NASYONALİZM Mİ ENTERNASYONALİZM Mİ? - CEMÂLEDDİN HOCAOĞLU KAPLAN {RH.A}

O HALDE SEN VE BERABERİNDE TEVBE EDENLER, EMROLUNDUĞUNUZ ŞEKİLDE, DOĞRU YOLU TUTUN. SİZDEN HİÇBİRİNİZ BÜYÜKLENİP, ALLAH TARAFINDAN KONULMUŞ SINIRLARI AŞMASIN; ÇÜNKÜ UNUTMAYIN YAPTIĞINIZ HERŞEYİ O GÖRÜYOR. (KURAN-İ KERİM 11:112)

22-04-2022

NASYONALİZM Mİ ENTERNASYONALİZM Mİ?

 

Müslümanlar, Kur'ân'ın emriyle milli değil, evrensel risalete sahiptirler.

كُنْتُمْ خَيْرَ اُمَّةٍ اُخْرِجَتْ لِلنَّاسِ تَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَتَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ

"Siz, insanlar için meydana çıkarılan en hayırlı ümmetsiniz; "insanlara" iyiliği emredersiniz, kötülükte bulunmaktan menedersiniz." (Âl-i İmrân, 110)

وَكَذٰلِكَ جَعَلْنَاكُمْ اُمَّةً وَسَطًا لِتَكُونُوا شُهَدَٓاءَ عَلَى النَّاسِ

"İşte böylece bütün insanlara tanıklık etmeniz için sizi, (ifrât ve tefrit etmeyen) vasat bir ümmet yapmışızdır..." (Bakara, 143)

İslâm peygamberinin risâleti, Beni İsrâil peygamberleri gibi milli ve kavmi değil, evrensel bir risâlet idi:

وَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ اِلَّا كَٓافَّةً لِلنَّاسِ بَش۪يرًا وَنَذ۪يرًا 

"Ve biz, seni ancak bütün insanlara müjdeci ve korkutucu olarak gönderdik..." (Sebe', 28)

قُلْ يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اِنّ۪ي رَسُولُ اللّٰهِ اِلَيْكُمْ جَم۪يعًاۨ

"De ki: Ey insanlar! Şüphe yok ki ben, Allah tarafından sizin hepinize gönderilmiş olan peygamberim..." (Araf, 158)

هُوَ الَّذ۪ٓي اَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدٰى وَد۪ينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدّ۪ينِ كُلِّه۪ۙ وَلَوْ كَرِهَ الْمُشْرِكُونَ

"Allah, öyle bir mabuttur ki müşrikler istemese de, zorlarına gitse de Peygamberini, insanları doğru yola sevk eden apaçık ve kesin delillerle ve bütün dinlere üstün olmak üzere gerçek dinle göndermiştir." (Tevbe, 33)

Kur'ân-ı Kerim de belli bir ırk veya millet için değil, âlemler için gönderilen bir kitaptır:

وَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ اِلَّا رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ

"Ve biz seni, ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik." (Enbiya, 107)

اِنْ هُوَ اِلَّا ذِكْرٌ لِلْعَالَم۪ينَ۟

"O, (Kur'ân) âlemlere öğütten başka bir şey değil." (Yusuf, 104)

تَبَارَكَ الَّذ۪ي نَزَّلَ الْفُرْقَانَ عَلٰى عَبْدِه۪ لِيَكُونَ لِلْعَالَم۪ينَ نَذ۪يرًاۙ

"Ne yücedir şanı, Furkan'ı (Kur'ân'ı), âlemleri korkutmak üzere kuluna indirenin." (Furkan, 1)

Hicretin 6. yılında Peygamber-i Ekrem'in, Roma, İran, Habeşistan ve Mısır şahlarına mektup gönderip onları İslâm'a davet etmesi de, İslâm'ın bütün dünya için gönderilen bir nizâm olduğuna apaçık delildir.

