SAKAL VE BIYIK -CEMÂLEDDİN HOCAOĞLU KAPLAN {RH.A}

O HALDE SEN VE BERABERİNDE TEVBE EDENLER, EMROLUNDUĞUNUZ ŞEKİLDE, DOĞRU YOLU TUTUN. SİZDEN HİÇBİRİNİZ BÜYÜKLENİP, ALLAH TARAFINDAN KONULMUŞ SINIRLARI AŞMASIN; ÇÜNKÜ UNUTMAYIN YAPTIĞINIZ HERŞEYİ O GÖRÜYOR. (KURAN-İ KERİM 11:112)

04-04-2022

SAKAL VE BIYIK

Önce sakal ve bıyık hakkında varid olan hadis-i şerif'leri kaydedecek, sonra bu hadis'ler üzerinde muhaddislerin sözlerini, şarihlerin görüşlerini, müctehid ve fakihlerin ictihad ve izahlarını zikredecek, daha sonra o gün bugün, bu konularda neler söylenmiş ve neler yazılmış olduğunu ilave edecek ve neticede SAKAL BIRAKMANIN, BIYIK BIRAKMANIN İslâm'daki hükmünü ifade edeceğiz.

1- İmam-ı Buhari, İbn-i Ömer'den rivayet ettiği bir hadis'te Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

"Putperestlere muhalefet ediniz (onlara benzemeyiniz), sakalı bırakınız, bıyıklarınızı kısaltınız!"

2- İbn-i Omer, yani Omer'in oğlu Hz. Abdullah, haccettiği veya umre yaptığı zaman sakalını tutar, bir tutamdan fazlasını keserdi. (Buhari)

Buhari'nin yine İbn-i Ömer'den rivayet ettiği bir hadis'te Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz şöyle buyurdu:

"Bıyıklarınızı iyice kısaltınız ve sakalınızı uzatınız!"

1- İmam-ı Müslim Sahih'inde rivayetini Ebu Hüreyre'ye dayandırdığı bir hadis'te Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)şöyle buyurdu:

"Fıtrat (fıtrî sünnet) beştir veya beş şey fıtrattandır: Sünnet olma, kasık temizleme, tırnak kesme, koltuk altlarındaki kılları giderme ve bıyıkları iyice kısaltma."

2- İbn-i Ömer'e dayandırdığı diyer bir rivayette de Peygamberimiz (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurur: "Bıyıklarınızı iyice kısaltınız, sakalınızı uzatınız!"

3- Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem):

"Bize bıyıkları kısaltmak ve sakalı uzatmakla emretti!"

4- Ebu Hüreyre'ye dayandırdığı bir başka rivayette de Allah'ın Resulü şöyle dedi:

"Bıyıklarınızı kesin, sakalınızı uzatınız da mecusilere muhalefet ediniz!"

5- Hz. Aişe'ye dayandırdığı rivayette de Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz şöyle buyurdu:

"On şey fıtrattandır: Bıyığı kırkmak, sakalı uzatmak, misvak kullanmak, buruna su çekmek, tırnakları kesmek, parmak boğumlarını yıkamak, koltuklardaki kılları temizlemek, kasık tıraş etmek, su ile istinca etmek." Ravi der ki: "Onuncuyu unuttum. O da her halde ağıza su vermek olacak."

Ebu Davud'un:

1- Ebu Hüreyre'ye dayandırdığı rivayette Peygamberimiz (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

"Beş şey fıtrattandır: Sünnet olma, kasık traş etme, tırnak kesme, bıyıkları kısaltma."

2- İbn-i Ömer'e dayandırdığı rivayette:

"Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) bıyıkları iyice kısaltmayı, sakalı uzatmayı emretti."

Tirmizi'nin:

1- Ebu Hüreyre'nin rivayetinin istinaden, Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz şöyle buyurmuştur: "Beş şey fıtrattandır: Kasık tıraş etme, sünnet olma, bıyık kırkma, koltuk yolma ve tırnakları kesme!" (Hasen ve sahih)

2- Hz. Aişe'ye dayandırdığı bir hadiste Resulullah şöyle buyurdu:

"On şey fıtrattandır: Bıyıkları kırkma, parmak boğumlarını yıkama, koltuk altlarını yolma, sakalı uzatma, misvak, istinşak (burnu temizleme), tırnakları kesme, kasık tıraş etme, su ile istinca etme." Ravi onuncuyu unuttum, der. "Olsa olsa o da mazmazadır." (Bu hadis hasendir!)

