İHTAR VE TEVBİH YAZISI - CEMÂLEDDİN HOCAOĞLU KAPLAN {RH.A}

O HALDE SEN VE BERABERİNDE TEVBE EDENLER, EMROLUNDUĞUNUZ ŞEKİLDE, DOĞRU YOLU TUTUN. SİZDEN HİÇBİRİNİZ BÜYÜKLENİP, ALLAH TARAFINDAN KONULMUŞ SINIRLARI AŞMASIN; ÇÜNKÜ UNUTMAYIN YAPTIĞINIZ HERŞEYİ O GÖRÜYOR. (KURAN-İ KERİM 11:112)

20-04-2022

İHTAR VE TEVBİH YAZISI[1]

Fitne çıkaranlara karşı gereken tavrı gösteremeyenler, en azından onlar kadar fitneci ve en azından onlar kadar isyankârdırlar!

Fitne korkunç bir beladır:

Kur’an’da fitne tabiri ve bundan muştak olan kelimelerin sayısı otuzdan fazladır!

Ezcümle: 

  1.  

وَالْفِتْنَةُ اَكْبَرُ مِنَ الْقَتْلِۜ

“… Fitne katilden (adam öldürmekten) daha büyüktür!..” (Bakara, 217)

 

  1.  

وَالْفِتْنَةُ اَشَدُّ مِنَ الْقَتْلِۚ

“… Fitne katilden daha şiddetlidir!..” (Bakara, 191)

 

  1.  

 

وَاتَّقُوا فِتْنَةً لَا تُص۪يبَنَّ الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا مِنْكُمْ خَٓاصَّةًۚ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ شَد۪يدُ الْعِقَابِ

“Öyle bir fitneden sakının ki, aranızda yalnız haksızlık edenlere erişmekle kalmaz, (iyiliği emir, kötülükten nehy hususunda kusur ettiğinizden dolayı hepinize ulaşır). Bilin ki, Allah’ın azabı çetindir.” (Enfal, 25)

 

  1.  

ۚ فَلْيَحْذَرِ الَّذ۪ينَ يُخَالِفُونَ عَنْ اَمْرِه۪ٓ اَنْ تُص۪يبَهُمْ فِتْنَةٌ اَوْ يُص۪يبَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ

 “… Bundan dolayı o (Allah Resulü’nün) emrine aykırı davrananlar, kendilerine bir fitnenin çarpmasından yahut onlara elim bir azabın uğramasından sakınsınlar.” (Nur, 63)

 

  1.  

سَتَجِدُونَ اٰخَر۪ينَ يُر۪يدُونَ اَنْ يَأْمَنُوكُمْ وَيَأْمَنُوا قَوْمَهُمْۜ كُلَّمَا رُدُّٓوا اِلَى الْفِتْنَةِ اُرْكِسُوا ف۪يهَاۚ

“Başka bir takım insanlar da bulacaksınız ki, hem sizden, hem de kendi topluluklarından emin olmak isterler. Ama ne zaman fitneye götürülseler, baş aşağı edilip fitnenin içine atılırlar…” (Nisa, 91)

Hadis külliyatında fitne tabirleri:

Ezcümle:

  1. “Yakın bir istikbalde dalga dalga fitneler olacaktır. Fitne zamanında (ona karışmayıp) oturan kişi, (karışmak üzere) ayakta durandan hayırlıdır; o hengâmede ayakta duran da (fitne ashabını hazırlamaya) gidenden hayırlıdır; bu yolda yürüyen de (bilfiil fitneye) çalışandan hayırlıdır. Her kim, fitne vukuuna muttali olup onu görmeye çalışırsa, muhakkak onun kahrine uğrar. Her kim, o fitne zamanı iltica edecek veya sığınacak bir yer bulursa hemen sığınsın (fesatçılara, fitnecilere karışmasın)!” (Sahih-i Buhari, No: 2/ 117)
  2. Allah Teala şöyle buyurur:

“Bir çeşit yaratıklar yarattım ki, lisanları baldan daha tatlı, kalpleri ise sabır ağacından daha acıdır. Kendi adıma yemin ettim; onları bir fitneye uğratacağım ki, içlerinden halim olanı bile şaşkına çevirecektir. Benim genişliğime mi mağrur oldular yoksa bana karşı cüret mi gösteriyorlar!’ (Darimi, No: 2516) Bu mevzuda başka rivayetler de vardır.

  1. “Fitne zamanı ibadete kendini verip fitneye karışmamak, bana hicret etmiş gibidir!”

“Ashab-ı Kiram’ın ekserisi ile tabiine ve bilumum ulemaya göre fitne zuhurunda haklı tarafa yardım etmek ve onlarla beraber olup asilere karşı harb etmek vacibtir.” (Müslim, Nevevi, Kitab’ül- fiten)

Fitne ve manaları:

Fitne; aslında imtihan, ibtila, tecrübe ve ayıklama manalarına gelen bu kelime daha birçok manalarda kullanılır. Mesela: Tefrika çıkarma, cemaatleri bölme, parçalama, nizamı bozma, karışıklıklar meydana getirme!.. 

