KUDÜS YÜRÜYÜŞÜ KONUŞMASI - CEMÂLEDDİN HOCAOĞLU KAPLAN {RH.A}

O HALDE SEN VE BERABERİNDE TEVBE EDENLER, EMROLUNDUĞUNUZ ŞEKİLDE, DOĞRU YOLU TUTUN. SİZDEN HİÇBİRİNİZ BÜYÜKLENİP, ALLAH TARAFINDAN KONULMUŞ SINIRLARI AŞMASIN; ÇÜNKÜ UNUTMAYIN YAPTIĞINIZ HERŞEYİ O GÖRÜYOR. (KURAN-İ KERİM 11:112)

20-04-2022

KUDÜS YÜRÜYÜŞÜ KONUŞMASI[1]

 

سُبْحَانَ الَّذ۪ٓي اَسْرٰى بِعَبْدِه۪ لَيْلًا مِنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ اِلَى الْمَسْجِدِ الْاَقْصَا الَّذ۪ي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ اٰيَاتِنَاۜ اِنَّهُ هُوَ السَّم۪يعُ الْبَص۪يرُ

“Noksanlıktan uzaktır O (Allah) ki, geceleyin kulunu Mescid-i Haram’dan, çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya yürüttü. O’na ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (böyle yaptık). O gercekten işiten, gerçekten görendir.” (İsra, 1)

وَاَنَّ الْمَسَاجِدَ لِلّٰهِ فَلَا تَدْعُوا مَعَ اللّٰهِ اَحَدًاۙ

“Mescidler Allah’a mahsustur. Allah ile beraber bir başkasına dua etmeyin (ibadette bulunmayın!” (Cin, 18)

اَلَّذ۪ينَ اُخْرِجُوا مِنْ دِيَارِهِمْ بِغَيْرِ حَقٍّ اِلَّٓا اَنْ يَقُولُوا رَبُّنَا اللّٰهُۜ وَلَوْلَا دَفْعُ اللّٰهِ النَّاسَ بَعْضَهُمْ بِبَعْضٍ لَهُدِّمَتْ صَوَامِعُ وَبِيَعٌ وَصَلَوَاتٌ وَمَسَاجِدُ يُذْكَرُ ف۪يهَا اسْمُ اللّٰهِ كَث۪يرًاۜ وَلَيَنْصُرَنَّ اللّٰهُ مَنْ يَنْصُرُهُۜ اِنَّ اللّٰهَ لَقَوِيٌّ عَز۪يزٌ

“Onlar, sırf “Rabb'imiz Allah’tır” dedikleri için haksız yere yurtlarından çıkarıldılar. Eğer Allah’ın, bazı insanları diğer bazıleriyle def etmesi olmasaydı, içlerinde Allah’ın ismi çok anılan kiliseler, havralar ve mescidler yıkılırdı. Allah, kendi dinine yardım edene elbette yardım eder. Şüphesiz Allah kuvvetlidir, galibtir.” (Hac, 40)

Kudüs şehri ve önemi: 

Kudüs mukaddes bir beldedir. Neden? Çünkü Kudüs peygamberler merkezidir; Kudüs, tarihi kudsiyyete sahiptir; sinesinde Mescid-i Aksa vardır, etrafı bereketlerle doludur, Miraç seferinin ilk durağıdır, ahir zaman peygamberi’nin, peygamberler cemaatına imam olduğu bir mabettir. İslam’ın ilk kıblesidir ve büyük mescidlerden biridir...

Bu kadar ehemmiyete sahip ve bu kadar kudsiyyete malik olan Mescid-i Aksa ve bu mescidi sinesinde bulunduran Kudüs şehri, ne yazık ki, yahudinin işgalı altında esirdir, hürriyetten mahrumdur; kan ağlamakta ve “Ey Ümmet-i Muhammed! Ve Ey o kahraman mücahidlerin torunları! Geliniz, beni bu esaretten kurtarınız!..” diye feryat etmektedir.

Sadece Mescid-i Aksa mı? Hayır! Mekke mescidi de Medine mecidi de kendini bilmezlerin elinde ve idaresinde esirdir, hürriyetten mahrumdur...

Ve sadece bu mescidler mi? Hayır! Tağuti sistemlerin hüküm sürdüğü bütün ülke mescidleri ve bu arada başta “Ayasofya” camii olmak üzere Anadolu’daki bütün mescidler işgal altındadır, esir duruma düşmüştür, minber ve kürsülerinde hürriyetten eser kalmamıştır. Yani, Allah’ın mülkünde, Allah için inşa edilen, istisnasız bütün hükümlerinin; ibadetinin de siyasetinin de, din ve devlet işlerinin de anlatılmasına, öğretilmesine, ilimlerinin yapılmasına bir nev’i mektep durumunda olan bütün bu mescidler, ne yazık ki, bu özelliklerini kaybetmiş, küfrün, tağutun elinde esir duruma düşmüştür, işgal altındadır. Sizler, artık bu camii ve mescidlerde İslam’ın devletinden, İslam’ın siyasetinden bahsedemezsiniz!.. Yasaklar konmuştur, mahkemelere götürülür, hapsedilirsiniz...