3- Enes b. Malik'in rivayetine istinaden:

"Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) kendilerine tırnakları kesmenin, bıyıkları kısaltmanın, kasık tıraş etmenin ve koltukları yolmanın azamî kırk günü geçmiyeceğini bildirdi."

4- İbn-i Abbas'ın rivayetine dayandırarak diyor ki:

"Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz bıyıklarını kısaltır (veya) alırdı. İbrahim Halil'ur-Rahman da böyle yaparmış." (Hasen, garib)

5- Zeyd b. Erkam'ın rivayetine istinaden (Hasen, sahih) Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle söylemişler: "Bıyıklarını almayan bizden değildir!"

6- Amre b. Şuayb'ın babasının ve dedesinin rivayetlerine istinaden diyor ki:

"Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) sakalını boyundan ve eninden alırdı!"

7- İbn-i Ömer'in rivayetine istinaden, Peygamber şöyle buyurdu:

"Bıyıklarınızı kesiniz, sakallarınızı uzatınız!" (Hasen, sahih)

8- İbn-i Ömer'den rivayet ederek diyor ki:

"Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz bıyıkları ihfa ve sakalları ifa ile emretti." (Hasen, sahih, Kitab'ül-Edeb)

İmam-ı Neseî Sünen'inde:

1- Talk b. Habibe'ye istinaden Peygamberimiz şöyle buyurmuş:

"Şu on şey sünnetlerdendir: Misvak, bıyıkları kırkmak, mazmaza, istinşak, sakalı uzatmak, sünnet olma, kasık tıraş etme, tırnakları kesmek, koltuk yolmak, makadı yıkamak."

2- İbn-i Ömer'in rivayetine dayanarak, Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

"Bıyıklarınızı kısaltınız, sakallarınızı uzatınız!"

3- Zeyd b. Erkam'ın rivayetine dayanarak, Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle dedi:

"Bıyıklarını almayan bizden değildir!" (c. 8, s. 112)

İbn-i Mace'nin:

1- Ebu Hüreyre'den rivayet ederek Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle dedi:

"Fıtrat beştir (veya beş şey fıtrattandır): Sünnet olma, kasık tıraş etme, tırnakları kesme, koltukları yolma, bıyıkları kırkma."

2- Hz. Aişe'den rivayet ederek, Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

"Şu on şey fıtrattandır: Bıyıkları kısaltma, sakalı uzatma, misvak, su ile istinşak, tırnakları kesme, parmak boğumları yıkama, koltukları yolma, su ile istinca.” Ravi der ki: onuncuyu unuttum. O da olsa olsa mazmazadır." (İbn-i Mace, c. 1, s. 107)

Ahmed b. Hanbel Müsned'inde:

1- Abdullah b. Ömer'in rivayetine istinaden Peygamber şöyle buyurdu:

"Bıyıklarınızı iyice kısaltınız, sakallarınızı uzatınız!" (c. 2, s. 16)

2- Abdullah b. Ömer'den rivayet ederek Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

"Sakallarınız uzatınız, bıyıklarınızı iyice kesiniz!" (c. 2, s. 52)

3- Ebu Hüreyre'den rivayet ederek, Peygamber'in şu hadisini kayd ediyor:

"Bıyıklarınızı kırkınız, sakallarınız uzatınız!" (c. 2, s. 229)

4- Ebu Hüreyre'den rivayet ederek, şu hadis'i kaydediyor:

"Bıyıklarınızı kesiniz, sakallarınızı uzatınız (böyle) yaparak mecusilere muhalefet ediniz!" (c. 2, s. 336)

5- Ebu Hüreyre'nin rivayetine istinaden şu hadisi kaydediyor:

"Bıyıklarınızı alınız, sakallarınızı uzatınız!" (c. 2, s. 387)

İmam-ı Beyhaki Sünen-i Kebir'inde:

1-  "(Allah Teâlâ) Hz. İbrahim'i birtakım kelimelerle mübtela kıldı, o da bütün bunları tamamiyle yerine getirdi" mealindeki ayet-i kerime'nin tefsirinde İbn-i Abbas'ın rivayetine istinaden şunları kaydediyor:

1- "Allah Teâlâ Hz. İbrahim'i taharetle (temizlikle) mübtela kıldı, yani imtihana çekti. Taharetin beşi başta, beşi de bedende olmak üzere ondur. Başta olan beş: Bıyıkları kesmek, mazmaza, istinşak, misvak, baştaki saçları farketmek yani ikiye ayırmak. Bedendeki beş taharete gelince: Tırnakları kesmek, kasık tıraş etmek, sünnet olmak, koltuk altlarını temizlemek, istinca mahallerini yıkamak."

Hz. Aişe'nin rivayetinde ise: On şeyden sünnet olma ile fark-ı re's yerine sakalı uzatma ile parmak boğumlarını yıkama vardır.

2- İbn-i Ömer'den rivayet ederek şu hadis'i kaydediyor:

"Müşriklere muhalefet ediniz (onlara sakın benzemeyimiz), sakallarınızı uzatınız (görkemli yapınız) ve bıyıklarınızı kısaltınız!"

3- İbn-i Ömer'in rivayetine istinaden:

"Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) bir gün mecusileri anlatma yolunda buyurdular ki; “Onlar bıyıklarını uzatırlar, sakallarını tıraş ederler. Siz onlara muhalefet ediniz!"

4- Abdullah b. Ebi Rafi der ki; "Ben Ebu Said el-Hudri'yi, Cabir b. Abdullah'ı, İbn-i Omer'i, Rafii, Ebu Saîd el-Ansari'yi, İbn'ül-Ekve ve Ebu Fafii, bıyıklarını tıraş olmuş gibi keser olduklarını gördüm."

5- İbn-i Abdullah'ın Üveys'in rivayetine dayanarak şunu kaydediyor:

"Malik b. Enes'e, bazı insanların bıyıklarını kökünden kestikleri hatırlatıldığında, Malik şu cevabı verdi: Öyle yapanları dövmek lazım. Peygamber'in hadis'indeki "İhfa" kelimesinin manası bu değildir. Ağız ve iki dudak uçları gözükecek derecede bıyıkları almaktır, o kelimenin manası. Ve ilave ederek dedi ki; bıyıkları tıraş etmek insanlar arasında zuhur eden bir bid'attır."

6- Abdullah b. Ömer'den rivayet ederek şunu zikrediyor:

"Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) bıyıkları kısaltmak ve sakalları uzatmakla emretti!"

7- İbn-i Şu'be'den rivayet ederek şunu da nakleder:

"Peygamberimiz bıyıkları uzamış birini görünce, bir misvak ile bir bıçak getirtti misvakı bıyıklarının altına koyarak bıyıklarını kesti." (c. 1, sf. 149-151)

İbn-i Ebi Şeybe Abdullah b. Ubeydullah'ın rivayetine dayanarak diyor ki:

"Mecusilerden biri Peygamber'e geldi. O mecusi ki sakalını tıraş etmiş, bıyığını uzatmış idi." Aralarında şu konuşma geçti: Peygamber ona:

- Şu halin nedir? O:

- Benim dinim böyle. Peygamber ona:

- Fakat benim dinimde bıyık kesme ve sakal uzatma vardır! dedi.

Bezzar, Hz. Aişe'den rivayet ederek şu hadis'i kaydediyor:

"Bıyıkları uzamış birisini Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) gördü. Bana bir makasla bir de misvak getirin dedi. Getirdiler; misvakı dudak tarafına koydu, fazla gelen kısmı kesti." (Tefsir-i Dürr-i Mensur, c. 1, sf. 111)

