İSLÂM ANAYASASI - CEMÂLEDDİN HOCAOĞLU KAPLAN {RH.A}

O HALDE SEN VE BERABERİNDE TEVBE EDENLER, EMROLUNDUĞUNUZ ŞEKİLDE, DOĞRU YOLU TUTUN. SİZDEN HİÇBİRİNİZ BÜYÜKLENİP, ALLAH TARAFINDAN KONULMUŞ SINIRLARI AŞMASIN; ÇÜNKÜ UNUTMAYIN YAPTIĞINIZ HERŞEYİ O GÖRÜYOR. (KURAN-İ KERİM 11:112)

31-03-2022

İSLÂM ANAYASASI

 

Genel Hükümler

Madde: 1- Devletin ismi "İslâm Devleti"dir.

Madde: 2- Devletin idare şekli İslâm'dır.

Madde: 3- Devlet, siyasî, içtimaî, harsî, hukukî, iktisadî vesaire gibi temel yapılarında ve bütün müesseselerinde İslâm dinini esas alır.

Madde: 4- Hâkimiyet kayıtsız ve şartsız Allah'ındır. Devlet reisi bu hâkimiyeti, İslâm kanunlarına göre ve Allah adına icra ve murakabe eder.

Madde: 5- İslâm akidesi devletin temelini teşkil eder. Şöyle ki, İslâm inancını esas almayan hiçbir şey, devletin bünyesinde, teşkilatında, muhasebesinde ve sair hususlarında muteber sayılamaz. (Aynı zamanda İslâm akidesi, kanunların ve anayasanın temelini teşkil eder.)

Madde: 6- İslâm Devleti tebaasından olan herkes, şer'î haklardan faydalanır ve vecibelerden sorumludur.

Madde: 7- Devlet icraatında, tebaa arasında bir ayırım yapamaz; ırk, renk, dil ve (bazı özelliklerin dışında) din gibi unsurlardan sarfınazar ederek herkese aynı gözle bakar.

Madde: 8- Devletin merkezi ........'dır.

Madde: 9- Devletin resmi dili .....'dır, yazısı Kur'ân yazısıdır. Arapça Kur'ân ve Sünnet’in dili olduğu için, bütün okullarda okutulması mecburidir.

Madde: 10- Devlet icraatında Ehl-i Sünnet mezhebini esas alır ve İslâm dini çerçevesi içinde bulunan bütün mezhepler, devletin kontrolünde eğitim, öğretim ve ibadetlerini kendi mezhep anlayışları içinde icra ederler.

Madde: 11- Devletin tebaiyetini taşıyan müslim ve gayrimüslim herkese İslâm Şeriatı devlet tarafından aşağıdaki şekilde tatbik edilir:

a) İslâmî hükümlerin bütün Müslümanlara tatbikinden hiçbir istisna kabul edilmez.

b) Gayrimüslimler, inanç ve ibadetlerinde tamamen serbesttirler.

c) İslâm'dan irtidat edenlere mürted hükümleri tatbik edilir.

d) Gayrimüslimler yeme ve giyinişlerinde şer'î hükümlerin izin verdiği nisbette kendi kendilerine muamele olunurlar.

e) Evlenme ve boşanma işleri hususunda gayrimüslimler kendi dinlerine göre hareket ederler; evlenme müslim ile gayrimüslim arasında olursa İslâm Şeriatı’na göre muamele edilir.

f) Sair muamelât, ceza, beyyine, iktisad ve idare nizâmlarını cemiyet hayatına tatbik ederken devlet, müslim ve gayrimüslim arasında tefrik yapmaz.

Madde: 12- İslâm davasını yüklenmek devletin asıl görevidir.

Madde: 13- Şer'î hükümler için asıl kaynak; Kitap, Sünnet, icma ve kıyastır. Bunlardan başkası şer'î hükümlere kaynak olamaz.

Madde: 14- Beraet-i zimmet asıldır; bir kimse ancak mahkeme kararıyla tecziye edilir. Hiç kimseye asla işkence edilemez ve buna tevessül edenler ceza görürler.

Madde: 15- Fiil ve hareketlerde aslolan şer'î hükümlere bağlanmaktır. Bu itibarla şer'î hükmü bilinmedikçe bir iş yapılamaz. Muharrim delil (haram kılan) bulunmadıkça eşyada aslolan mubahlıktır.

Madde: 16- Kendilerinde aşağıdaki iki husus bulunduğu zaman, haram neticeye götüren bütün vasıtalar da haramdır:

a) Kat’î olarak ve daimi surette harama götürücü olması.

b) Şeriat’ın, netice olan o fiili haram kılmış olması.

 

İkinci Bölüm:

Temel Hak ve Hürriyetler

Madde: 17- Devlet, herhangi bir şahsa, bir zümreye veya bir sınıfa, herhangi bir hususta imtiyaz hakkı veremez; ırk, renk, dil ve din farkı gözetmeksizin her tebaanın hukukunu korur ve gözetir.

Madde: 18- Herkes şahsına ait vazgeçilmez haklara ve hürriyete sahiptir.

Madde: 19- Her Müslüman, İslâm'ın Müslümanlara tanıdığı tüm hak ve salahiyetlerden faydalanır ve tüm vazifelerle mükelleftir.

Madde: 20- Bütün tebaa, İslâm Şeriatı’nın kendilerine bahşettiği can, mal, namus himayesi; fikir, vicdan, ibadet, seyahat, toplanma, teşebbüs, çalışma hürriyeti; içtimaî kuruluş ve müesseselerden faydalanma, öğretim ve eğitim ve yükselmede fırsat eşitliği gibi bütün haklardan kanunlar çerçevesinde istifade ederler.

Madde: 21- Şeriat’ın cevaz vermediği şekilde, hiçbir kişinin elinden bu haklar alınamaz, kısıtlanamaz ve hiçbir kişiye kanunsuz olarak ceza verilemez.

Madde: 22- Gayrimüslim tebaa ile yapılan bütün anlaşma ve bağlantılara riayet etmek devletin görevidir.

Madde: 23- Basın ve yayın, kanun çerçevesi içinde kalmak kaydıyla serbesttir.

Madde: 24- Kanun huzurunda bütün vatandaşlar eşittir.

Madde: 25- Herkes şahsiyet, ehliyet ve kabiliyetine göre devlet memuru olma hakkına sahiptir.

Madde: 26- Herkes mesken masuniyetine sahiptir; kanunun tayin ettiği durumlar dışında kimsenin mesken ve menziline girilemez.

Madde: 27- Vatandaşlar, ferdî veya toplu hâlde gerek kendi şahıslarıyla ve gerekse umumî meselelerle ilgili olarak gerekli mercilere ve Şûra Meclisi’ne dilekçe verme ve şikâyette bulunma hakkına sahiptir.