Sadece mescidler mi işgal edilmiş? Hayır! Allah’ın nazargahi olan gönüller de işgal edilmiş, fikirlere, vicdanlara zincirler vurulmuştur. O halde mabetler de, beldeler de, gönüller de işgal altındadır.

Yürekler acısı olan bu hal böyle mi devam etsin?!.. Elbette hayır! Bu hal böyle devam edip gidemez, buna, bu gidişe bir dur demek lazım! O halde yeni mücahid fatihlere ve keskin silahlara ihtiyaç vardır. Keskin silahlar ise, iki şeyden ibarettir: Bunlardan biri tebliğ silahı, ikincisi de iman silahıdır.

Ama neyi tebliğ?

1-Kur’an ayetlerini tebliğ edeceksiniz! Yani düşüneceksiniz ki, Kur’an son kitaptır, cihanşümül ve zamanşumül bir kitaptır, bundan başkasıyla amel etme boşunadır. Kur’an’ın her tip insana hitab eder:

  1. Materyalistlere hitab eder ve der ki: 

اَفِي اللّٰهِ شَكٌّ فَاطِرِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ

“Allah’ın varlığında şüphe mi var? (Çünkü) gökleri ve yeri yaratan O’dur!..” (İbrahim, 10)

شَهِدَ اللّٰهُ اَنَّهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۙ وَالْمَلٰٓئِكَةُ وَاُو۬لُوا الْعِلْمِ

“Allah’ın birliğinin şahitleri; bizzat Allah Teala’dır, melekleridir ve ilim adamlarıdır..." (Âl-i İmran, 18)

b) Kur’an Yahudi ve Hıristiyanlara da hitab eder ve der ki:

قُلْ يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ تَعَالَوْا اِلٰى كَلِمَةٍ سَوَٓاءٍ بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْ اَلَّا نَعْبُدَ اِلَّا اللّٰهَ وَلَا نُشْرِكَ بِه۪ شَيْـًٔا وَلَا يَتَّخِذَ بَعْضُنَا بَعْضًا اَرْبَابًا مِنْ دُونِ اللّٰهِۜ 

“De ki: Ey Ehl-i Kitab! Gelin öyle bir kelimenin etrafında toplanalım ki, sizinle bizim aramızda eşit olsun: Allah’tan başkasına kulluk yapmıyalım, O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve birbirimizi Rabb edinmeyelim, sadece Allah’ı Rabb edinelim...” (Âl-i İmran, 64)

c) Kur’an münafıklara da hitab eder ve der ki: 

اِنَّ الْمُنَافِق۪ينَ فِي الدَّرْكِ الْاَسْفَلِ مِنَ النَّارِۚ وَلَنْ تَجِدَ لَهُمْ نَص۪يرًاۙ ﴿145﴾ اِلَّا الَّذ۪ينَ تَابُوا وَاَصْلَحُوا وَاعْتَصَمُوا بِاللّٰهِ وَاَخْلَصُوا د۪ينَهُمْ لِلّٰهِ فَاُو۬لٰٓئِكَ مَعَ الْمُؤْمِن۪ينَۜ وَسَوْفَ يُؤْتِ اللّٰهُ الْمُؤْمِن۪ينَ اَجْرًا عَظ۪يمًا

“Doğrusu münafıklar cehennemin en aşağı tabakasındadırlar. Onlar için hiçbir yardımcı bulamazsın. Ancak tevbe edenler, durumlarını düzeltenler, Allah’ın ipine yapışanlar ve dinlerini sırf Allah için yapanlar, işte bunlar mü’minlerle beraberdir. Allah da mü’minlere büyük mükâfat verecektir.” (Nisa, 145-146)

d) Kur’an zalimlere de hitab eder ve der ki:

وَلَا تَرْكَنُٓوا اِلَى الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا فَتَمَسَّكُمُ النَّارُۙ وَمَا لَكُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مِنْ اَوْلِيَٓاءَ ثُمَّ لَا تُنْصَرُونَ

“(Zulmetmeniz şöyle dursun), zulmedenlere en ufak meyletmeyiniz! Yoksa size ateş çarpar! Allah’tan başka ne bir dost ne de bir yardımcı bulamazsınız.” (Hud, 113)

e) Kur’an tağutlara (yani Allah’a başkaldıranlara) da hitab eder ve der ki:

اِنِ الْحُكْمُ اِلَّا لِلّٰهِۜ

“Hüküm (yani hakimiyyet) Allah’a mahsustur.” (Yusuf, 40)

وَمَنْ اَحْسَنُ مِنَ اللّٰهِ حُكْمًا

“...Allah’tan daha güzel hüküm (kanun) koyan kim vardır?..” (Maide, 50)

f) Kur’an, basın ve yayına da hitab eder ve der ki:

وَاِذَا جَٓاءَهُمْ اَمْرٌ مِنَ الْاَمْنِ اَوِ الْخَوْفِ اَذَاعُوا بِه۪ۜ وَلَوْ رَدُّوهُ اِلَى الرَّسُولِ وَاِلٰٓى اُو۬لِي الْاَمْرِ مِنْهُمْ لَعَلِمَهُ الَّذ۪ينَ يَسْتَنْبِطُونَهُ مِنْهُمْۜ

“Onlara güven ve korkuya dair bir haber gelse onu hemen yayarlar. Halbuki onu peygambere ve aralarındaki yetkili kişilere götürselerdi, işlerinden işin iç yüzünü araştırıp çıkaranlar, onun ne olduğunu bilirlerdi.” (Nisa, 83)

Bir başka ayet:

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنْ جَٓاءَكُمْ فَاسِقٌ بِنَبَاٍ فَتَبَيَّنُٓوا اَنْ تُص۪يبُوا قَوْمًا بِجَهَالَةٍ فَتُصْبِحُوا عَلٰى مَا فَعَلْتُمْ نَادِم۪ينَ

“Ey inananlar! Fasıkın biri (yani yoldan çıkmışın biri) size bir haber getirirse onu tahkik edin (yani kaynağından araştırın, ondan sonra kanaat ve karara varın!) Aksi halde yaptığınız icraattan dolayı pişman olursunuz da iş işten geçmis olur.” (Hucurat, 6)

Yeri gelmişken şunu da ilave etmem bir tebliğdir, bir vecibedir:

Bugün dünya huzursuzdur; hiçbir devlet geleceğinden emin değildir. Bir filozofun dediği gibi, “insan insanın kurdu olmuştur." Devletler ve milletler birbirini yemekle meşguldur. Birbirine karşı bloklar kurmuştur! Bu gidişle insanoğlu felaketin yolundadır.

Dünyayı içine düştüğü bu halden kurtarmak, düşünen insana elbette bir vazifedir. Bunun için bir islah hareketi lazım. lslaha nereden başlayacaksınız? Biliyor musunuz?

lslaha basından ve yayından başlayacaksınız. Aslında dünyayı fesada veren basın ve yayındır, milletleri birbirine düşüren basın ve yayındır, yanlış haberler yayan, haberleri saptıran akı kara, karayı ak gösteren basın ve yayındır. İstisnalar kaideyi bozmaz.

Basın ve yayının bu yanlış durum ve tutumunu biz bizzat gördük ve yaşadık.

“Biz; vurucu ve kırıcı değiliz” dedik. Onlar tersini gösterdiler.

“Biz; Kur’an ayetlerinden bahsettik”. Onlar ise ayetlerin manasını bize mal ettiler.

“Biz; müslümanın çocuğuna dini öğretiyoruz” dedik. Onlar, Kaplan silah eğitimi yaptırıyor dediler.

“Biz; Kur’an’dan, İslam’dan bahsediyoruz” dedik. Onlar, Kaplan komando yetiştiriyor diye yazdılar.

“Biz; silahımız Kur’an’dır” dedik. Onlar, Kaplan doğuya silah sevk ediyor dediler.

“Biz; kaynağımız Kur’an, önderimiz peygamberdir” dedik. Onlar, Kaplan talimatı Humeyni’den alıyor dediler.

“Biz; buluğ çağına gelmiş çocukları medreseye alıyoruz” dedik. Onlar ise, Kaplan yurda altı onaltı yaşındaki çocukları almış diye yazdılar.

“Biz; tebliğci bir cemaatız, İslam’ı tebliğ ediyoruz” dedik. Onlar, bizi kışkırtıcı gösterdiler.

“Biz; İslam dininin özünde ve yapısında devlet ve siyaset vardır” dedik. Onlar bizi politikacı diye gösterdiler.

“Ve nihayet biz; melek gibi bir cemaatız; beş senelik bir geçmişimiz vardır, polise intikal etmiş kayda değer tek hadise yoktur” dedik. Onlar ise bizi kaba kuvvetci diye gösterdiler.