Allah Teâlâ peygamberleri için birtakım sünnet'ler seçmiş, bizim de o hususta onlara uymamızı emretmiş ve onları vukuu çok olan İslâm'ın şairinden (alâmetlerinden) kılmıştır ki; bunlara tabi olanlar, olmayanlardan ayrılsınlar. İşte bundan dolayı bu şeylere fıtrat sünnetleri, yani yaratılış kanunları dendi. Bunlar on şeydir. Sırası geldikçe bunları göreceğiz. Bunlardan biri sakaldır. Sakalı bırakmak ve görkemli bir şekilde uzatmak gerekir ki, vakar alâmeti hasıl olsun. Sakalı ne kısaltmak, ne de aşırı derecede uzatmak doğru olmaz. Her şeyde orta dereceyi takip etmek güzeldir. Sonra, sakal kâmil olmanın, ileri seviyede vakar sahibi olmanın alâmetidir. İbn-i Ömer'in rivayetine göre, Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

"Müşriklere benzemeyin, sakalı görkemli olarak bırakın ve bıyıklarınızı kısaltın!"

Fukaha bu hadis'teki emirleri vücuba hamletmişler ve sakalı kesmenin haram olduğuna hükmetmişlerdir. (Fıkhü's-Sünne, c. 1, sf. 38)

Mezahib-i Erbaa sahibi, sakal ve bıyık hakkındaki mezheplerin görüşlerini şöyle sıralıyor:

Şafii Mezhebi:

Cuma günlerinde yapılması istenen sünnet'lerden biri de bıyıkları kırkmaktır. O derecede ki dudağın kırmızısı gözüke. Yani bıyıklarını kesmede o derece mübalağa yapa ki, tüyler hafifleye, deri gözüke. Fakat, kökünden kesmek mekruh olur. Hepsini tıraş etmek mekruh olduğu gibi. Sakala gelince: Sakalı tıraş etmek veya iyice kısaltmak mekruh olur. Ancak, bir kabzadan fazla olursa, fazlasını alır.

Hanefi Mezhebi:

Hanefi uleması der ki; kişinin sakalını tıraş etmesi haram olur. Bir kabzadan fazla olmaması sünnet'tir. Bir kabzadan fazlasını keser. Sakalının etrafını almasında bir beis yoktur. Bıyıkları iyice kesmek sünnet'tir.

Malikî Mezhebi:

Bu mezhebin âlimleri de derler ki; sakalı tıraş etmek haramdır. Bıyıkları da iyice kısaltmak sünnet'tir. Fakat, bununla murad bıyıkların tümünü kesmek değil; üst dudak üzerine inen tarafı iyice kısaltmaktır.

Hanbeli mezhebine gelince:

Bu mezhebin müctehidleri de sakalı kesmenin haram olduğunu ve bir kabzeden fazlasını almakta bir beis bulunmadığını söylerler. Keza, sakalın boğaz tarafından altını tıraş etmenin mekruh olmadığını da söylerler. Bıyıkları da iyice kesmek görüşündedirler. (Mezahib-i Erbaa, Kerahet ve İstihsan)

"Şir'atül-İslâm" isimli kitabın "Sünen'ül-Libas" bölümünde şu satırlara rastlanmaktadır:

"Bıyıklarını iyice kesmeyi en fazla kırk günden fazlaya bırakmaz. "İhfa" kelimesi mana yönünden "Halk" (tıraş etmek) kelimesinin manasına yakın ise de tıraş etmek değildir. Tıraş etmek manasına gelen "Halk" kelimesiyle hadis varid olmamıştır. Hatta, bir kısım ulema bıyıkları tıraş etmeği mekruh görmüşlerdir. Sakalını uzatır, yani görkemli yapar ve fazlasını alır. Çünkü Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) sakalı bir tutam miktarını geçerse eninden de boyundan da alırdı. Ve bu işi de haftanın Perşembe veya Cuma gününde yapardı, haftayı geçirmezdi.

Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)"Sakallarınızı uzatınız, bıyıklarınızı iyice kırpınız" buyurmuş, bu hadis-i şerif'le acemlerin ve firenklerin yaptıkları gibi, müslümanların yapmasını yasaklamıştır. Çünkü, onlar sakallarını kökünden kazıtır, bıyıklarını uzatırlardı.

