HİKMET KONUŞAN KADINLAR - CEMÂLEDDİN HOCAOĞLU KAPLAN {RH.A}

O HALDE SEN VE BERABERİNDE TEVBE EDENLER, EMROLUNDUĞUNUZ ŞEKİLDE, DOĞRU YOLU TUTUN. SİZDEN HİÇBİRİNİZ BÜYÜKLENİP, ALLAH TARAFINDAN KONULMUŞ SINIRLARI AŞMASIN; ÇÜNKÜ UNUTMAYIN YAPTIĞINIZ HERŞEYİ O GÖRÜYOR. (KURAN-İ KERİM 11:112)

06-04-2022

HİKMET KONUŞAN KADINLAR

Kadınlar arasında güzel konuşan, yerinde konuşan, hakikat ve hikmetten bahseden, ibret dersi veren ve bu yolda öğüt ve nasihatta bulunan hanımların sayısı da çok fazladır. İşte bir kaçı:

 

Harka Hanım

Harka, Acemistan’ın Irak velilerinden Numan b. Münzir’in kızıdır. Irak, müslümanlar tarafından fethedilince, bu ailenin de devlet ve riyaseti elden gitmiş oluyor. Harka da dünyayı terk ederek rahibeler gibi dolaşıyor. Bir gün hep aynı kıyafette olan cariyeleriyle birlikte Irak Fatihi Sa’d b. Ebi Vakkas’ın huzuruna vardılar. Harka’nın elbiseleri de cariyelerin elbiselerinden farklı olmadığı için Sa’d b. Ebi Vakkas, "Harka içinizde mi?" diye sormuştu. Harka:

-Evet, işte benim, demişti. Sa’d, Harka’ya:

-Bu halin ne böyle? diye sorunca Harka, şu cevabı vermişti:

-Sormaya ne hacet! Dünyanın hali işte böyle, halden hale değişiyor, bir kararda kalmıyor. Bir vakitler buraların padişahı iken, herkes bizim emrimizde iken devletimizin müddeti bitti, saltanatımız gitti. İşte bu hale geldik... dedi. Ve şu şiiri okudu: "Bir zamanlar insanlara hükmedip başkanlık yapan bizler iken, şimdi devletsiz ve nimetsiz kaldık

Şunun bunun insaf ve yardımına muhtaç olduk. Of! Şu dünyaya ki, nimet ve lezzetinin devamı yok!"

Orada bulunan Amr adındaki müslüman da ona: "Sen o Harka’sın ki, kiliseye giderken, yol boyunca ayakların altına kumaşlar serilirdi. Böyle iken devlet ve saltanatınızın gitmesine sebep ne oldu?" diye sormuştu. Harka şu cevabu verdi:

"Zaman öyle bir zamandır ki, efendileri köle, köleleri efendi yapar, padişahı tahtından indirir, köleyi padişah yapar. Azizleri zelil, zelilleri de aziz yapar. Bu, dünyanın âdetidir. Bilinmeyen bir hal değildir. Bunun için başımıza gelen bu hali biz yadırgamadık, normal karşıladık."

Sa’d b. Ebi Vakkas, bu hanımın ihtiyaçlarını karşılayarak onu memnun eder. Harka Sa’d’ın yanından ayrıldıktan sonra:

"Sa’d’dan ne muamele gördün?" diye soranlara şu şiiri okuyarak cevap verir:

"Zimmetimiz korudu, bana ikramda bulundu. Zaten kerim olan kerim olana ikramdan başka bir şey yapmaz."