 

 

Üçüncü Bölüm:

İçtimaî Hükümler

Madde: 28- İslâm toplumunun temeli ailedir. Devlet ailenin teşkilini kolaylaştırıcı, kudsiyetini koruyucu ve aile münasebetlerini muhafaza edici tedbirleri almakla mükelleftir.

Madde: 29- İslâm Devleti, bütün Müslümanları kardeş bilir ve bir ümmet olarak kabul eder. Genel siyasetini İslâm milletlerinin dostluk, birlik ve beraberlik esasına göre düzenler. İslâm dünyasının siyasî, iktisadî, askerî ve harsî birliğinin tahakkuku için devamlı bir gayret gösterir.

Madde: 30- Ülkenin birlik ve bütünlüğünü, ülkesi ve milleti ile bölünmezliğini, bağımsızlığını korumak devletin ve tüm vatandaşların görevidir.

Madde: 31- Askerlik Müslüman tebaa için hem bir hak hem de bir vazifedir. Dâhilde asayişi sağlamak, harice karşı sınırları korumak, devletin emniyet ve askerî kuvvetleri marifetiyle temin edilir. Her vatandaş bu meşru kuvvetlere yardımcı olmakla mükelleftir.

Madde: 32- Eğitim ve öğretim parasızdır. Eğitim ve öğretim İslâm'ın kültür ve tarihine, örf ve ananesine, inanç ve ibadetine, hukuk ve ahlâkına uygun bir şekilde icra edilir. Ahlâklı, fazîletli, bilgili, üstün seciyeli, çalışkan ve İslâm mefkûresine sahip nesiller yetiştirmek devletin temel görevlerindendir.

Madde: 33- Devlet, vatandaşların içtimaî, harsî, maddî ve manevî gelişmesini sağlamak için gerekli tedbirleri alır ve lüzumlu müesseseleri kurar.

Madde: 34- İslâm Devleti âdil, mazlumları koruyan ve İslâm membaından ilhamını alan içtimaî bir hukuk devletidir.

Madde: 35- Devlet her türlü zulmetmeyi, zulmolunmayı ve bir yabancı hâkimiyet altına girmeyi reddeder.

Madde: 36- Devlet, iman ve takva esasına dayanarak, ahlâkî fazîletlerin gelişmesine uygun bir ortam hazırlar ve her türlü fesad, tecavüz ve anarşi ile mücadele eder.

Madde: 37- İslâm Devleti ve Müslümanlar, gayrimüslim tebaaya karşı İslâm ahlâkı, İslâm adaleti ve sadakati ile muamele ve münasebette bulunur ve insanî haklarına riayet eder.

Madde: 38- İslâm Devleti'nin tarih başlangıcı, İslâm'ın Peygamberi Hz. Muhammed (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)'in hicretidir. Hicrî kamerî de ve hicrî şemsî de takvimde muteberdir. Ancak devlet dairelerinin çalışması hicrî şemsî takvimine göredir.

Madde: 39- Haftalık resmî tatil Cuma günüdür. Senede Ramazan Bayramı iki gün, Kurban Bayramı üç gün olarak tatil edilir.

 

 

Dördüncü Bölüm:

Aile Nizâmı

Madde: 40- Kadında aslolan anne ve evin terbiyecisi olmaktır. Kadın, korunması gereken bir emanet ve bir namustur.

Madde: 41- Aslolan kadınların erkeklerden ayrılmasıdır. Alışveriş gibi Şeriat’ın cevaz verdiği ihtiyaçlar veya hac gibi kendisi için müsaade edilmiş bulunan toplantılar haricinde kadınlar erkeklerle toplanamazlar.

Madde: 42- Erkeklere verilen haklar kadınlara da verilir. Ancak, Şeriat’ın kadına veya erkeğe şer'î delillerle tahsis ettiği haklar müstesnadır. Kadın da ticaret, ziraat, sanat işlerine karışmak, muamelât ve akitlerde bulunmak hakkına sahiptir. Kendi başına veya başkasıyla müştereken malını çoğaltabilir.

Madde: 43- Kadın ve erkeğin ahlâkına zararlı, cemiyeti ifsad edici her türlü işi yapmaktan kadın menedilir.

Madde: 44- Erkek, ev haricindeki işleri yürütür, kadın da gücü yettiği kadar ev içindeki işleri yürütür.

Madde: 45- Diğer karı-koca münasebetleri İslâm hukukuna göre tanzim edilir.

 

 

Beşinci Bölüm:

İktisadî Nizâm

Madde: 46- İktisad meseleleri, cemiyetin ihtiyaçlarını giderme yönünden bakıldığı zaman cemiyetin istikbâle matuf durumlarını nazar-ı itibara almalıdır. İhtiyaçları karşılamak için de cemiyetin hâlihazırdaki durumu esas alınmalıdır.

Madde: 47- Mal ve mülk yalnız Allah'ındır. Allah insanı yerine vekil bırakmış ve bu suretle insanın mülkiyet hakkı olmuştur. Bu itibarla mal ve mülk edinme iznini veren de Allah'tır. Ve bu özel izinle insanın mülkiyet hakkı meydana gelmiştir.

Madde: 48- Devlet, fert fert herkese temel ihtiyaçlarını karşılama teminatı verir ve yine her ferde temel ihtiyaçlarının ötesinde mümkün mertebe daha yüksek bir seviyede ihtiyaçlarını karşılama imkânlarını hazırlar.

Madde: 49- Cemiyetin iktisadî istiklâlini temin etmek, fakirlik ve mahrumiyeti kaldırmak, insanın içtimaî ihtiyaçlarını karşılamak için İslâm Devleti, iktisadiyatını aşağıdaki esaslara dayandırır:

a) Temel ihtiyaçların karşılanması: Mesken, yiyecek, giyecek, sağlık, tedavi, öğretim ve eğitim ihtiyaçlarının karşılanması. Devlet herkese aile yuvası kurması için gerekli imkânları sağlar.

b) Tam istihdam sağlamak amacıyla herkese iş şartları ve imkânları hazırlamak: İş yapabilecek durumda olup da mesai için gerekli vasıta imkânları olmayanlara bu imkânları yardımlaşmak suretiyle temin eder. Bu yardımlaşma faizsiz borç vermek veya diğer meşru şekilde olmalıdır;

c) Devlet, cemiyete zararlı olacağı takdirde servetin belli şahıslarda veya belli grupların elinde toplanmasına ne müsaade etmeli, ne de devlet, cemiyetin zararına kendisi büyük bir işveren durumuna gelmelidir.

d) Ülkenin iktisadî plânlamasını, çalışma şeklini, muhtevasını ve çalışma saatlerini, her ferdin çalışması yanında manevî, iktisadî, siyasî, ülkenin idaresine faal katılma, kabiliyeti artırma ve yeni teşebbüslerde bulunma gibi, kendi kendini yetiştirecek, gücü ve fırsatı bulabilecek bir şekilde hazırlamalıdır.