Tarihi:

Fitnecilerin fitnesi Âdem Aleyhisselam devrinden başlamış olup günümüze kadar devam etmiştir; Bundan böyle kıyamete kadar devam edecektir. İblis Aleyhillane’nin, yemin ederek ve kendilerine nasihat ettiğini ileri sürerek onları kandırma ve yasak ağaçtan yedirmesi bir fitnedir.

Kabil’in Habil’i tehdit ederek onun hayatına kasdetmesi bir fitnedir. 

Nuh Aleyhisselam’ın kavminin kendilerine yapılan tebligatı kabul etmeyip putlar icat etmeleri ve onlara tapmaları ve bu suretle şirke düşmüş olmaları ve müşrik olmaları bir fitnedir. 

Firavunlar’ın, Nemrutlar’ın, devlet otoritesine dayanmaları; Karun’ların mal varlıklarına güvenmeleri; Lenin’lerin, Mao’ların, Tito’ların mülkiyet hakkını devlete tanıyıp komünist sistem altında devleti patron yapmaları bir fitnedir. 

Kapitalistlerin mülkiyet hakkını ferde verip verdi şımartmaları bir fitnedir. 

Selanikli Kemal’ın şeriat’ı kaldırıp küfrün ve kâfirin kanunlarını getirmesi bir fitnedir…

Polat’ların ve Kaba’ların rejimden korkmaları veya korkutulmaları ve dolayısıyla meşru, zemine oturup yürümekte olan bu hareketten ayrılmaları bir fitnedir. 

Hayri’lerin, Avcı’ların mezhep değiştirmeleri ve dolayısıyla mezkûr hareketten ayrılmaları bir fitnedir. 

Soysal’ların, Latif’lerin şirk fetvasını kabul etmemeleri ve dolayısıyla ayrılıp gitmeleri bir fitnedir. 

Ubeyd’lerin, Settar’ların tavizkar oluşları, makama düşkünlükleri, paraya düşkünlükleri, bomba patlatmaları, silahlar kuşanmaları, izinsiz Cuma namazı kıldırmaları ve bu suretle bu harekete ihanet ve hıyanet etmeleri birer fitnedir. 

Yalanlayamazlar:

Şayet yalanlama yoluna giderlerse cevaplarımız hazırdır!...

 

Bunları destekleyenler: 

Yazının başlığında ne demiştik? Demiştik ki: “Fitne çıkaranlara karşı tavırlarını koymayanlar en azından onlar kadar fitneci ve onlar kadar isyankârdırlar!”

İspatı:

  1. Iserlohn toplantısına katılmışlardır. Zira bu toplantıda yalanlar savruldu, iftiralar yapıldı, zulümler işlendi, imzalar alındı!.. Dolayısıyla bu toplantı meşru değildi; yapılması da, katılınması da şeriat’a uymazdı ve buna şeriat cevaz vermezdi! Ve aynı zamanda harekete karşı kıyamdı; ihanet ve hıyanetti ve aynı zamanda zulümdü ve korkunç bir fitne idi; hatta ölümden daha beterdi.

Kur’an şöyle der:

“Zalimlere en ufak meyille meyletmeyin, sonra size ateş dokunur!” Bu toplantıyı tertip edenler de katılanlar da zalim olmuşlardır; Hem bidayeti ve nihayeti zulüm hem de hedef ve gayesi zulümdür!..

  1. “Ey iman edenler! Allah ve Resulü’ne hıyanet etmeyin! Emanetlere de hıyanet etmeyin!” Bunlar meşru olmayan bir toplantı tertip ettiklerinden dolayı Allah ve Resulü’ne hıyanet etmişlerdir. Cemaatlere de hıyanet etmişlerdir. Zira o cemaatler onların elinde birer emanettir ve onlara emanet olarak teslim edilmiş. Dolayısıyla şeriat’a uymayan bir toplantı tertip edip onları kandırmaya ve aldatmaya kimsenin hakkı yoktur! Ne bölge emirinin ve ne de imamların!..,
  2. Birliği bozmuşlar, ölümü hak etmişlerdir:

Allah Resulü şöyle der:

“İşiniz bir adam üzerinde toplu iken, kim sizin sopanızı yarmak veya cemaatinizi dağıtmak isterse onu hemen öldürün!” (Müslim)

Birliği bozma, öldürme cinayetinden daha büyüktür ve daha korkunçtur! Binaenaleyh, fitnecinin arkasından gitmek, katilin arkasından gitmekten daha yanlış ve daha günahtır. Keza bölücünün arkasından gitmek veya onun tertip ettiği toplantılara katılmak, katillerin, canilerin arkasından gitmek gibidir. Hatta daha çirkin ve daha korkunçtur. Aldatılarak katılıp da tevbe edenler, pişman olanlar ve yine gelip teşkilattaki yerlerini muhafaza edenler müstesna!.. 

