MUHATAPLARIMIZ - CEMÂLEDDİN HOCAOĞLU KAPLAN {RH.A}

O HALDE SEN VE BERABERİNDE TEVBE EDENLER, EMROLUNDUĞUNUZ ŞEKİLDE, DOĞRU YOLU TUTUN. SİZDEN HİÇBİRİNİZ BÜYÜKLENİP, ALLAH TARAFINDAN KONULMUŞ SINIRLARI AŞMASIN; ÇÜNKÜ UNUTMAYIN YAPTIĞINIZ HERŞEYİ O GÖRÜYOR. (KURAN-İ KERİM 11:112)

16-03-2022

MUHATAPLARIMIZ

 

Aziz kardeşlerim!

Bilindiği üzere tebliğ muhataplarımız, tebliğe muhtaç bütün dünya insanlığı ise de bizi daha çok yakından ilgilendiren doğup büyümüş olduğumuz ülkedir, ülkenin sakinleri, yeni Türk milletidir. Rabb'imiz bizleri önce yakınlarımızın durumlarından mesul tutacaktır. "Ve en yakınlarını uyar!", yani onlardan tebliğe başla mealindeki ayet, ilahî bir emirdir.

Evet ülkemizin ciddi bir tebliğe, mühim bir irşada, önemli bir ikaza ihtiyacı vardır. Yukarıda da görüldüğü gibi, devlet 60 seneden beri, Kuran'ı idaresinden kaldırmış, onun yerine beşeri sistemleri, insan yapısı kanunları koymuştur. Ve bu suretle devlet, İslâm'dan çekildiğini, dini terk ettiğini resmen ve âlenen ilan etmiştir. O tarihten beri, devletin ve bütün müesseselerinin şarkı İslâm'a ters dönmektedir.

Bakınız ailelerde Kur’ân yoktur, mahkemelerde Kur’ân yoktur, mecliste Kur’ân yoktur!.. Yeni bütün bu kuruluşlarda Kur’ân söz sahibi değildir; Yani emirler ve yasaklar, muamele ve işlemler, hüküm ve kararlar İslâm'a göre, Kur’ân’a göre değildir!..

Ülkemizin Ciddi bir tebliğe, mühim bir irşada ihtiyacı olduğunu söyledim. Evet tebliğin ciddiyeti ve irşadın ehemmiyeti yanında, bunları Türkiye'de yapmanın çok büyük bir zorluğu olduğunu da biliyoruz. Bu da hepinizce mâlumdur!

Zorluğun sebebi ise:

1- Türkiye'de müsbet bütün hürriyetler yok edilmiştir; Ne din hürriyeti vardır ne de fikir hürriyeti, ne ibadet hürriyeti vardır ne de kıyafet hürriyeti, ne diyanet hürriyeti ve ne de din eğitimi hürriyeti vardır!..

2- İşin daha acı tarafı; Hürriyetler yok edildiği gibi, bunlardan söz etmek de suç sayılmıştır. Bunlardan bahsedenlere cezalar getirilmiştir. Bunları söyleyenler veya yazanlar, hapishanelerde en ağır işkencelere tâbi tutulmaktadırlar. Son zamanlarda polise verilen sınırsız selahiyetler de işte bundan kaynaklanmaktadır. Keza Allah'ın hâkimiyyetinden bahsedenlere, kitaplarında hürriyetsizlikten dert yananlara, katillere, canilere verilen cezalar verilmektedir.

Son yıllarda hapse mahkûm edinenlerden sadece birine işaret edeceğim: Emine Şenlikoğlu, "Gençliğin İmanını Sorularla Çaldılar" isimli kitabını yazdığından dolayı kendisini 6,5 yıla mahkûm ettiklerini hepiniz bilirsiniz.

Bu husustaki bilirkişinin raporunu okuduğunuzda göreceksiniz ki, Türkiye'de adalet değil, vahşet var; Fikirlere hürmet değil, zulüm ve baskı hâkim olmaktadır!

Bu söylediklerimizi bir cümle ile hülâsa edecek olursak: Fikir suçu, adam öldürme suçundan daha ağır sayılmaktadır. Son günlerin Türkiye gazetelerine baktığınızda göreceksiniz ki, "Katiller, caniler affedilebilir de fikir suçundan hapse girenler affedilemez!" deniyor. 

Bütün bunlar, biliyor musunuz ne adına yapılmaktadır? Bir şey, bir zihniyet adına yapılmaktadır. İşte bu zihniyet nedir? Gelin onu bulalım da hakkından gelelim!..

Muhterem arkadaşlar!