Bugün Alman kamuoyu yanlış tanıyorsa, eğer Alman mesulleri hakkımızda yanlış ve kanunsuz işler yapıyorsa onun müsebbibi ve suçlusu basın ve yayındır.

Alman mesullerinin medrese ile alakalı son icraatları da kanunsuz ve usulsuzdur; kendi kanunlarını kendileri çiğnemişlerdir. İnsan haklarına tecavüzdür, din hürriyetine, hukuk kurallarına aykırıdır. Bunların yaptığı Hitler’in yahudilere yaptığından farklı mıdır? Bunun hesabını elbette tarih soracaktır. Bu, Almanya’nın tarihinde kara bir lekedir.

Ayrıca çocuk velileri tecavüze uğramıştır. Dava açıp, hesabını sorabilirler. Ümit ederiz ki, Alman makamları bu yanlış kararlarından dönerler.

Muhterem Kardeşlerim!

İşte bizim sözlerimiz bunlardır. Göreceksiniz yarın basın ve yayın bu sözleri nasıl saptıracaktır, nasıl kırpacaklardır. İnşallah olduğu gibi yazarlarda hem kendileri ciddi bir iş yapmış olurlar, hem de bizi utandırırlar.

Hz. Muhammed’i tebliğ edeceksiniz ve diyeceksiniz ki, o, cihanın peygamberidir, herkes ona uyacaktır, o, herkesin peygamberidir. Kur’an şöyle der:

وَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ اِلَّا كَٓافَّةً لِلنَّاسِ

“Ya Muhammed! Seni bilimum insanlara peygamber gönderdik.” (Sebe, 28)

İslam Dini’ni tebliğ edeceksiniz ve diyeceksiniz ki, İslâm bütün peygamberlerin tebliğ ettiği dinin devamıdır; ondan başka muteber ve makbul bir din yoktur. Kur’an şöyle der:

اِنَّ الدّ۪ينَ عِنْدَ اللّٰهِ الْاِسْلَامُ۠

“Gerçek şudur ki, Allah’ın indinde makbul ve muteber din İslam’dır.” (Âl-i İmran, 19)

2- İkinci keskin silah ise imandır:

a) Dün lran’da Şah rejimine, bugün de dünya müstekbirlerine karşı mücadele verip onları dize getiren iman gücüdür.

b) Afganistan’da mücahidler; mütecaviz ve işgalci Moskof keferesini bin pişman ettirip çekilmeye mecbur bırakan iman gücüdür.

c) Lübnan’da ki müslümanlar ise sahip oldukları iman sayesinde işgalci kuvvetlere hadlerini bildirmiş, İslam’ın manevi gücünü dünyaya isbat etmiştir.

d) Kudüs’teki mü’minler ise, mütecaviz ve isgalci siyonist kuvvetlere ve modern silahlara karşı sapan taşlarıyla kendilerini savunmakta, varlıklarını muhafaza etmekte ve dünyanın savaş felsefesini değiştirmektedirler.

Evet, iman öyle bir kuvvettir ki, dağları bile yerinden oynatır.

Ey inkilabçı dünya müslümanları ve Ey dünya gençliği! Sizlere sesleniyor ve diyoruz ki, “Yeni fatihler sizlersiniz! İşgal altında olan gönülleri de, mabetleri de şehirleri de sizler fethedeceksiniz. Çünkü, muhtaç olduğunuz güç ve silah sizlerde mevcuttur. Bunlar tebliğ silahı ile iman silahıdır.

Gayemiz:

a) Müstekbirlerin; baskı ve tehakkümlerine, 
tağuti sistemlerine, zulüm ve işkencelerine, tecavüz ve işgallerine son vermektir.

b) İstiyoruz ki:

İnsan haklarına hürmet edilsin, fikir hürriyetine riayet edilsin, mabetler hürriyetlerine kavuşsun, adalet teessüs etsin ve nihayet kula kulluk yok olsun da Allah’ın mülkünde Allah'ın dini hakim olsun, fitne ve fesattan eser kalmasın!..

Ve netice:

Bizler; dünya müstekbirlerine karşı mücadele veren fert ve cemaatlerin, millet ve devletlerin yanında yer aldığımızı, onların maddi-manevi bütün gücümüzle desteklediğimizi bütün dünyaya ilan ediyor, adaleti hakim kılmasını Rabbimizden dua ve niyaz ediyoruz!..

Esselamü aleyküm!..

 

Cemâleddin Hocaoğlu Kaplan {Rh.a}
DÂRU'L HİLÂFETİ'L ALİYYE MEDRESESİ​


[1] Mesajlar kitabından


YAZI KÖŞESİ

Hilafet-i İslamiyye

SAYAÇ

Bugün 152
Toplam 528300
En Çok 1316
Ortalama 348