e) Meslek seçme hürriyetine riayet etmek, fertleri muayyen işlere zorlamamak ve başkalarının çalışmalarından haksız yere faydalanmamayı öğretmelidir.

f) Başkalarına zarar vermeyi, işi kendi inhisarına almayı, ihtikârı, faizi, bâtıl ve haram olan diğer alışverişi ve kumarın her çeşidini yasaklar.

g) İktisada bağlı bütün işlerde, ister tüketimde olsun, ister yatırım, üretim, dağıtım ve amme hizmetlerinde olsun, her nevi israfı ve gereksiz harcamaları meneder.

h) İlim ve teknolojiden istifade ederek, memleketin gelişmesi ve ilerlemesi için, ihtiyaç nisbetinde kabiliyet sahibi eleman yetiştirir.

i) Yabancı sermayenin ülke ekonomisine hâkim olmasına mâni olur.

j) Umumî ihtiyaçlarını temin edecek, ülkeyi kendi kendine yetecek bir merhaleye ulaştıracak ve dışa bağımlılıktan kurtaracak bir şekilde ziraatın, hayvancılığın ve ağır sanayi de dâhil bütün sanayinin gelişmesini hızlandırır.

Madde: 50- İslâm Devleti iktisad nizâmı, devlet sektörü, yardımlaşma kurumları ve özel sektör olmak üzere, iyi ve doğru plânlanmış üç temel kesime dayanır:

a) Devlet sektörü: Özel sektörün yapamadığı ağır sanayi tesisleri, sanayi altyapı tesisleri, dış ticaret, büyük madenler, bankacılık, enerji üretimi, baraj ve büyük su şebekeleri, radyo ve televizyon, posta-telgraf ve telefon, havayolları, denizyolları ve bunlara benzer amme mülkiyeti şeklinde ve devletin elinde ve denetimindeki kuruluşlardır.

b) Yardımlaşma kurumları ve benzerleri: Şehir ve köylerde, İslâm esaslarına uygun olarak kurulan üretim ve dağıtım yardımlaşma müessese ve kuruluşları içine alır.

c) Özel sektör: Devlet sektörü ve yardımlaşma kurumlarının iktisadî faaliyetlerini tamamlayan ziraat, hayvancılık, sanayi, ticaret ve genel hizmetler gibi faaliyet alanlarını kaplar.

Bu üç teşebbüste mülkiyet hakkı, bu faslın diğer maddelerine uygun olduğu, İslâm kanunlarının çerçevesi dışına çıkmadığı, ülkenin iktisadî gelişmesine ve yaygınlaşmasına katkısı bulunduğu ve toplumun zarar ve ziyanına sebep olmadığı sürece İslâm Devleti'nin kanunlarının himayesindedir.

Bu üç kesimin tâbi olacağı esaslar ve usûllerin sınırları ve şartları kanunla düzenlenir.

Madde: 51- Ganimet malları ve mevat (ölü arazi) veya terkedilen araziler, madenler, denizler, göller, nehirler ve sair umumî sular, dağlar, dereler, ormanlar, sazlıklar, tabii korular, meskûn mahaller çevresinde olmayan meralar, mirasçısı bulunmayan terekeler, sahibi belli olmayan mallar ve gasiplerden geri alınan kamu malları gibi servetleri, toplum yararına uygun olarak kullanma yetkisi İslâm hükümetinindir. Her birinden faydalanmanın tarzını kanun tayin eder.

Madde: 52- Herkes meşru kazanç ve çalışmasından elde ettiğinin malikidir. Hiç kimse kazancına ve çalışmasına malik olmak bahanesiyle başkasını kazanç ve çalışmasından mahrum edemez.

Madde: 53- Meşru yollardan elde edilen şahsî mülkiyet muhteremdir. Bu husustaki usûl ve esaslar kanunla düzenlenir.

Madde: 54- Devlet faiz, gasb, rüşvet, ihtilas, hırsızlık, kumar, vakıf mallarından haksız yararlanmak, resmî ihalelerde ve işlerde çıkar sağlamak, mevat araziyi ve amme mallarını satmak, fesad yerleri açmak ve benzeri gayrimeşru yollardan sağlanan kazançları alıp hak sahibine iade etmekle, sahibi bilinmemesi hâlinde Beyt'ül-Mal'e vermekle vazifelidir.

Madde: 55- Bugünkü ve gelecekteki nesillerin sağlığını tehdit edecek çevrenin kirlenmesini veya tahribini, telafisi mümkün olmayacak bir şekilde beraberinde getirecek olan iktisadî ve sair faaliyetler yasaktır.

Madde: 56- Devlet, vergi usûlünü kanunla tesbit eder. Vergi muafiyeti, vergi bağlama ve vergi indirim hakları kanunla düzenlenir.

Devletin yıllık genel bütçesi, kanunda belirtilecek şekilde hükümet tarafından hazırlanır ve gerekli inceleme ve tasdiki için Şûra Meclisi'ne sunulur. Bütçe rakamlarında yapılacak her türlü değişiklik de kanunda belirtilmiş usûllere göre yapılır.

Madde: 57- Devletin bütün gelirleri, genel hazine hesaplarında toplanır ve bütün ödemeler, kabul edilmiş tahsisatlar çerçevesinde kanun mucibince yapılır.

Madde: 58- Devlet Divan-ı Muhasebat'ı, doğrudan doğruya Şurâ Meclisi'nin murakabesi altındadır.

Madde: 59- Divan-ı Muhasebat, bakanlıkların, devlet şirketlerinin, müesseselerinin ve her ne şekilde olursa olsun, devlet genel bütçesinden istifade eden tüm kuruluşların bütün hesaplarını, kanunun kararlaştırdığı usûl ile denetler ve kontrol eder.

"Divan-ı Muhasebat" kanun mucibince ilgili senet, belge ve hesapları her yılın bütçesinin kesin hesap raporunu, görüşlerini de ilave etmek suretiyle Şûra Meclisi'ne teslim eder. Ve bu raporun ammenin malûmatına sunulması gerekir.

 

 

Altıncı Bölüm:

Vergi

Madde: 60- Zekât Müslümanlardan tahsil olunur. Zekât, Şeriat’ın alınmasını tayin ettiği nakit, ticaret eşyası, hayvanat ve hububat gibi mallardan alınır.

Madde: 61- Zimmîlerin tahammül edebilecek baliğ erkeklerinden cizye tahsil edilir; kadınlarından, çocuklarından ve malûllerinden alınmaz.

Madde: 62- Tahammülünce haraç arazisinden haraç alınır, uşrî araziden ise bilfiil yetişen mahsulün zekâtı tahsil olunur.

Madde: 63- Müslümanlardan, hazine masraflarını kapatmak için Şeriat’ın caiz gördüğü vergiler alınır. Bu vergi de ancak, örfen mal sahibine bırakılması icab eden ihtiyaçlardan fazla olarak bulunan kısımdan alınmalı ve vergilerin devlet ihtiyaçlarını kapama keyfiyetine riayet edilmelidir. Gayrimüslimlerden ne suretle olursa olsun vergi alınmaz; kendilerinden cizye, arazilerinden haraç alınır.