 

Hansa Hanım

Hansa, en meşhûr şair bir kadındır. Hem cahiliyet çağını yaşamış, hem de ashab devrini yaşamıştır. Müslüman olan bu kadın, Hz. Ömer zamanında Kadisiye savaşına katılmış ve bu savaşa beraberinde dört oğlunu da götürmüştü. Bir akşam oğullarına şu nasihatı yapmıştı:

"Ey benim oğullarım! Sizler kendi isteğinizle müslüman oldunuz ve yine kendi isteğinizle, vatanınızı terk ederek, buraya geldiniz. Kendinizden başka ilâh olmayan Allah’a yemin ederim ki, sizler hep bir ananın oğlu olduğunuz gibi, bir tek babanın da evladısınız. Ben sizin babanıza asla hiyanet etmedim, dayılarınızı rüsvay etmedim. Soyunuzu değiştirip şerefinize leke kondurmadım. Siz biliyorsunuz ki, kâfirlerle savaşan mü’minlere büyük sevap hazırlanmıştır. Ve biliniz ki, baki olan ahiret hayatı, fani olan dünya hayatından hayırlıdır. Ve Cenâb-ı Hakk Kur’an-ı Kerim’inde şöyle buyurur:

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اصْبِرُوا وَصَابِرُوا وَرَابِطُوا وَاتَّقُوا اللّٰهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

"Ey o iman edenler! Zahmet ve şiddetlere sabredin, muharebede sebat gösterin, sınırları bekleyin, Cenâb-ıHakk’a karşı gelmekten, yasaklarını işlemekten sakının ki, kurtuluş ve yükselişe eresiniz." (Âl-i İmran, 200)

Yarın sabaha sağ sâlim çıkarsanız, gözünüzü açarak ve Allah’tan yardım isteyerek düşmanla savaşa giriniz. Harbin kızıştığı bir sırada, fırsat bulursanız, kâfirlerin reis ve kumandanlarına saldırınız. Böyle yaparsanız zaferi kazanır, ganimet elde eder, Cennet-i Âlâ’da ikram görürsünüz!.."

Oğulları, annelerinin bu nasihatlerini tutarak ertesi gün, savaşa girişirler. Savaşta çok yararlıklar gösterirler, sonunda dördü de şehid olur. Hansa, oğullarının şehid oldukları haberini alınca memnun olduğunu izhar eder ve şöyle der:

"Hamd olsun Allah’a ki, oğullarıma şehidlik nasib etti. Beni, bu şerefle şereflendirdi, beni şehidler annesi yaptı. Şimdi Rabb’imden benim ümidim cennette beni şehid oğullarımla birleştirmesidir!" Allah, kendisinden de oğullarından da razı olsun!

 

Harise kızı Emame

Emame, Rabia kabilesinin eşrafından Avf’ın karısıdır. Kızı Ümm-i Ünas’ı, Kinde hükümdarından Haris adında bir zata kocaya vermişti. Ümm-i Ünas, kocasının evine götürüleceği bir sırada, anası Emame ona şu nasihatı yapmıştı:

"Bak, yavrum! Bir kimseye öğüt ve nasihat, o kimsenin edep ve terbiyesine, haysiyet ve asaletine binaen terk edilmesi lazım gelse idi, benim de şimdi sana nasihat etmeme hacet kalmayacaktı. Fakat nasihat, bilene hatırlatmak, bilmeyene de öğretmek olacağından herkes hakkında faydalıdır...

Kızım! Anne ve babasının servet ve zenginliğinden dolayı, bir kızın kocaya gitmeğe ihtiyacı olmasaydı, senin hiç olmazdı. Fakat öyle değildir. Erkekler, bizim için yaratıldığı gibi, bizler de erkekler için yaratılmış bulunmaktayız.

Kızım! Sen annen ve baban evinden, büyüyüp yürüdüğün yuvadan çıkıp bilmediğin ve ömründe ülfet etmediğin bir adamın evine gidiyorsun. 

Şimdi o kimsenin rızasını gözetecek, cariyesi gibi, ona itaat et ki, o da sana kul ve köle olsun. Yani seni sevip senden hoşnut olsun. Şimdi ben sana on şey söyliyeceğim; bunları ezberleyip gereğini yerine getir ki, kocan ile güzel yaşayabilesin:

1- Koca sana yiyecekten, giyecekten her ne getirirse, onu beğenip candan kabul etmelisin.

