPTIĞINIZ HERŞEYİ O GÖRÜYOR. (KURAN-İ KERİM 11:112)

21-03-2022

SONA DOĞRU

Tarihi insanlığın tarihi kadar eski olan ve ilk insan, ilk müslüman ve ilk Peygamber Hz. Adem’le başlayan, kaynağını Allah’tan alan, vahye dayanan ve Allah’ın kanunundan ibaret olup insanın insanca yaşamasını hedef tutan, bir ismi de "İslâm" olan bu din, ilk Peygamber Adem (Aleyhisselâm)’la başlamıştır. Adem (Aleyhisselâm), bir peygamber olarak Allah tarafından aldığı emir ve yasakları olduğu gibi, evlat ve ahfadına tebliğ etmiştir. Dünyadaki hayat ve hizmeti bitince dünyaya veda etmiş ve on sahifeden ibaret olan dinin kitabını evladına emanet etmiştir. Fakat, emanete sahip olanlar onu korumada, onun tebliğatını gereği gibi yapmada ihmalkâr davranmışlar, zaaf göstermişler, hatta kendi menfaatleri için veya heva ve heveslerine uydukları için veyahut da zamanın kötü niyyetli adamlarına yaranarak ve tavizler vererek dinin bazı meselelerini unutulmaya terk etmişlerdir. Bazı ilaveler de yazmışlardır. Artık din çığırından çıkmış, hurafeler bataklığı haline gelmiştir.

İşte, bu zamanda Cenab-ı Hak ikinci peygamberi göndermiştir. Yeni gelen Peygamber, Cenab-ı Hak’tan aldığı vahye dayanarak, bozulan dini ıslah etmiş, yabancı unsurları ayıklamış, unutulan ve terk edilenleri de ihya etmiş ve bu suretle ilk peygamberle başlayıp sonradan bozulan hak dini aslına döndürmüş ve ikmal etmiştir. Ve nihayet ümmetine, ümmetinin ulemasına emanet ederek gitmiştir. Fakat, yine bir kısım insanların heva ve hevesleri, ulemanın da ihmal ve tavizkâr durum ve tutumları yüzünden yine din bozulmuş, işe yaramaz hale gelmiş ve insanlar sapıtmıştır.

Üçüncü peygamber gelmiş, önceki peygamberlerle başlayan ve ihya edilen ve fakat yaramazlar ve şeytaniyyun tarafından tahrip edilen bu dini yeniden ihya ve tamir etmiştir.

Din, tarih boyunca bir yandan peygamberler tarafından tebliğ, telkin, ihya ve ikmal edilmiş, öte yandan da bozguncu ve şeytani güçler tarafından tahrif ve tebdil edilmiş, ilahî hüviyetini kaybetmiştir. Nihayet sıra son Peygamber Hz. Muhammed’e (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) gelmiştir. O, ne yapmış? Kendinden önceki peygamberler ve özellikle Hz. İsa tarafından tebliğ ve ihya edilen fakat din düşmanlarının heva ve heveslerine uyan tavizkâr, sözde alim yahudi hahamları ve Nasara (hıristiyan) rahip ve papazları tarafindan tahrif edile edile ve taviz verile verile bozulan İslâm Dini’ni, vahye ve Kur’ân-ı Kerim’e dayanarak son olarak ıslah etmiş, düzeltmiş ve ikmal etmiştir. İşte görüldüğü üzere, insanlığın selameti için gelen İslâm, zaman olmuş tahrif ve tahrip edilmiş, zaman olmuş tamir ve ihya edilmiş. Bunlar birbirini takip edegelmişlerdir. Bu, bir hak-batıl ve bir iman-küfür savaşıdır. Son Peygamber Hz. Muhammed (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)devrine kadar böyle olmuştur. Son Peygamber Hz. Muhammed’den sonra günümüze kadar da hatta kıyamete kadar da böyle olmuş ve böyle olacaktır. Bir farkla:

Yıkıcılar, bozucularda bir fark yoksa da yapıcılar arasında fark vardır. Tarihte yapıcılar, genellikle peygamberlerdi. İhya hareketleri peygamberler tarafından yürütülürdü. Fakat Hz. Muhammed’den sonra ise müctehidler tarafından yürütülmüştür ve yürütülecektir. Tahrip ve tamir şeklinde de fark vardır. O da Peygamberler devrinde, genellikle hem dini meselelerde hem de dinin kitabı üzerinde oluyordu. Sonraki devrede ise, bir kere dinin kaynağı olan Kur’ân-ı Kerim’de tahrifat yapmaya, kalem karıştırmaya kimsenin gücü yetmemiştir, yetmiyecektir. Fakat dini meselelerde, özellikle fer’î meselelerde olabiliyor. Şeytaniyyun ve şeytanî güçler ve onlara alet olan, tavizkâr sözde âlimler tahrif ve tahribatlarını bu sahalarda icra etmek isterler.

Fakat, bu şeytaniyyun ve onlara alet olanların karşısında, Allah’a şükür, bunların tahribatını tamir eden, fesatlarını islah eden, dinin gerçeklerini olduğu gibi söyleyen, yayan ve koruyan âlimler vardır. Bugüne kadar binlercesi gelmiştir ve bundan böyle de geleceklerdir. Bunlara Kur’ân diliyle "Rabbaniyyun" veya "Müstahfezun", Peygamber diliyle de "Müceddit" veya "Varis" denir.

 

Cemâleddin Hocaoğlu Kaplan {Rh.a}
DÂRU'L HİLÂFETİ'L ALİYYE MEDRESESİ


YAZI KÖŞESİ

Hilafet-i İslamiyye

SAYAÇ

Bugün 450
Toplam 529806
En Çok 1316
Ortalama 349