Müslümanların, "Bir gün, Hz. Mehdi zuhur edip dünyada tek bir İslâm devleti kurarak bütün insanları, İslâm bayrağı altında adâlete ve barışa kavuşturacaktır." şeklindeki inançları da İslâm'ın evrenselliğini teyid etmektedir.

İşte görüyoruz ki: İslâm, bütün yönleriyle Milliyetçiliğin karşı noktasındadır.

2- Vefakârlığın Asıl Mihveri; "Allah" mı, "Vatan" mı?:

Milliyetçiliğe göre, vefakârlığın ve bağlılığın asıl mihveri, "vatan"dır. Fakat İslâm'a göre bağlılığın ve vefakârlığın asıl mihveri, "Allah" ve "Allah'ın Dini"dir:

اِنِ الْحُكْمُ اِلَّا لِلّٰهِۜ اَمَرَ اَلَّا تَعْبُدُٓوا اِلَّٓا اِيَّاهُۜ

"Hüküm ancak Allah'ındır. Ancak ona kulluk etmenizi emretmiştir, başkasına değil." (Yusuf, 40)

اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَاِيَّاكَ نَسْتَع۪ينُۜ

"Ancak sana ibadet ederiz (ancak sana bağımlı olup senden başkasına bağlanmayız) ve ancak senden yardım dileriz." (Fatiha, 5)

Evet, İslâm böyle bir görüşe sahip olduğu halde Milliyetçilik, "insan" diyor, daha çok "vatan"a bağlanmalı hatta Allah'a bağlılığı ikinci derecede gelmelidir. Bu, bir nevi şirk değil midir? Aşk, sevgi ve vefakârlığın mihveri, Allah'tır. O'ndan başka diğer tüm mihverler, "Put" ve "Tağut"tur. Milliyetçi birisi, Allah'a şerik koştuğunun farkında olmayabilir ve ben, "muhavvid"im diyebilir ama, Allah'ın ve "O'nun" dininin karşısında "vatan" ve "milliyetçiliğe" asliyet vererek ister istemez tâğut'a dönmüş olur:

اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذ۪ينَ يَزْعُمُونَ اَنَّهُمْ اٰمَنُوا بِمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ وَمَٓا اُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَ يُر۪يدُونَ اَنْ يَتَحَاكَمُٓوا اِلَى الطَّاغُوتِ وَقَدْ اُمِرُٓوا اَنْ يَكْفُرُوا بِه۪ۜ وَيُر۪يدُ الشَّيْطَانُ اَنْ يُضِلَّهُمْ ضَلَالًا بَع۪يدًا

"Görmez misin sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inandıklarını sananlar, Tâğut tarafından yargılanmalarını dilerler, halbuki onu inkâr etmeleri emredilmişti kendilerine. Şeytan, onları tamamiyle sapıtmak, doğru yoldan pek uzak bırakmak ister." (Nisa, 60)

Milliyetçilik, milli duygular ile dini duygular çeliştiği zaman, milli duyguları tutmak lâzımdır, diyor. Fakat İslâm, Allah'a bağlılık, diğer tüm bağlılıkları, helâk etmelidir, diyor:

فَفِرُّٓوا اِلَى اللّٰهِۜ اِنّ۪ي لَكُمْ مِنْهُ نَذ۪يرٌ مُب۪ينٌۚ ﴿50﴾ وَلَا تَجْعَلُوا مَعَ اللّٰهِ اِلٰهًا اٰخَرَۜ اِنّ۪ي لَكُمْ مِنْهُ نَذ۪يرٌ مُب۪ينٌ

"Artık kaçın Allah'a, şüphe yok ki ben size onun tarafından apaçık bir korkutucuyum. Ve Allah'a berâber bir başka mabut kabul etmeyin; şüphe yok ki ben size, onun tarafından apaçık bir korkutucuyum." (Zâriyat, 50-51)

Milliyetçilik diyor ki: Milliyet duygusu, diğer hiçbir şeye bağlılık tarafından etkilenmediği takdirde gerçektir; aksi hâlde yalandır. Buna karşılık İslâm'a göre Allah'a ve O'nun dinine iman, diğer bağlılıklar onun karşısında yok olmaksızın hakiki man sayılmaz. Milliyetçilik, taassub'un vatan üzerinde toplanmasını ister; İslâm ise muvahhid bir kişinin taassubunun ancak Allah için olmasını ister. Allah'ın emirleriyle milliyetçilik arasında çelişme olduğu zaman, birisi vatan ve milliyeti seçer ise İslâm'ın tevhidi nuruna aykırıdır.

