KERÂMET - MOLLA SADREDDİN YÜKSEL

O HALDE SEN VE BERABERİNDE TEVBE EDENLER, EMROLUNDUĞUNUZ ŞEKİLDE, DOĞRU YOLU TUTUN. SİZDEN HİÇBİRİNİZ BÜYÜKLENİP, ALLAH TARAFINDAN KONULMUŞ SINIRLARI AŞMASIN; ÇÜNKÜ UNUTMAYIN YAPTIĞINIZ HERŞEYİ O GÖRÜYOR. (KURAN-İ KERİM 11:112)

08-09-2022

MOLLA SADREDDİN YÜKSEL

 

 

KERÂMET[1]

 

Velilerin[2] kerametleri haktır. Çünkü Kur’ân iki zatın kerametinden haber vermektedir. Onlar Hazreti Meryem ile Hazreti Süleyman’ın veziri olan Asef bin Berğiya’dır.

Aslında bir veliden sadır olan keramet, Ümmeti bulunduğu Peygamberin mucizesidir. Çünkü keramet, onun veliliğini ispat eder; velilik de ancak hak din sayesinde elde edilebilir; din ise Peygamberin davasına inanmaktır. Aynı zamanda keramet meselesi, psikoloji nokta-i nazarından da doğrudur, mümkündür. Çünkü bir insanın bütün duyuları, Allah’ı anmaya, düşünmeye dalarsa, onda özel bir hâl peyda olur. Artık dünyaca büyük kimseleri küçük görür, ehemmiyet vermez. Bütün maddi lezzetleri de istihkâr eder. Hatta madde uğrunda birbirine karşı çetin mücadeleler hâlinde bulunan halk tabakalarına baktığı vakit onları leşler için boğuşan, çekişen mahlûklar vaziyetinde görür. Evet, bir kimse böyle bir hâl kazandığı zaman artık onun ruhundan fışkıran manevi nurlar, onun alnında parıldamaya başlar. Ve bu hâl halk arasında ona büyüklük ve vakar kazandırır. 

Cemiyet hiçbir zaman bunlarsız kalmamıştır.

Gelelim harikalara: Böyle zatlardan harikaların sadır olmasında zerre kadar mesele (problem) yoktur. Çünkü insan dünya, madde meşgalesinden sıyrılarak kuvvetle Allah’a yani mutlak surette kâinatı sevk ve idare eden kudrete yönelirse, onun ruhunda saklı bulunan kuvvetler, nefsine ve hayvanî arzularına esir olan ve her işinde sadece maddeye değer veren kimselere nasip olmamış bir gelişme ile gelişir. Bu ruhî gelişmeler neticesinde, ruh sahibi de tabiat kanunları gibi bütün maddî varlıklara hâkim olur. İşte bunun içindir ki, harikalar ondan zuhur eder.

Başka bir deyişle, ruhta bir Hak korkusu vardır. Ruh bu kesif bedene yerleşince beden onun yüceliğini ve nurunu örtmüştür. Fakat bu sırrı idrak eden kimse, eğer kendi kalbinde ruh yönüne doğru bakan bir pencere açarsa, ruhtan gelen nurlar ve ziyalar onu halis ruhanî bir varlık hâline getirir. Yani bu takdirde, onun ruhu kesif bedenine galip gelir. Böylece kendisinden çok harikalar sadır olur. Çünkü ruh, maddi şeyler üzerine haddinden fazla tesir icra edebilir. Hâsılı kelâm: Bir kişinin ruhu ziyalar saçsın da, kendisinden harikalar zuhur etmesin bu hiç mümkün mü? Mutlaka zuhur eder.

Son olarak şunu da kaydedelim ki Hicretin 438. yılında tasavvufa dair yazılmış bulunan “Risale-i Kuşeyriyye”, keramet örnekleri ile doludur.


MOLLA SADREDDİN YÜKSEL​


[1] Sadreddin Yüksel, Dinî ve İlmî İncelemeler,  İstanbul 1969, Ötüken Yayınevi, s. 55-56; İslâmî Araştırmalar, İstanbul 1992, Madve Yayınları, s. 52-53; Makaleler 1, İstanbul 1985, Madve Yayınları, s. 95-96.

[2] Veli, mümkün olduğu kadar Allah’ı ve onun sıfatlarını bilen, ibadetlere devam edip günahlardan sakınan şehvet ve sefil zevklere dalmayan bir zattır.


YAZI KÖŞESİ

Hilafet-i İslamiyye

SAYAÇ

Bugün 338
Toplam 529694
En Çok 1316
Ortalama 348