Seyyid Ali Zade İhya'dan naklen şu satırları da kaydetmektedir: "Uzayan sakal hakkında ihtilaf vaki olmuştur. Kişi sakalını eliyle tutar, bir kabzeden fazla geleni keser. Abdullah b. Ömer ve tabiinden bir cemaat böyle yapmışlar, Şa'bî ile İbn-i Sirin ise böyle yapmayı güzel saymışlardır. Bu hususta ikinci bir görüş vardır. Bunlar ise, uzama halini tamamen serbest bırakma güzeldir demişlerse de birinci görüş hadisin zahiri manasına daha uygundur. Çünkü sakalın aşırı derecede uzaması hem hoş olmayan bir görünüm arzeder hem de kendini bilmezlerin dil uzatmalarına ve gıybet etmelerine sebep olur. Bu itibarla, bir tutamdan fazlasını almakta bir beis yoktur. İmam-ı Neheî de, Allah kendisine rahmet eylesin, şöyle der: Akıl olup ta sakalı uzun olan kişiye şaşarım; neden sakalının fazlasını alıp da aşırı derecede uzun ve aşırı derecede kısa olan iki şeyde itidale riayet edip orta bir yol tutmak güzeldir, "İşlerin hayırlısı orta olanıdır" denir. Bundan dolayıdır ki; "Sakal mâkul ölçüsünü geçtiği nisbette uzarsa akıl da o derece azalır!" derler.

İbn-i Abidin’in, oruç bahsinde "Orucu bozan ve bozmayan şeyler" bölümünde şöyle denilmektedir:

Oruçlu bir kimsenin sürme çekmesi, bıyıklarını yağlaması, süs kasdedilmediği taktirde mekruh değildir. Keza, sakal sünnet miktarını aldıktan sonra, ki o miktar bir kabzadır, daha uzatmak maksadıyla olmadığı taktirde sakalı da yağlamak mekruh değildir.

Şarih devamla diyor ki; sakalın bir kabzadan fazla olanını kesmenin vacip olduğunu Nihaye sahibi tasrih etmektedir. Fakat sakalı, bazı Mağripliler ve bazı kadın huylu kimseler gibi, bir kabzeden gerisini kesmeği hiçbir kimse caiz ve mübah görmedi. Sakalı kökünden kazımak ise, Hint yahudilerinin ve Acem mecusilerinin adetidir.

Yine İbn-i Abidin beşinci cildinin "Kerahet" bahsinde şu satırlar yazılı:

Sakalda sünnet olan miktar bir kabzadır. Kocasının izni olsa dahi bir kadının saçlarını kesmesi kendisini günahkâr yapar ve lanete uğramasına sebep olur. Çünkü, "Yaratana isyan yolunda yaratığa itaat yoktur!" Ve bundan dolayı kişinin sakalını kesmesi de haramdır.

Muhaşşi de şu ilaveleri yapıyor: Sakalda sünnet olan bir kabzadır; sakalını avucunun içine alır, tutamdan fazla gelenini keser. İmam-ı Muhammed, "Kitab'ül-Asar"da İmam'dan (İmam-ı Azam'dan) böyle naklediyor. Bizim amel edeceğimiz de budur. "Sakalının hafif olması kişinin seadetindendir" sözünü Tabaranî İbn-i Abbas'tan naklediyor. Kişinin sakalının uzun olması aklının hafif olmasına delildir" sözü de meşhurdur.

El-İhtiyar'dan:

"Tırnak kesmek, koltuk altındaki kılları koparmak, kasık tıraş etmek, bıyık kırkmak sünnet'tir. Bütün bunlar Hz. İbrahim'in sünnet'lerindendir. Peygamberimiz de bizzat bunları yapmış ve yapmamızı bize de emretmiştir. Tahavî Şerh'ü-Asar'da diyor ki: Bıyıkları kırkmak güzeldir. Bu da o derece kesmek ki, üst dudak zahir ola. Tahavî devamla der ki, bıyıkları kökünden kesmek sünnet'tir ve bu, kırkmadan daha güzeldir. Ve bu, ashabımızın görüşüdür. Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Bıyıklarınızı iyice kısaltınız, sakallarınızı uzatınız!" İmam-ı Muhammed, İmam-ı A'zam'dan şunu naklediyor: Sakal hakkındaki "İfa" kelimesinin manasını sakalı kabartma ve görkemli oluncaya kadar bırakmaktır. Bundan fazlasını kesmek sünnet'tir. Kişi sakalını eliyle tutar, bir tutamdan fazlasını keser. Çünkü, sakal zinettir. Gür olması da zinetin kemalindendir. Fazla uzun oluşu sünnet'e muhaliftir. Koltuk altlarındaki kılları da yolar. Bu da sünnet'tir. Ancak tıraş etmesinde de beis yoktur. Kasığını tıraş etme de göbek altından başlar. Kesilen tırnakları ve kesilen saç ve tüyleri toprak altına gömmesi uygun olur. Münasip yerlere atmasında da beis yoktur. Tuvalet ve hamama atması mekruh olur. Savaş meydanlarında tırnak ve bıyıklarını uzatması menduptur. Çünkü, böyle olmasından düşmana heybetli bir şekilde gözükme vardır. Silah olmadığı zaman tırnaklar silahtır. Sünnet olma da sünnet'tir ve fıtrattandır. Çocuklarını sünnet ettirmeyen ehali ile devlet savaşır. Çünkü, sünnet olma İslâm'ın şiarındandır. Sünnet etmenin zamanı hakkında ihtilaf vardır. Baliğ olduğu zaman, dokuz yaşına veya on yaşına ayak bastığı zaman sünnet edilir diyenler olmuştur. Sünnet olma acısına tahammül edebilecek zamandır diyenler de vardır. Sünnet olmuş gibi doğarsa, ayrıca sünnet olmaya ihtiyaç yoktur. (El-İhtiyar, cüz 4, sf. 167).

Mecma'ül-Enhar:

Tırnakları kesmek, koltuk temizlemek, kasık ve bıyık tıraş etmek de sünnet'tir. Fakat bıyıkları kırkmak daha güzel olur. Dürer'de zikredildiğine göre, kişinin tırnaklarını kesmesi ve saçını tıraş etmesi için Cuma gününü seçmiş olması caiz olur mu şeklindeki soruya cevaben deniyor ki, diğer günlerde bunların yapılmasının caiz olduğunu biliyorsa ve fazla uzamıyorsa caizdir. Aksi halde mekruh olur. Çünkü, tırnakları uzun olanın rızkı az olur. Şayet tırnaklarının uzaması haddi aşmamış ise, teberrüken ve Peygamberimiz'in tavsiyesine ittibaen Cuma gününe tehir etmesi müstehap olur. Çünkü, Allah'ın Resulü şöyle buyurdu: "Bir kimse tırnaklarını Cuma günü keserse gelecek Cuma gününe hatta üç günden fazlasına kadar Allah Teâlâ onu belalardan korur."

Tırnaklarını toprak altına defnetmesi en uygun olanıdır. Münasip yerlere atması da caizdir. Fakat tuvalete veya gusulhaneye atması ise mekruhtur. Kunye'de kaydedildiğine göre; kasık tıraşını ve bedenini banyo yapmak suretiyle haftada bir sefer temizlemesi müstehabtır. Haftada bir kere mümkün olmazsa, on beş günde bir defa yapmalıdır. Kırk günü geçirmede muazeret kabul değildir. (Mecma'ül-Enhar, c. 2, s. 531)

 

Tarikat-ı Muhammediye'de Sakal:

Süs olmak üzere, beyaz tüyleri koparmak da sakalın afetlerindendir. Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) bunu yasak etmiş ve şöyle buyurmuştur:

"Ak tüyleri yolmayın. Ak tüyler müslümanın nurudur. Herhangi bir müslüman İslâm'da ihtiyarlar ve saçları ağarırsa, o sebeple Allah Teâlâ ona bir hasene yazar, onu bir derece yükseltir ve bir hatasını siler." (Neyl'ül-Evtar, c: 1, sf. 139, Ebu Davud, İbn-i Hanbel'den naklen)

Öyle ise sakalından ak tüyleri koparması mekruhtur ve kendi zararınadır. Hz. İbrahim, sakalındaki beyaz kılları görünce, "Ya Rabbi! Bunlar nedir?" diye sormuş Cenab-ı Hakk da cevap vermiş: "Onlar vakardır!" Bunun üzerine Hz. İbrahim, "Öyle ise Ya Rabbi! Vakar üzerine varımı arttır!.." demiştir.

