KUR`ÂN VE HADİS AÇISINDAN MİLLİYETÇİLİĞİN ESASLARI - CEMÂLEDDİN HOCAOĞLU KAPLAN {RH.A}

O HALDE SEN VE BERABERİNDE TEVBE EDENLER, EMROLUNDUĞUNUZ ŞEKİLDE, DOĞRU YOLU TUTUN. SİZDEN HİÇBİRİNİZ BÜYÜKLENİP, ALLAH TARAFINDAN KONULMUŞ SINIRLARI AŞMASIN; ÇÜNKÜ UNUTMAYIN YAPTIĞINIZ HERŞEYİ O GÖRÜYOR. (KURAN-İ KERİM 11:112)

22-04-2022

KUR'ÂN VE HADİS AÇISINDAN MİLLİYETÇİLİĞİN ESASLARI

 

1- Bütün İnsanların Vahdeti m., Yoksa Milli Birimler mi?

Defalarca değindiğimiz gibi Milliyetçiliğin esası, milli birimlere asliyet vermektir. Yani milliyetçilik, coğrafi sınırlar, ırk, dil, tarih, siyasi kurum ve bunun benzeri faktörleri esas alarak, insanlık toplumunu, bağımsız ve sınırlı "birim"lere ayırarak bir "milli birim"in fertlerini, o birimin dışında kalan insanları "yabancı" ve hatta "düşman" telakki etmeye zorlar. Milliyetçiliğin muhâbatı, bütün insanlık değildir, "milli birimler"dir. Hedefi de, "Evrensel Toplum" değil, "Milli Toplumlar" (National States)dir.

Buna karşılık, İslâm'ın muhâtabı tüm insanlardır. İslâm tüm insanlığı  önerdiği nizâm, belli bir ırk, milliyet ve bölge için değil; tüm insani toplum içindir. O nizâmı kabul eden kimseler, eşit ve kardeş sayılırlar ve ibâdetlerde, siyâset'te, iktisâd'da ve toplumsal yaşam'da eşit haklara ve sorumluluklara sâhiptirler. İslâm'ın son hedefi de, coğrafi, ırksal, dilsel ve kültürel sınırları aşan "Evrensel Tevhid Toplumu"nu kurmaktır. İnsanları, "kan" ve "toprak" esâsına dayanan milli ve ırksal birimlere ayırmayı, İslâm, kınayıp değer yargısının mihverini, "takva", "akide" "iman" ve "salih amel" kabul ediyor.

Kısacası İslâm, milli ve kavmi sınırları aşan bir evrensel bakış'a ve yükümlülüğe sahiptir.

Kur'ân, beşeriyetin evrensel vahdetini özellikle üsteliyor.

يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمُ الَّذ۪ي خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ وَخَلَقَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَبَثَّ مِنْهُمَا رِجَالًا كَث۪يرًا وَنِسَٓاءًۚ

"Ey insanlar, sizi tek bir candan yaratan, o canın eşini de ondan yaratıp ikisinden bir çok erkek ve kadın türeten Rabbinizden sakının!!! (Nisa, 1)

وَهُوَ الَّذ۪ٓي اَنْشَاَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ فَمُسْتَقَرٌّ وَمُسْتَوْدَعٌۜ قَدْ فَصَّلْنَا الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يَفْقَهُونَ

"Allah, sizi bir tek kişiden meydana getirmiştir de, size bir eğlenecek yurt, bir de eğreti olarak kalınacak bir yer tayin etmiştir." (En’am, 98)

Irk, kabile ve millet değişiklikleri, birlik esâsı veya üstünlük ve alçaklık ölçüsü değildir, sadece insanların ilişkilerini kolaylaştırıp düzene sokmak içindir:

يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اِنَّا خَلَقْنَاكُمْ مِنْ ذَكَرٍ وَاُنْثٰى وَجَعَلْنَاكُمْ شُعُوبًا وَقَبَٓائِلَ لِتَعَارَفُواۜ اِنَّ اَكْرَمَكُمْ عِنْدَ اللّٰهِ اَتْقٰيكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ عَل۪يمٌ خَب۪يرٌ

"Ey insanlar! Şüphe yok ki biz, sizi bir erkekle bir dişiden yarattık ve sizi, milletler ve kabileler haline getirdik tanışın diye; şüphe yok ki Allah katında derecesi en yüce olanınız, (O'na karşı gelmekten) en fazla çekineninizdir." (Hucurat, 13)

Kur'ân-ı Kerim, başka bir yerde, insanların grup grup siyasi ve milli birimlere ayrılmasını, ilâhi azâb diye niteliyor.

قُلْ هُوَ الْقَادِرُ عَلٰٓى اَنْ يَبْعَثَ عَلَيْكُمْ عَذَابًا مِنْ فَوْقِكُمْ 

"Yahut sizi bölük-bölüm edip bir kısmınızın azâbını bir kısmınıza tattırmaya gücü yeter onun." (En’am, 65)

İnsanları bölük-bölük edip onların arasında toprak ve kan esâsıyla ayırım yapmayı, Firavun'ıun büyük cinayetlerinden sayarak kınamıştır. Kur'ân-ı Kerim:

اِنَّ فِرْعَوْنَ عَلَا فِي الْاَرْضِ وَجَعَلَ اَهْلَهَا 

"Şüphe yok ki Firavun, yeryüzünde yücelmişti ve halkını bölük-bölük etmişti." (Kasas, 4)

Kur'ân'ı baştan başa arayıp tarasanız, milliyete asliyet veren ve insanları toprak ve kan esası ile ayırmayı benimsiyen tek bir ayet bile bulamazsınız. Kur'ân, bütün dünya insanlarını hayır ve saadete çağırıyor; milli ve kavmi üstünlüğe değil.

Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) de, bütün insanlığın tek bir "birim" olduğunu ve üstünlük ölçüsünün ırk değil, "din" ve "takva" olduğunu defalarca bildirmiştir:

"Ne Arab'ın ve de Acem'in birbirine üstünlüğü yoktur. Hepiniz Adem'densiniz. 

"Din ve takva olmaksızın, hiçbir kimse diğer birisinden üstün sayılamaz. Çünkü bütün insanlar Adem’den; Adem ise topraktandır."

"Takva'dan başka, Arab'ı Acem'den, Acem'i Arab'tan, beyaz'ı siyah'tan, siyahı da beyazdan üstün edecek hiçbir şey yoktur."

 Peygamber-i Ekrem (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem), Mekke'nin fethinden sonra Kureyş'e hitaben ilk hutbesinde buyurdular ki:

"Ey insanlar! Hepiniz Ademsiniz; Adem ise topraktandır. Onun için soylarla, Araplık veya Acemlik ile övünülmez, iftihar edilemez. Çünkü Allah katında en yüce olanınız, ona karşı gelmekten en fazla sakınanınız (en takvalınız)dır."

Naklediliyor ki Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) her namazdan sonra iki şahadeti getirir sonra:

"Şahadet ederim ki Allah'ın kullarının hepsi kardeştirler." derdi.

 

Cemâleddin Hocaoğlu Kaplan {Rh.a}
DÂRU'L HİLÂFETİ'L ALİYYE MEDRESESİ


YAZI KÖŞESİ

Hilafet-i İslamiyye

SAYAÇ

Bugün 147
Toplam 528295
En Çok 1316
Ortalama 348