Madde: 64- Şeriat’ın, ümmete yapılmasını vacib kıldığı işleri başarmak için, hazinede mal yoksa, vücub ümmete intikal eder ve bu itibarla yapılması gereken işleri imkân dâhiline sokmak devletin hakkıdır.

Madde: 65- Daimî hazine gelirleri: Kâfirlerden harpsiz elde edilen bütün ganimetler, cizye, haraç, öşür, definelerin beşte biri ve zekâttır. İhtiyaç olsun veya olmasın, bu mallar devamlı olarak alınır.

Madde: 66- İslâm Devleti, hazineye gelir olarak Müslümanlardan da vergi tahsil edebilir ve bu aşağıdaki sebepler muvacehesinde olur:

a) Fakirlere, yoksullara ve yolculara yardım ve cihad farizesini eda ve hazine üzerine terettüp eden sarfiyatı kapatmak için.

b) Bedel olarak hazine tarafından ödenmesi icab eden masrafların kapanması, memurun maaşı, ordu masrafları için.

c) Zaruret hâlinde hazine üzerine terettüp eden giderleri kapamak için; zelzele, tufan gibi hadiselerin tebaaya arız olması gibi.

Madde: 67- Varisi bulunmayanlardan kalan mallar, devlet ve amme mülkiyetinden üreyen mallar, hazine gelirlerindendir.

Madde: 68- Hazine masrafları şu bölümlere ayrılır:

a) Zekâta müstahak olan sekiz sınıfa zekât bölümünden sarf edilir.

b) Zekât bölümünde mal bulunmadığı takdirde fakirlere, yoksullara, yolculara, cihada ve borçlulara hazine daimi gelirlerinden ödenir, burada da yoksa borç alınır veya vergi tarh edilir.

c) İdareciler, askerler ve memurlar gibi devlet hizmetini ifa edenlere hazineden para ödenir. Hazinede para yoksa veya kâfi gelmiyorsa bu giderleri karşılamak için vergi tahsil edilir. Acil ise, derhal ödünç alınır.

d) Yol, mektep, cami, hastaneler, sanayi kuruluşları ve diğer yatırımlar gibi umumun maslahatı ve fertlerin faydalanması için tesis edilen bu yerlerin inşası veya ihtiyaçları hazine tarafından karşılanır.

e) Zelzele ve tufan gibi arızi olan felâketler için hazineden sarfiyat yapılır, mal yoksa hemen bunlar için ödünç para alınır; sonra toplanan vergilerden bu borçlar ödenir.

Madde: 69- İşçi ile işveren arasındaki ilişki ve sözleşmeler İslâm kanunlarına göre âdil bir şekilde düzenlenir. İşverenle işçi arasında ihtilâf olursa emsaline göre ücret takdir edilir. Fakat ücretten başka bir husus için ihtilâfa düşerlerse şer'î hükümler dairesinde sözleşmeye göre karar verilir.

Fert ve şirket nezdinde görevli olanlar bütün hak ve vecibelerde devlet memurları gibidirler.

Madde: 70- Devlet, tebaasından olan herkes için iş bulmayı garanti eder.

Madde: 71- Kimsesi bulunmayan, işsiz ve malsız şahısların nafakasını devlet garanti eder; aceze ve malûllerin barındırılmasını devlet üzerine alır.

Madde: 72- Devlet, tebaa arasında malın tedavül etmesine çalışır ve malın muayyen bir zümre arasında tedavülüne mâni olur.

Madde: 73- Devlet tebaadan olan her ferde tali ihtiyaçlarını karşılayabilecek imkânı vermeyi ve toplumda muvazene teminini aşağıdaki şekilde halleder:

a) Devletin hazinede sahip olduğu menkul veya gayrimenkul mallar ile kâfirlerden harpsiz elde edilen ganimetleri ve bunlara benzer şeyleri verir.

b) Kâfi derecede arazisi bulunmayanlara, verimli olan devlet arazisinden verir, ziraat gücü olmayanlara imkânlar sağlar.

c) Zekâttan, kâfirlerden harpsiz elde edilen ganimet mallarından ve benzerlerinden, borçlarını vermekten aciz olanların borçlarını öder.

Madde: 74- Arazi gelirini, en üst seviyeye getirmeye matuf olarak arazi politikası gereğince devlet, ziraat işlerini ve ziraî mahsulleri kontrol eder.

Madde: 75- Her türlü hayatî olaylara taalluk eden ilmî laboratuvarlar inşa etmek bütün tebaanın hakkıdır, devletin de vazifesidir.

Madde: 76- Devlet ve fertler şeriatın haram kıldığı, ümmete ve devlete kat’î surette zarar veren maddeleri imal eden laboratuvarlar açamazlar ve imal edemezler.

Madde: 77- Bütün sağlık hizmetlerini devlet, herkes için meccanen yapar. Fakat ücretle doktor tutmak ve ilaç satmaktan kimse menedilemez.

Madde: 78- Herhangi bir yabancı gayrimüslime imtiyaz verilmediği gibi, memlekette yabancı malların çalıştırılıp istismarına da engel olur.

Madde: 79- Devlet hususî para çıkarır ve bu para hiçbir yabancı paraya bağlanamaz.

Madde: 80- Devletin parası sikkeli veya sikkesiz altın ile gümüştür. Bunlardan başka nakit olamaz. Hazinede altın veya gümüşten karşılığı olmak şartıyla, bunlara bedel olarak devletin başka bir şey çıkarması caizdir. Devlet bakır, bronz, kâğıt ve bunlardan başka para çıkarabilir; bunlar arasında altın ve gümüşe eşit değerde olanlar varsa, bu maddeleri nakit olarak da basabilir.

Madde: 81- Kat’î olarak banka açmak yasaktır. Ancak, devlet bankası olur ve faiz ile muamele yapamaz. Hazine dairelerinden bir daire gibi çalışır, şeriat ahkâmına göre ikraz yapar, malî ve nakdî muamelâtı kolaylaştırır.

Madde: 82- Kendi parası arasında mübadele caiz olduğu gibi, devlet parası ile diğer devletlerin parasını değiştirmek de aynı şekilde caizdir. Ve bu husus İslâm'ın sarf ahkâmına göre icra edilir.

 

 

Yedinci Bölüm:

Talim ve Terbiye Siyaseti

Madde: 83- Talim ve terbiyede takip edilecek programın esasının İslâm akidesi olması icab eder. Derslerin muhtevası ve tedrisin usûlü de bu esaslardan ayrılamaz.

Madde: 84- Öğretim siyaseti: İslâmî zihniyet ve İslâmî ruhu tesis etmekten ibarettir. Bütün öğretimin muhtevası bu siyaset temeli üzerinde bulunur.