Yolun en kritik bir noktasına geldik. Öyle kritik bir yol ki, yukarısı yokuş ve kaygan, aşağısı sarp ve uçurum, etrafı da eşkiya ve çetelerle dolu! Böyle bir yoldan geçerken, hepimizi Allah korusun, hiç birimizin ayağını kaydırmasın, attan düşürmesin! Korkarım ki, bazı kişilerin ayakları kayar da veya attan düşer de ya başı kırılır, ya da beli. Üstelik yuvarlanır da cehennemin dibine düşerler. Onun için, önce bilenmemiz lazım; İslâm'ın bilemesiyle tekrar bilenmemiz lazım ki, yolun bu kiritk noktasında ayağımız kaymasın, kimse attan düşmesin de düşmeden, şaşmadan, sapmadan, selametle geçelim. İşte biz, şu anda böyle bir noktadayız!

İşte bu noktada imanımızı da cesaretimizi de bileyeceğiz: 

اَلَّذ۪ينَ قَالَ لَهُمُ النَّاسُ اِنَّ النَّاسَ قَدْ جَمَعُوا لَكُمْ فَاخْشَوْهُمْ فَزَادَهُمْ ا۪يمَانًاۗ وَقَالُوا حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَك۪يلُ

"Onlar ki, halk kendilerine, '(Düşmanınız) olan insanlar size karşı ordu toplamışlar, onlardan korkun!' deyince, (bu söz) onların imanını artırdı. Ve, 'Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!' dediler." (Âl-i İmran, 173)

Yani Mekke'nin putçuları Medine müslümanlarına adam gönderdiler, Medine müslümanlarını korkutmak üzere "Siz gidin de onların koluna girin, onlara dost görünün ve onlara deyin ki: "Haberiniz olsun Mekkeli'ler güçlü ve kuvvetli bir ordu hazırladılar, üzerinize gönderecekler. Onlardan korkun da onlara karşı çıkmayın, ileri geri konuşmayın, adamları kızdırmayın!"

Bu haber ne yaptı? Onlara korku mu getirdi? Hayır imanlarını artırdı, cesaretlerini artırdı. "Hasbünallahü ve ni'mel vekîl" dediler. "Onların ordusu varsa, bizim de Allah"ımız var!" dediler; "O bize kâfidir, hem ne güzel vekildir!" dediler.

İşte birisi gelip, sizin de kulağınıza, "Yahu bu adam ne söylüyor, ne konuşuyor? Yarın bizi rejim yakalarsa, pasaportumuzu elimizden alırsa, gümrükte bizi yakalarlarsa, halimiz ne olur?" diyebilir.

Muhterem kardeşlerim!

Size gelip bunları söyleyenleri şöyle elinizinin tersiyle itiniz. Ve onlara deyiniz ki: "Siz şeytansınız! Şeytan ise ancak dostlarını korkutur. Bizim dostumuz Allah'tır, biz ancak O'ndan korkarız, O'ndan başkasından korkmayız. Onların pasaport alma selahiyetleri varsa, bizim de bütün kâinatın üstünde Kahir-i ve Kadir-i Mutlak olan Allah'ımız vardır!"

Aynı surenin 175. ayetinde de Rabbimiz bakınız ne diyor. Korku içinde olanlar dikkat etsin! Korkuyu mutlaka içimizden atacağız. Yoksa şeytana dost oluruz. Bilhassa Hoca Efendiler dikkat etsinler:

"O haberi, (korku haberini) getiren şeytandır. (Şeytan ise) ancak dostlarını korkutur!"

Ve der ki: ,,Yahu bunlar nereye gidiyor? Bu nasıl teşkilat? Bunlar rejimi karşılarına almışlar, biz bunlarla nasıl çalışırız? Bunların akibeti meçhul!..“

Bu bantları götürüp yayacaksınız, bunları Türkiyeye de götüreceksiniz! Ve Allah'tan başkasından asla korkmayacaksınız!.. İşte bakınız Rabbimiz ne diyor:

"O korku haberini getiren ancak şeytandır. O dostlarını korkutur!.."

Hoca efendiler bilirler; Bu bir kaziyyedir; Kaziyyenin aksi de caizdir. Akis yaptığımız taktirde şu mana çıkar:

Korkanlar şeytanın dostlarıdır!

Evet şeytan ne yapmış? Onları madde ve maddiyat ile, can korkusu ve mal sevgisi ile kalplerini körleştirmiş, kulaklarını tıkamış, gözlerine perde çekmiş, kendisine dost yapmıştır. Onların yönetimini eline almış da istediği gibi oynatıyor, istediği gibi evirip çeviriyor. Halbuki Rabb'imiz ayetin devamında bakınız ne buyuruyor: "O halde onlardan korkmayın, Benden korkun, eğer imanınız varsa!"