  1. Hiç kimse hatadan münezzeh değildir:

Her kul hata edebilir, devlet reisi de hata edebilir, Halife de hata edebilir. İşte bu hikmete binaendir ki, Allah Resulü şöyle buyurur: 

“Bir kimse Emir’inden hoşuna gitmeyen bir şey görürse (ayrılmasın) sabretsin! Zira cemaatten bir karış ayrılan cahiliyet ölümüyle ölür.” (Buhari ve Müslim)

 

Fitnecilere karşı Müslümanların durum ve tutumu:

Fitneciler hakkındaki ayet ve hadisleri gördünüz. Emir’lerin ve Halife’lerin kesin küfür hali müstesna! Hatalarından dolayı onlara karşı kıyam edilmez; sabredilir ve ikaz edilir ve usulüne uygun sualler sorulur.

Fitneciler:

Bunlar Şura’ya katılır; fakat Şura’da sesleri çıkmaz, sus-pus olurlar; lakin dipde-köşede kulisler yaparlar. Hele hele zayıf iradeli Müslümanların başlarına musallat olurlar!..

Biz, bu hadiseyi de Şura’lara götürdük, cemaatleri uyardık; Uyardık ki, bu zalimlerin tuzağına düşmesinler. Nitekim öyle de oldu; umumi Şura’ya götürdük. Şura’da bunlar mahkûm oldular; Gençlik Şura’sına götürdük. Gençlik Şura’sı da bunları mahkûm etti. Bunlar bölge toplantısında da mahkûm oldular!..

Ve hülasa: 

Demek oluyor ki, bunların ne ayette yeri vardır ve ne de sünnet’te; ne Şura’larda yüzleri kalmıştır ve ne de cemaatlerde! 

Tavır koyma: 

Sağduyuya sahip teşkilatımızın tümü, Ruhr bölgesinin büyük bir kısmı bunlara karşı gereken tavrı almışlardır ve bunların ihanet içinde olduklarını kabul etmişlerdir. Ruhr bölgesinin geri kalan kısmına sesleniyor ve diyorum ki, üç tane yalancının arkasından gitmeyin; siz de diğer teşkilat mensuplarımız gibi bunlara karşı tavır alın da dünyanızı da ahretinizi de zindan etmeyin! Ve nihayet şu ayet-i kerime’yi unutmayın! Bakınız Allah ne diyor: 

فَمَا لَكُمْ فِي الْمُنَافِق۪ينَ فِئَتَيْنِ وَاللّٰهُ اَرْكَسَهُمْ بِمَا كَسَبُواۜ اَتُر۪يدُونَ اَنْ تَهْدُوا مَنْ اَضَلَّ اللّٰهُۜ وَمَنْ يُضْلِلِ اللّٰهُ فَلَنْ تَجِدَ لَهُ سَب۪يلًا

“Size ne oldu ki, münafıklar hakkında iki grup oldunuz (kiminiz gereken tavrı koydu, kiminiz ise hala onlardan ümit beklemektedirler!..). Allah ise işledikleri suçlardan dolayı bunları tepelerinin üstüne bıraktı! Siz mi, bunlara hidayet vereceksiniz? Yoksa siz mi, Allah’ın saptırdıklarını doğrultacaksınız?!. Zira Allah, birini saptırırsa artık onun için bir yol bulamazsın!..” (Nisa, 88)

Üzüntü ve teselli: 

Böylelerinin ayrılıp gitmelerine üzülmemek gerekir. Tersine gitmeleri zarar değil, yarardır. Zira arınma ve ayıklanmadır; teşkilat için temizlenmedir. Allah Resulü (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurur: 

“(Münafıkların Uhud yolunda ayrılmaları) o (şehir için), o cemaatler için temizliktir. Ateş demirin kirini giderdiği gibi, bu da habisleri temizleme hareketidir.” (Tirmizi; Buhari’de de benzeri vardır)

 

Not:           

1- Ümmet-i Muhammed Gazetesi’nde de neşredilecektir!

2- Bunlar şayet kendilerini düzeltip yerlerini almadıkları takdirde Tel’in ve Tecrid yazısı gelecektir!

 

Cemâleddin Hocaoğlu Kaplan {Rh.a}
DÂRU'L HİLÂFETİ'L ALİYYE MEDRESESİ

 


[1] Ümmet-i Muhammed Gazetesi, Sayı: 115.


YAZI KÖŞESİ

Hilafet-i İslamiyye

SAYAÇ

Bugün 229
Toplam 435198
En Çok 1157
Ortalama 330