KADROMUZ - CEMÂLEDDİN HOCAOĞLU KAPLAN {RH.A}

O HALDE SEN VE BERABERİNDE TEVBE EDENLER, EMROLUNDUĞUNUZ ŞEKİLDE, DOĞRU YOLU TUTUN. SİZDEN HİÇBİRİNİZ BÜYÜKLENİP, ALLAH TARAFINDAN KONULMUŞ SINIRLARI AŞMASIN; ÇÜNKÜ UNUTMAYIN YAPTIĞINIZ HERŞEYİ O GÖRÜYOR. (KURAN-İ KERİM 11:112)

16-03-2022

KADROMUZ

Muhterem arkadaşlar!

Kadromuz tebliğ kadrosudur. Bu kadro hareketin içinden çıkacaktır. Hareketin dışında kadro yetiştiremezsiniz. Tadmayan bilmez. Denize girmeden yüzmeyi öğrenemezsiniz. Özel metodlarla özel bir kadro yetiştirmeye ihtiyaç yoktur. Çünkü bu bir iman, bir aşk, bir cesaret ve bir kabiliyet meselesidir. Efendimiz etrafa gönderdiği tebliğcileri özel mi yetiştirmişti? Hazreti Ebu Bekir'ler, Ömer'ler, Osman'lar ve Mus'ab'lar gibi zevat hangi mektepte yetişmişlerdi ve ellerinde hangi diplomalar vardı? Esasen İslâm dini, bizatihi mekteptir, yetiştirme müessesesidir, en mükemmel bir üniversitedir. O halde "Önce kadro yetiştirelim, devletin kademelerine yerleştirelim ve ondan sonra devletten ve devletin siyasetinden, tebliğinden bahsedelim!.." diyenler avutma ve uyutma politikasından başka bir şey yapmamışlardır. Kendi tenbelliklerine, kendi korkaklıklarına kılıf aramaktan başka bir şey değildir bu!.. Otuz seneden beri, hep bu söylenir durur, ama ortada bir şey yoktur, Hep oyalama politikası takip edilmiştir.

Netice itibarıyla diyebiliriz ki, bu hareket isabetli bir harekettir, hem de yüzde yüz isabetli bir harekettir, mübarek bir harekettir, feyizli bir harekettir! İdarecisini de tebliğ kadrosunu da kendi içinden yetiştirecek ve çıkaracaktır.

Böyle bir kadronun vasıfları:

1- Davaya iman, hem de aşk derecesinde;

2- Tevbe Suresi'nin 23 ve 24. ayetlerinde beyan edildiği gibi, dava ile ilgili hizmeti, dünya varlığıyla hatta anne ve babasıyle ilgili hizmetlere tercih etmek;

3- Can korkusunu ve mal sevgisini gönlünden çıkarıp almış olmak. Mütevazi olup para, makam ve şöhret peşinde olmamak;

4- Almadan değil, vermeden zevk duymak;

5- Ne pahasına olursa olsun taviz vermemek;

6- Ve nihayet İslâm'ın cesaret, edep ve terbiyesine sahip olmak.

Bir ilim adamı şöyle demiş: "Biz aşk ehliyiz, kuru akıl ehli değiliz! Aşk ehli davası için kendini feda eder, akıl ehli ise tedbirler peşinde koşar durur!"

İşte İslâmî hareketin bu vasıflara sahip bir kadro ihtiyacı vardır. Böyle bir kadro da ancak Hz. İbrahim mektebinde ve Hz. Muhammed'in medresesinde yetişir. Bunların yetiştiği mektebin mezunu Hz. İbrahim, Nemrud'un ateşinden korkmamış, Allah'ın emrini yerine getirmek üzere, oğlunu kurban etme yolunda tereddüt göstermemiştir.

 

Hz. Muhammed’e Gelince:

Allah (Celle Celâluhu) mektebinde ilahî terbiye ve edeple yetişen son Peygamber Hz. Muhammed (Sallallâhu Aleyhi ve Selem) ise, Ebu Cehil ordusuna karşı çıkmış, müşrikler tarafından kendisine vaad ve teklif edilen makam, şöhret ve servet gibi çok mühim şeyleri elinin ters tarafıyle itmiş, onlara dinden milim taviz vermemiştir.

Ve bu suretle gerek Hz. Muhammed ve gerekse onun ceddi İbrahim (Aleyhisselâm) üzerlerine düşeni hakkıyla yapmışlar ve şu ayet-i kerime'nin medih ve takdirine mazhar olmuşlardır:

اَلَّذ۪ينَ يُبَلِّغُونَ رِسَالَاتِ اللّٰهِ وَيَخْشَوْنَهُ وَلَا يَخْشَوْنَ اَحَدًا اِلَّا اللّٰهَۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ حَس۪يبًا

"Onlar ki, kendilerine verilen Allah elçiliğini (dinin emir ve yasaklarını, Şeriat kanunlarını) tebliğ ederler ve Allah'dan başka kimseden korkmazlar. Hesap görme yönünden Allah kâfidir!" (Ahzab, 39)

Aziz kardeşlerim!

Sizler böyle iki peygamberin milletinden ve ümmetindensiniz ve onların yetiştiği İslâm mektebinde bulunuyorsunuz. O halde çok dikkatli, çalışkan, cesur, cömert olmalısınız ve Allah'dan başka kimseden korkmamalısınız ki, Hz. İbrahim'e layık millet, Hz. Muhammed'e (Sallallâhu Aleyhi ve Selem) layık ümmet olabilesiniz.

Şurası da çok iyi bilinmelidir ki, teşkilatımız bir menfaat teşkilatı değildir, arzu ve mizaçlara göre yön değiştiren bir kuruluş da değildir! Teşkilatımız bir feragat ve fedakarlık yeridir. Mensuplarının çalışmaları hasbîdir; Din-i Mübin-i Ahmediyye'ye hizmet için yola çıkılmıştır, para-pul düşünülmeyecektir, para kazanma, para yığma düşünülmeyecektir. Bu hususta Hulefa-i Raşidin örnek alınmalıdır ve sadece ihtiyaçlar karşılanmalıdır.

 

Cemâleddin Hocaoğlu Kaplan {Rh.a}
DÂRU'L HİLÂFETİ'L ALİYYE MEDRESESİ​


YAZI KÖŞESİ

Hilafet-i İslamiyye

SAYAÇ

Bugün 265
Toplam 435234
En Çok 1157
Ortalama 330