Madde: 85- Öğretimden maksat, fertte İslâmî şahsiyeti teşkil etmek ve hayat hadiselerine taalluk eden ilim ve irfan ile insanları yetiştirmektir. Öğretim metodları, bu gayeyi tahakkuk ettirecek şekilde kurulur. Ve bu gaye hilafına sevk eden her metod menedilir.

Madde: 86- Harsî bilgiler, İslâmî hüküm ve fikirlere aykırı olmayacak şekilde tedris edilir.

Madde: 87- Bütün öğretim kademelerinde İslâm harsı öğretilir. Yüksek tahsilde ise tıp, mühendislik, fizikî ilimler ve bunlara benzer bilgiler için hususî bölümler ayrılacağı gibi, çeşitli İslâmî bilgiler için de ayrı ayrı bölümler tahsis edilir.

Madde: 88- Ticaret, ziraat, denizcilik gibi fen ve sanatlar da tedris edilecek ilimlere tâbidirler.

Madde: 89- Öğretimde program tek olur. Devlet programından başka bir programa müsaade edilmez.

Madde: 90- Ülkede İslâm kültürü tam mânâsıyla tahakkuk edinceye kadar özel okullara müsaade edilmez.

Madde: 91- Hayat sahasında insana öğrenmesi lâzım gelen şeylerin erkek-kadın herkes için ilk ve orta merhalede öğretilmesinin temin edilmesi devlete farzdır. Devlet bunu meccanen yapar.

Madde: 92- Öğrenciler mürahik yaşa geldiler mi, erkek-kız okulları birbirinden ayırt edilir ve kız öğrencilere kadın öğretmen ders verir.

Madde: 93- Devlet, üniversite ve mekteplerin haricinde, kütüphaneler, laboratuvarlar ve diğer bilgi vasıtaları da hazırlar ki, Fıkıh, Usûl-i Fıkıh, Hadis, Usûl-i Hadis, Tefsir, tıp, mühendislik, kimya ve keşiften ibaret muhtelif kollardaki araştırmaları devam ettirmek isteyenler imkânlar kazanmış olsun da ümmet içinde birçok mucid, kâşif ve allâmeler yetişmiş olsun.

Madde: 94- Tebaadan her fert, siyasî ve gayri siyasî istediği gazete, mecmua ve kitabı hiçbir ruhsata tâbi olmaksızın ve İslâmî ölçüler içinde kalmak kaydıyla çıkarabilir. Devletin üzerindeki esası yıkmaya matuf her türlü yazıyı tab ve neşredenler cezalandırılır.

Madde: 95- Devlet cehaletle savaşır ve tahsil görmemiş olanları da tenvire çalışır.

 

 

Sekizinci Bölüm:

Haricî Siyaset

Madde: 96- Siyaset, ümmetin iç ve dışişlerini gözetmek ve yürütmektir. Bu da devlet ile ümmet tarafından yapılır; devlet bu işi bilfiil yapar, ümmet ise devletin bu davranışını murakabe ve muhasebe eder.

Madde: 97- Herhangi bir ferdin fırka, cemiyet, teşekkül veya topluluğun hiçbir şekilde yabancı herhangi bir devletle alâkası olamaz. Devletlerle münasebet yalnız devlete aittir.

Madde: 98- Gaye, gayrimeşru bir vasıtayı meşru kılamaz! Haram yolu ile vacib veya mubaha erişilemez! Siyasî vesile siyasî tutuma zıt olamaz!

Madde: 99- Haricî siyasette, siyasî manevralar zarurîdir. Siyasî manevralardaki kuvvet, hareketleri açıklamak ve hedefleri gizlemekte toplanır.

Madde: 100- Devletlerin cürüm ve mefsedetlerini keşfetmek, kaypak siyasetlerinin tehlikesini açığa çıkarmak, kötü ve gizli tertip ve entrikaları açıklamak ve sapıtıcı şahsiyetleri düşürmekte cesaret göstermek, en ehemmiyetli siyasî düstur ve üsluplardandır.

Madde: 101- İslâm fikriyâtının büyüklüğüne riayet etmeleri fert, ümmet ve devletin işlerini başarma hususunda metodların en mükemmeli kabul edilmelidir.

Madde: 102- Ümmetin siyasî meselesi: İslâm Devleti'nin şahsiyetinin kuvvetinde, devletin İslâmî hükümleri güzel bir şekilde tatbikinde ve devamlı olarak âleme yaymasında temessül eden İslâm'dır.

Madde: 103- İslâm haricî siyasetin etrafında dolaştığı bir mihverdir ve devletin bütün devletlerle olan alâkası İslâm esasına göre kurulur.

Madde: 104- Devletin, âlemde mevcut diğer devletlerle olan alâkası şu dört esas üzere kaimdir:

a) İslâm âlemindeki mevcut devletler, bir memleket gibi addedilir, haricî münasebetler zımnına girmez ve onlarla olan alâka haricî siyasetten addedilmez; hepsini bir devlet hâlinde birleştirmek için çalışılır. Memleketleri Dar-ı İslâm ise tebaaları ecnebi sayılmaz. Hatta onların her ferdi de asıl tebaanın haklarına sahiptir.

b) Kendileriyle aramızda ticarî, iyi komşuluk veya teknik ve ekonomik işbirliği anlaşması bulunan devletlere, anlaşma hükümlerine göre muamele edilir. Anlaşmalarda sarahat varsa, pasaportlara lüzum kalmadan yabancı tebaanın hüviyetle memlekete girmeye hakkı vardır. Fakat bu işin karşılıklı olması şarttır. Onlarla ekonomik ve ticarî alâkalar, mahdut ve muayyen ve onların kuvvetlenmesine sebep olmayacak şekilde zarurî olmayan şeylerden olması lâzımdır.

c) Kendileriyle anlaşma bulunmayan devletler, müstemlekeci devletlerle, memleketimize göz diken devletler, hükmen muharip devletlerden sayılır. Onlara karşı her türlü ihtiyat tedbirleri alınır. Onlarla herhangi diplomatik münasebet kurulmaz. Bu gibi devletlere mensup olan tebaa, memlekete her fert için bir pasaport ve her sefer için vize ettirmek suretiyle gelebilir.

d) Fiilen muharip olan devletler ile bütün muamelâtta harp hâlini esas tutmak icab eder. Onların bütün tebaa efradı memlekete girmekten menedilir. Müslüman olmayanlarının da mal ve canları helâldir.

Madde: 105- Askerî ve bu cinsten olan muahedeler ve buna tâbi olan üs ve hava meydanları icar ittifakları ve siyasî muahedeler kat’î olarak memnudur. Ancak iyi komşuluk, iktisadî, ticarî, malî ve teknik anlaşmalar ve mütareke muahedeleri yapmak caizdir.