"Yaratıcıya isyan olan şeylerde, yaratığa itaat edilmez."

Milliyetçi, vatan için yaşıyor ve vatan için ölüyor. Ama muvahhid ancak Allah için... 

قُلْ اِنَّ صَلَات۪ي وَنُسُك۪ي وَمَحْيَايَ وَمَمَات۪ي لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ

"Şüphe yok, namazımda, ibadetlerimde, diriliğimde, ölümümde âlemlerin Rabbi olan Allah içindir." (En’am, 162)

Milliyetçilikte, hakimiyet milletindir. Fakat islâm'da hakimiyet ancak Allah'ındır ve yalnız O'nun indirdiği kanunlar hakim olmalıdır; bu kanunların karşısında, milletin isteği veya milli çıkarlar hiç mi hiç sözkonusu değildir:

اِنِ الْحُكْمُ اِلَّا لِلّٰهِۜ

"Hakimiyet ancak Allah'ındır." (Yusuf, 40)

فَالْحُكْمُ لِلّٰهِ الْعَلِيِّ الْكَب۪يرِ

"Artık hâkimiyet, pek yüce ve pek büyük Allah'ındır." (Mü’min, 12)

وَلَهُ الْحُكْمُ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

"Ve O'nundur (Allah'ındır) hüküm ve siz ancak O'na döneceksiniz." (Kasas, 70)

اَلَا لَهُ الْحُكْمُ وَهُوَ اَسْرَعُ الْحَاسِب۪ينَ

"Bilin ki hüküm O'nundur ve O, hesap görenlerin en tez hesap görenidir." (En’am, 62)

اَفَحُكْمَ الْجَاهِلِيَّةِ يَبْغُونَۜ وَمَنْ اَحْسَنُ مِنَ اللّٰهِ حُكْمًا لِقَوْمٍ يُوقِنُونَ۟

"Hâlâ mı cahiliyet (gayri islâmi düzen) hâkimiyetini aramadalar? Hakimiyeti Allah'tan daha güzel kimdir ki?" (Maide, 50)

وَمَٓا اَفَٓاءَ اللّٰهُ عَلٰى رَسُولِه۪ مِنْهُمْ فَمَٓا اَوْجَفْتُمْ عَلَيْهِ مِنْ خَيْلٍ 

"Peygamber, size ne verirse alın onu ve neden vazgeçmenizi emrederse vazgeçin ondan." (Haşr, 7)

Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) yalnız Allah'a tapınıp, ona vefalı ve bağlı kalma noktasına defalarca değinerek milliyetçiliğin köküne baltayı sallamıştır. 

يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُۜ 

"Ey kavmim, Allah'a kulluk edin (ona vefalı ve bağlı kalın). Ondan başka (vatan ve millet gibi bağlanacağınız) bir mabudunuz yoktur." (Araf, 65)

Fakat milliyetçilik, Allah'ın karşısında vatan ve millet isminde bir mabud icad ederek İslâm'ın temel esası olan tevhide karşı çıkıyor. Ve bu, bir nevi şirk-i hafî (gizli şirk)tir. 

 

Cemâleddin Hocaoğlu Kaplan {Rh.a}
DÂRU'L HİLÂFETİ'L ALİYYE MEDRESESİ


YAZI KÖŞESİ

Hilafet-i İslamiyye

SAYAÇ

Bugün 437
Toplam 529793
En Çok 1316
Ortalama 349