O halde, sakaldaki beyaz kıllara rıza göstermek, Halil'ür-Rahman olan Hz. İbrahim'e uymaktır. Hem o beyaz tüyler, o ak saçlar insanın kibir ve gururunu da kırar, taat ve tevbeye meylettirir ve nihayet ölümü ve ahireti hatırlatır.

İbn-i Abbas'ın merfuen rivayet ettiği bir hadis'de Allah Resulü buyurur ki:

"Ahir zamanda bir kavim gelecek, sakallarını siyaha boyayacaklar da sakalları güvercinlerin kursaklarına benziyecek. Bunlar cennetin kokusunu bulamazlar." (Neseî)

İmam-ı Müslim'in Cabir’den merfuen rivayet ettiği bir başka hadiste Allah Resulü şöyle buyurdu: "Sakalınızın beyazlığını kına gibi renklerle değiştirin ve siyah renkten sakının!"

Kırmızı renk sakalda sünnet'tir. Siyaha gelince; bu savaş için olursa güzeldir. Kadınlara şirin görünmek için olursa mekruhtur. İbn-i Ömer (Radıyallâhu Anhu) diyor ki; sakalı kına ile boyamak müstehabtır, ancak yaşadığı beldenin sakinleri boyuyorlarsa. Yok boyamıyorlarsa o zaman boyama yoluna gitmez. Feyz kitabında böyledir. Erkek çocukların, büyük olsun küçük olsun, el ve ayaklarına kına yakmak münasip değildir. Kadınlar için ise bir beis yoktur. (Mültekit)

Afetlerden biri de dudaklarını örtünceye kadar bıyıklarını kabartmaktır. Uygun olanı bıyıklarını kaşları gibi yapmasıdır. Bıyıklarından üst dudak gözükünceye kadar kırpar. Savaş meydanında düşmana heybetli gözükmek için bıyıklarını uzatmak mendub olur. (Haniye)

Sakala gelince, Buhari ve Müslim'in İbn-i Ömer'den merfuen rivayet ettikleri bir hadis'te Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Bıyıklarınızı iyice kesin, sakallarınızı görkemli bir şekilde uzatınız!" Resul-i Ekrem Efendimiz bu sözleriyle müslümanları Acem ve frenklerin bıyıklarını, uzatma ve sakallarını kesme adetlerine uymaktan menetmiştir. Hidaye ve Tecnis gibi kitablarda kaydedildiğine göre, sakalı tıraş etmek caiz değildir.

Afetlerden biri de kadınların başlarını tıraş etmeleridir. Afetlerden bir diğeri de kişinin sakalını tıraş etmesi ve bir kabzeden azaltmasıdır. Fakat bir kabzadan fazla olması caizdir, belki müstehabtır.

Efendimiz; birçok hadislerinde, "Bıyıklarınızı kırkınız, sakallarınızı görkemli bir şekilde bırakınız" buyururken, sakalı kesmek elbette sünnet'e aykırıdır. Hele "Emir" vücub için olursa ki, mutlak olarak zikredildiği zaman mütebadir olan da budur, o zaman sakalı tıraş etmek haramdır. (Tatarhaniye, Tecnis'ten naklen)

Resul-i Ekrem'in, "Sakallarınızı bırakın!" demek sakalı hali üzere bırakın, tıraş etmeyin, kesmeyin ve sünnet miktarından noksan etmeyin demektir.

Tahavî'nin bazı yerlerinde şöyle bir kayıt vardır: Bir kimse sakalını tıraş ederse, imamlığı caiz olmaz ve kendi namazı hakkında da kerahet vardır. Ancak delil gösterdiği sabit olmadı. Bunun benzeri ifadeler Tefsir-i Kurtubî'nin bazı yerlerinden nakledirmektedir. (Tarikat-ı Muhammediye ve şerhleri, c. 4, sf. 98, 207)

 

Cemâleddin Hocaoğlu Kaplan {Rh.a}
DÂRU'L HİLÂFETİ'L ALİYYE MEDRESESİ​


YAZI KÖŞESİ

Hilafet-i İslamiyye

SAYAÇ

Bugün 192
Toplam 436350
En Çok 1157
Ortalama 330