Madde: 106- Memleketimize göz dikmeyen, fiilen müstemlekeci olmayan ve bizimle bilfiil savaş halinde bulunmayan devletlere –seyahat ve salahiyetleri tahdit edilmek, siyasî ve kültürel faaliyetleri menedilmek suretiyle– memleketimizde elçilik açmalarına müsaade edilir.

Madde: 107- İslâm davasının menfaati icabı, İslâm Devleti, fiilen muharip olmayan yabancı devletlerde elçilikler kurar. İslâm davasını yaymak ve İslâm lehinde tebliğde bulunmak bu elçiliklerin başlıca görevlerindendir.

Madde: 108- Devletin İslâm esası üzerine olmayan veya İslâm hukukundan başka bir hukuku tatbik eden kurumlara iştirak etmesi caiz değildir; Birleşmiş Milletler Heyeti, Devletler Adalet Mahkemesi, Devletler Para Fonu gibi.

 

 

Dokuzuncu Bölüm:

Devlet Organları Devlet Başkanlığı

Madde: 109- Devletin başında devlet reisi bulunur. Devlet reisine "İmam, Halife ve Emîr'ül-Mü'minîn" gibi unvanlar da verilebilir.

Madde: 110- Devlet reisinin erkek, Müslüman, hür, baliğ, ümmetin veya mümessillerinin dindarlık, ehliyet, adalet ve akl-ı selimine güvenerek seçtiği ve tüm ümmetin biat ettiği bir kimse olması esastır.

Madde: 111- Devlet işlerini yürütmekten asıl sorumlu olan devlet reisidir.

Madde: 112- Allah'ın hâkimiyetini devam ettirmek, teşri, kaza ve icra organlarının vazifesidir. Ve bu hâkimiyeti devlet reisi, Allah namına icra ve kontrol eder.

Madde: 113- Devlet reisi icraatında Ehl-i Sünnet'i esas alır.

Madde: 114- Devlet reisi işleri yürütürken keyfilik ve istibdat yolunu tutamaz. Devlet işlerini Şûra usûlüne göre yürütür.

Madde: 115- Devlet reisini seçme hakkına sahip olanlar, gerektiğinde, mahkeme kararı ile onu azletme yetkisine de sahiptirler.

Madde: 116- Devlet reisi, medenî haklar bakımından diğer Müslümanlar gibidir, kanunun hâkimiyeti dışında kalamaz.

Madde: 117- Devlet reisi icra organının başıdır. İçte ve dışta devletin birlik ve bütünlüğünü korur ve dışa karşı devleti temsil eder. Muavinleri, bakanları, valileri, kumandanları, hâkimleri tayin eder.

Madde: 118- Teşri, icra ve kaza organları arasındaki ahengi sağlamak devlet reisinin görevidir.

Madde: 119- Devlet reisi, devletin bütün salahiyetlerine sahiptir. Şöyle ki:

a) Şeriat’ın muttefikun-aleyh olan şer'î hükümleri ve muhtelefun-fîh olanlar arasından ittihaz ettiği şer'î hükümleri yürürlüğe koyar ve bu hükümler, itaat edilmesi lâzım gelen kanunlar olur ve bunlara muhalefet caiz olmaz.

b) Dâhilî ve haricî siyasetin her ikisinden de mesuldür; orduya kumanda eder, harp ilan etmek hakkına sahiptir, mütareke ve sulh akdeder, antlaşma ve diğer muahedeleri yapar.

c) Yabancı sefirleri kabul veya reddetmek onun salahiyetindedir.

d) Devlet reisinin bulunmadığı veya hasta olduğu zaman bu görevi Baş Muavin, Şûra Meclisi Başkanı ve Devlet Yüksek Divanı Başkanı'ndan mürekkep "Devlet Reisliği Geçici Şûrası" adıyla bir Şûra yürütür. Bu Şûra'nın başkanı Şûra Meclisi başkanıdır.

Madde: 120- Devlet reisinin tebaa işlerini gözetmek bakımından, kendi içtihad ve görüşü dâhilinde mutlak salahiyeti vardır. Şu kadar var ki, umumî menfaat gayesiyle şer'î herhangi bir hükme muhalefet edecek olursa bu caiz olmaz.

Madde: 121- Devlet reisi için muayyen bir müddet yoktur. Devlet işlerini tedvire kadir ve Şeriat ahkâmını koruyup infaz ettiği müddetçe, kendisini devlet reisliğinden çıkaracak bir değişiklik olmadıkça devlet reisi olarak kalır. Aksi hâlde ya kendisi ayrılır, ya da azledilir.

Madde: 122- Devlet reisinin devlet reisliğinden çıkmasına sebep olan şeyler şunlardır:

a) Devlet reisinin in’ikad şartları bozulursa: İrtidat, açık bir fısk, delilik veya buna benzer arızalar gibi…

b) Hangi sebepten olursa olsun, devlet riyaset işlerini yürütmekten aciz olmak.

c) Müslümanların işlerini Şeriat’a uygun olarak idare etmekten aciz kalan bir tasallut. Bu da iki şekilde olur.

Birinci şekil: Etrafından bir veya birkaç kişi, kendisine musallat olarak, işlerin tenfizinde müstebit harekette bulunmaları; eğer bunların tasallutundan kurtulmak ümidi varsa, muayyen bir müddet uyarılır. Buna rağmen, onların tasallutlarını kaldırmazsa azledilir.

İkinci şekil: Ya bilfiil esir olmak veya tesiri altına girmek suretiyle galip bir düşmanın eline esir düşmek. Bu hâlde bakılır: Eğer kurtulması ümit ediliyorsa, kurtuluşundan ümit kesilinceye kadar mühlet verilir ve ümit kesilince azledilir. Şayet kurtuluşu umulmuyorsa derhal azledilir.

Madde: 123- Devlet reisinin kendisini riyasetten çıkaracak kadar değişip değişmediği hususundaki kararı "Divan-ı Âli Mahkemesi" verir.

 

 

Onuncu Bölüm:

Devlet Reisinin Seçimi

Madde: 124- Yukarıdaki vasıflara sahip olanlardan devlet reisliğine aday olanlar veya aday gösterilenler seçimlere başlamadan önce adaylıklarını kabul ettiklerini resmen bildirmeleri gerekir.

Madde: 125- Devlet reisinin seçiminin nasıl yapılacağı kanunla düzenlenir.

Madde: 126- Müracaat edenler arasından elyak olanlar, birkaç kişi oldukları takdirde, ancak ilgili makamca tesbit ve kabul edildikten sonra, ümmetin (biatine) sunulur.

Madde: 127- Oyların mutlak çoğunluğu kâfi gelir. İlk turda hiçbirisi ekseriyeti alamazsa bir hafta sonraki Cuma günü ilk turda en çok oy almış olan iki aday seçime katılır. En çok rey alan devlet reisi seçilmiş olur.