Evet muhterem arkadaşlar!

Allah'a inanan insan yalnız Allah'tan korkar! O'nun kudret ve kuvvetine sığınarak, can korkusunu ve mal sevgisini içinden atar da tehditler karşısında asla sarsılmaz, "Hasbünallahü ve ni'mel-vekîl!" der.

Çok aziz ve muhterem kardeşlerim!

Kur’ân Tevhid'den söz ederken, şirkten de puttan da söz etmiştir. Öyle değil mi Hoca efendiler? Kur’ân Allah'ın birliğinden bahsederken, yüzlerce ayetinde de şirkten, puttan söz etmiştir. Efendimiz (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem), Allah birdir!" derken, müşriklerin putlarından da bahsetmiştir. Binaenaleyh, biz de "Allah birdir!" derken, günümüzün putlarından da elbette bahsedeceğiz ve bundan mesulüz!

Günümüzün putu kim? İşte onu bulacağız, onu tesbit ve teşhis edip onun hakkından geleceğiz. Ve buna mecburuz! Yoksa Allah soracaktır ve cehenneme atacaktır. Burada yeminle söylüyorum: Vallahi ve billahi soracaktır!

Hoca efendiler bilhassa sizlere söylüyorum; Kürsülerden ve minberlerden günümüzün putlarını, bütün açıklığıyla anlatacaksınız ve kimseden korkmayacaksınız. Yoksa pasaportunuzdan korkarsanız, Türkiye gümrüğünden korkarsanız, Allah şeytana sizin iman pasaportunuzu aldırır da ağzınız imansız kapanır. Nice gümrükler geçeceksiniz, mezardan öteye! O gümrüklerde yakayı ele verirsiniz!

Muhterem hocalarım!

İşte o korkunç günleri, O geri dönüşü olmayan dehşetli günleri anlatmadan asla korkmayacaksınız!..

Ey Allah'ın azametinden ve azabından korkanlar ve ey Allah'ın kulları! Kullardan korkmayın, kulların verecekleri cezalardan da korkmayın! Siz korkmadığınız takdirde onlar korkacak ve gizlenecek delik arayacaklardır!

Bakınız Kelam-ı Kibar ne diyor: "Bir kimse Allah'tan korkarsa, her şey ondan korkar; Fakat bir kimse de Allah'tan korkmazsa, O her şeyden korkar!"

O halde cesarete sahip olun ve hiç olmazsa Emine Şenlikoğlu kadar bir cesarete sahip olun da ondan utanın! Hâkim soruyor: "Bunları sen mi yazdın? Belki bilmeyerek yazmışsındır? "O, "Evet!" diyor, "Ben yazdım ve bilerek yazdım!"

-Yazdığından pişman değil misin?"

O:

-Asla!

Keza, Asiye hanım kadar olun! Bu hanım kimdir biliyor musunuz? Firavun'un hanımı değil mi? Firavun'a karşı çıktı da dedi ki: "Sen ilâh olamazsın! Musa haklıdır, sen haksızsın! Allah birdir, eşi ve benzeri yoktur!" O azılı kâfire karşı çıktı, imanından aldığı kuvvet ve cesaretle korkmadı, hayatı pahasına da olsa korkmadı. İmanını kurtarma yolunda sarayı ve saraydaki nimetleri elinin tersi ile itti ve nihayet bu yolda şehid oldu ve şehadet şerbetini içti!..

Rabb'imiz, işte bu hanımı Kur’ân’da bizlere örnek gösteriyor ve "Siz de en azından bu hanım kadar cesarete sahip olun!.." diyor.

Şimdi bu bileylemeden sonra bu zihniyetin kim olduğunu ve bu kötülüklerin arkasında yatan putu görelim! Bu kemalizm putudur!

Şurası da bilinmeli ki, ben bu mevzuyu yeni işlemiyorum. Bu ikincisidir; Birincisini de Adana Yağ Cami'nde işledim. Bantlar ortadadır. Arkadaşlar Adana'dan getirmişler. Sizler belki, ilk defa dinlemiş olacaksınız!

Artık kemalistlerin ve kemalizmin paçavrasını çıkarmanın, ipliklerini pazara dökmenin zamanı gelmiştir inşaallah!..

 

Cemâleddin Hocaoğlu Kaplan {Rh.a}
DÂRU'L HİLÂFETİ'L ALİYYE MEDRESESİ​​


YAZI KÖŞESİ

Hilafet-i İslamiyye

SAYAÇ

Bugün 370
Toplam 529726
En Çok 1316
Ortalama 348