Madde: 128- Devlet reisinin seçimlerine nezaret etme Anayasa’yı Koruma Şûrası'nın görevidir.

 

 

On Birinci Bölüm:

Şûra Meclisi - Ehl-i Hall ve'l-Akd

Madde: 129- Reylerinde bütün Müslümanları temsil eden, devlet reisinin başvuracağı şahıslardan teşekkül eden meclise Şûra denir. Şûra Meclisi'nin bir ismi de Ehl-i Hall ve'l-Akd'dir.

Madde: 130- Şûra Meclisi: Gizli oyla veya meşru başka bir usûlle seçilen millet temsilcilerinden kurulur. Seçenler ve seçilenlerde aranacak vasıflar ve şartlar seçim usûlleri kanunlarıyla tanzim edilir.

Madde: 131- Şûra Meclisi üyelerinin seçim usûlü: Seçim işi köyden başlar; her köydeki ve ilçe merkezindeki cami cemaati kendi içlerinden istenen şartları haiz birini gizli oyla seçerler. Seçilen cami temsilcileri ilçe ve il içi ilçe merkezlerinde ve en büyük cami cemaatinin temsilcisinin başkanlığında toplanır ve gizli oyla bir ilçe temsilcilerini seçerler. Bunlar da il merkezinde, il müftüsünün başkanlığında toplanırlar ve o il için kaç temsilci seçilecekse gizli oyla o kadar temsilci seçerler. Seçilenler bir zabıtla tesbit edilerek Anayasa’yı Koruma Şûrası'na bildirilir.

Bazı hususlar:

a) Sandık başkanları Anayasa’yı Koruma Şûrası'nca tayin edilir.

b) Seçilme şartları: Müslüman olmak, hür olmak, akıl baliğ olmak, erkek olmak, ilmin bir şubesinde ihtisas sahibi olmak, takva sahibi olmak, idarî işlerden anlamak, çevresince itimad ve itibar edilir olmak.

c) Şûra Meclisi'nin üyelik süresi altı yıldır. Her üç yılda kura ile üçte biri yenilenir ve tekrar seçilebilir;

d) Şûra Meclisi müzakerelerini bütün tebaa takip edebilir. Yazılı olarak görüşlerini bildirebilir.

Madde: 132- Şûra Meclisi'nin üye sayısı ihtiyaca göre tesbit edilir.

Madde: 133- Seçimler yapıldıktan sonra, Şûra Meclisi'nin toplantıları, üye tam sayısının üçte ikisinin hazır bulunmasıyla resmiyet kazanır; anayasada özel nisab tayin edilmiş hâller müstesna. Teklifler ve kanun tasarıları iç tüzüğe göre yapılır. İç tüzüğün kabulü için hazır bulunanların üçte ikisinin muvafakati gereklidir.

Madde: 134- Meclis Başkanı ve Başkanlık Divanı'nın tesbiti, komisyonların sayısı ve onların görev süreleri, meclis çalışmaları ve müzakereleri ve diğer alâkalı hususlar meclis iç tüzüğü vasıtasıyla kararlaştırılır.

Madde: 135- Savaş zamanlarında, ülkenin işgali hâlinde devlet reisinin teklifi ve Şurâ'nın tasdiki ile işgal edilmiş mıntıkaların veya bütün ülkenin seçimleri muayyen bir zaman için durdurulur. Yeni meclis teşkil edilmemesi hâlinde eski meclis aynı şekilde çalışmasına devam eder.

Madde: 136- Şûra Meclisi'nin çalışmaları alenîdir. Görüşmelerin tam tutanakları, umumun bilgi edinmesi için radyo ve Resmî Gazete'de de yayınlanır. Zarurî hâllerde, ülkenin emniyeti gerektirdiği takdirde, devlet başkanının veya bakanlardan birinin veya on millet temsilcisi üyesinin isteği ile gizli celse yapılır.

Madde: 137- Devlet reisi veya bakanlar toplu olarak veya tek olarak, meclisin toplantılarına iştirak etme hakkına sahiptirler.

Şûra Meclisi'nin Vazife ve Salahiyetleri

Madde: 138- Şûra Meclisi, bütün mevzularda, anayasanın tayin ettiği çerçevede kararlar alabilir.

Madde: 139- Şûra Meclisi, ülkenin resmî mezhebi olan Ehl-i Sünnet mezhebinin esaslarına ve hükümlerine ve anayasaya aykırı kararlar alamaz.

Madde: 140- Kanunların şerh ve tefsiri, Şûra Meclisi'nin salahiyetindendir. Bu maddenin mefhumu, hakkı ortaya çıkarma hususunda hâkimlerin yaptıkları tefsire mâni değildir.

Madde: 141- Kanun tasarıları, Bakanlar Kurulu'nun kabulünden sonra meclise takdim edilebileceği gibi Şûra üyeleri tarafından da teklif edilebilir.

Madde: 142- Şûra Meclisi, ülke meselelerinin tümünde araştırma yapmak ve denetlemede bulunmak hakkına sahiptir.

Madde: 143- Sıkıyönetim ilanı yasaktır. Harp hâlinde ve ona benzer şartlarda Şûra Meclisi'nin istişaresi ile hükümet zarurî sınırlamalar koyabilir.

Madde: 144- Her millet temsilcisi bütün millete karşı mesuldür. Devletin dış ve iç meselelerinde görüş beyan etmeye hakkı vardır.

Madde: 145- Millet temsilcisi sıfatı şahsa mahsustur, başkasına devredilemez.

Madde: 146- Meclis üyeleri, görevlerini ifa makamında kendi görüş ve fikirlerini açıklamakta tamamen serbesttirler.

Madde: 147- Herhangi bir millet temsilcisi, sorumlu bakandan vazifeleriyle ilgili bir husus hakkında herhangi bir sual sorduğunda, o bakan mecliste bulunmaya ve soruyu cevaplandırmaya mecburdur.

Madde: 148- Meclis üyeleri, gerekli gördükleri konularda Bakanlar Kurulu veya bakanlardan herhangi biri hakkında soru önergesi verebilir.

Madde: 149- İcra ve kaza organının çalışmalarından şikâyetçi olan her vatandaş şikâyetini yazılı olarak Şûra Meclisi'ne verebilir. Meclis bu şikâyetleri inceleyip gerekli cevabı vermekle vazifelidir.

 

 

On İkinci Bölüm:

Anayasa'yı Koruma Şûrası

Madde: 150- Şûra Meclisi kararlarının anayasaya ve İslâm ahkâmına aykırı olmamasını temin ederek, İslâm ahkâmını ve anayasayı korumak maksadıyla aşağıdaki terkip üzere, "Anayasa'yı Koruma Şûrası" adıyla bir Şûra teşkil edilir.

Madde: 151- Zamanın gereklerini ve günün meselelerini bilen âdil fakihlerden ve hukukçulardan yeteri kadar seçilir. Bunların haiz olacağı şartları ve tayin mercileri bir kanunla tesbit edilir.

Madde: 152- Şûra Meclisi'nce kabul edilen kanunlar ve mevzuatının tamamının Anayasa'yı Koruma Şûrası'na gönderilmesi gerekir. Kendisine ulaşan kanunları, Anayasa'yı Koruma Şûrası on gün içinde tetkik eder. Anayasa'ya aykırı bulduğu takdirde tekrar görüşülmek üzere meclise iade eder.

Madde: 153- Anayasa'yı Koruma Şûrası, incelemek ve nihaî görüşünü bildirmek için on gün kâfi gelmediği hususlarda Şûra Meclisi'nden en çok ikinci bir on gün daha mühlet ister.

Madde: 154- Devlet reisi ve Şûra Meclisi seçimlerine Anayasa'yı Koruma Şûrası nezaret eder.

Madde: 155- Anayasa'yı Koruma Şûrası, aynı zamanda devlet reisinin icraat ve kararlarını da gözden geçirir, İslâm ahkâmına ve anayasaya aykırı olup olmadığını hükme bağlar; aykırı olduğu takdirde tashihi için devlet reisine bildirir.

 

 

On Üçüncü Bölüm:

Hükümet Teşkili

Madde: 156- Hükümet ihtiyaca göre tayin edilen başkan yardımcıları ile bakanlardan kurulur. Bakanlar devlet reisi tarafından tayin edilir. Bakanların sayısı, her birinin vazifesi ve salahiyetlerinin sınırı kanunla tayin edilir.

Madde: 157- Bakanlar arasında mutlaka bir İslâmî İrşad Makam ve Bakanlığı da bulunur. İslâm'ın ilim, idarî ve tebliğ görevlerini ifa eder.

Madde: 158- Başkan, Bakanlar Kurulu'nun başkanıdır. Bakanların çalışmalarına nezaret eder ve gerekli tedbirleri alarak hükümet kararlarında uyumu sağlar ve kanunları icra eder.

Madde: 159- Bakanlar Kurulu'nun veya herhangi bir bakanın, kanunların icrasına dair tüzükleri tedvine görevli oldukları hususlara ilave olarak idarî görevleri yapmak, kanunların icrasını temin ve idari kurumları düzeltmek için kararname ve tüzükler çıkarmaya Bakanlar Kurulu'nun hakkı vardır. Her bir bakanın da kendi vazifeleri ve Bakanlar Kurulu çerçevesinde tüzük çıkarmaya ve tamimler yayınlamaya salahiyeti vardır. Fakat bu kararların mefhumunun kanunların lafız ve mefhumuna aykırı olmaması gerekir.

Madde: 160- Amme ve devlet mallarına dair davaların sulhu veya hakeme havale, Bakanlar Kurulu'nun kararına bağlıdır ve meclisin malûmatına sunulur. Davacı tarafı yabancı olduğu hususlarda ve dâhilî önemli konularda da meclisin onayı gereklidir. Daha mühim konuları kanun tayin eder.

Madde: 161- Devlet reisi, muavinleri ve bakanların adi suçları dolayısıyla ithamlarının incelenmesi, Şûra Meclisi'nin bilgisi dahilinde genel adliye mahkemelerinde yapılır.

 

 

On Dördüncü Bölüm:

Kaza Organı

Madde: 162- Kaza organı, yaptırıcı bir şekilde şer'î hükümleri haber vermek demektir. Bu da insanlar arasındaki davalara bakmak, toplumun haklarına zarar veren şeyleri gidermek ve halk ile devlet yöneticileri arasındaki ihtilafları kaldırmaktır.

Madde: 163- Yargı yetkisi bağımsız mahkemelere aittir.

Madde: 164- Hukuk sahasında temayüz etmiş hukukçulardan beşi devlet başkanı, beşi Şûra Meclisi'nce tensip edilmek üzere on kişiden müteşekkil "Divân-ı Âli" ismi altında bir mahkeme kurulur. Bu mahkeme kanunun tesbit edeceği yüksek kademelerdeki devlet adamları görevleriyle ilgili davalara bakar.

Madde: 165- Mahkemelerin kuruluş vazife ve yetkileri kanunla tayin edilir.

Madde: 166- Hâkimler, bilcümle davaların muhakemesinde ve hükümlerinde müstakil ve her türlü müdahaleden uzak olup, şer'î kanunların hükümlerine tabidirler.

Madde: 167- Mahkemelerin kararlarını hiçbir merci tebdil, tağyir, tehir edemez ve infazına mâni olamaz.

Madde: 168- Hâkimlerin nitelikleri, hakları, vazifeleri, maaş ve tahsisatları, tayin, nakil, terfi ve azilleri kanun ile tayin edilir.

Madde: 169- Hâkimler, kanunun verdiği vazifelerden başka umumî veya hususî hiçbir vazife alamazlar.

Madde: 170- Mahkemelerde duruşmalar alenîdir. Ancak, usûlü muhakemât kanunu gereğince bir duruşmanın gizli olarak yürütülmesine mahkeme karar verir.

Madde: 171- Herkes mahkeme huzurunda haklarını savunmak için lüzum gördüğü meşru vasıtaları kullanmakta serbesttir.

Madde: 172- Hiçbir mahkeme, vazife ve salahiyeti dâhilinde olan davalara bakmaktan imtina edemez. Vazife ve salahiyeti haricinde olan davaları ancak, bir kararla reddeder.

Madde: 173- Herhangi bir kanun, tüzük veya yönetmeliğin Şer'î Şerif'e veya anayasaya aykırı olduğu kanaatine varan hâkim, davalı veya davacıdan her biri ilgili mercie başvurup dava açabilir.

İptal davası hâkim tarafından açılmış ise mahkeme tehir olunur, diğerleri tarafından açılmış ise mahkeme devam eder. Ancak iptal davası tahakkuk ederse dava yeniden ele alınır.

Madde: 174- Hâkim tayin edilecek zatların Müslüman, hür, akıl ve baliğ, âdil ve fakih olmalarının yanında, şer'î hükümleri hadiselere tatbik etme kabiliyetine de sahip olmaları gereklidir.

 

 

On Beşinci Bölüm:

Kitle Haberleşme Araçları

Madde: 175- Kitle haberleşme araçları da (radyo ve televizyon) İslâm esaslarına uygun olarak yayınlar yapar ve gerekli tebliğatı icra eder. Bu araçlar yargı (yani Divan-ı Âli), Teşri ve İcra olmak üzere üçlü organın müşterek denetimleri altında idare edilecektir. Bu hususların düzenlenmesini kanun tayin eder.

 

Cemâleddin Hocaoğlu Kaplan {Rh.a}
DÂRU'L HİLÂFETİ'L ALİYYE MEDRESESİ


YAZI KÖŞESİ

Hilafet-i İslamiyye

SAYAÇ

Bugün 165
Toplam 435134
En Çok 1157
Ortalama 330