2- Emrettiği şeyleri yapmalı, yasak ettiği, yapma dediği şeyleri de yapmamalısın. Sözünü dinleyip kendisine itaat etmelisin.

3-4- Evin içi olsun, kendi üstün başın olsun, bunları tertemiz tutmaya dikkat etmelisin; her taraf gül gibi olsun. Gözükmesi veya kokusu hoşa gitmeyen şeylerden son derece sakınmalısın ki, kocanı iğrendirip gözünden düşmeyesin.

5-6- Uyuyacağı ve yemek yiyeceği vakitlere dikkat etmelisin; hangi vakitlerde ve hangi saatlerde yemek yemeği ve yatmayı adet edinmiş ise, işte o vakitleri gözetip tam zamanında yemeğini vermeli, döşeğini sermelisin. Çünkü açlık insanı ateşlendirir, uykusuzluk ise öfkelendirir.

7-8- Kocanın malını muhafaza etmelisin. Parasını israf ve teleften korumalısın. İtibarını gözetip akraba ve dostlarına hürmet etmelisin.

9-10- Hiçbir şeyde ona isyan ve muhalefet etmemelisin. Sırrını kimseye ifşa etmemelisin. Çünkü emrine isyan edersen, sözünü dinlemezsen, kocanı kendine kin bağlatırsın; sırrını ifşa edersen gadir ve cefasından emin olamazsın.

Kızım! Kocan kederli ve üzüntülü olduğu sıralarda, sakın yanında ferahlı durmayasın, sevinçli ve neşeli zamanlarında da sakın keder ve üzüntü göstermeyesin!.."

Emame Hatun’un, gelin olarak göçüreceği kızına yaptığı öğüt ve nasihat burada bitti. Çok yerinde olan bu nasihatı, hanım kardeşlerimiz ezberleyip kocaya verecekleri kızlarına öğretmeleri ve öğütlemeleri, hatta yazıp gelin hanımın cebine koymaları gerekir. Kurulacak yeni evin huzuru, yeni hayatın tadı, gelin hanımın bütün bu öğütleri yerine getirmesine bağlıdır...

 

Zübeyde Hanım

Zübeyde Hanım, Abbasi halifelerinden Harun-i Reşid’in karısıdır. Her bakımdan örnek bir kadındır. Ahlak ve faziletçe çok üstün bir değer taşır. Dedesi Mansur, onu çok sevdiği için edep ve terbiyesine önem vermiş, ona okumayı ve yazmayı öğretmiştir. Kur’an okumakta, yazı yazmakta, şiir yazmada mühim varlık göstermiş, evin duvarlarını örten perdeleri güzel şiirlerle süslemiştir.

Zekâsı kuvvetli, aklı çok, ileri görüşlü olduğu için, kocası Harun-i Reşid devlet ve siyaset işlerinde onunla sık sık istişare eder, fikirlerini sorardı. Hele onun hayırseverliği her tasavvurun üstünde idi; fakirleri koruması, düşkünlere yardım etmesi fevkalâde idi. Ayrıca medreseler, hastaneler, camiler yaptırmış, sular geçirtmişti. Kendi ismiyle anılan içme suyunu, çok uzaklardan Mekke’ye getirtip Mekke’nin su sıkıntısını gidermesi kayda değer bir hayırdır.

Otuz bin liraya yazdırdığı Kur’an-ı Kerim’i ilk eline alıp açtığında Âl-i İmran Suresi’nin, 

لَنْ تَنَالُوا الْبِرَّ حَتّٰى تُنْفِقُوا مِمَّا تُحِبُّونَۜ

"Sevdiğiniz şeyi vermedikçe iyi bir hayır yapmış sayılmazsınız!" mealindeki 92. ayet-i kerime’sini okur ve şöyle der:

"Şu anda benim için en sevgili şey, bu Kur’an-ı Kerim’dir. Bu ayete göre ben bunu sadaka olarak vermedikçe iyi bir hayır yapmış sayılamam. Buna binaen bu Mushaf-i Şerif benden sadaka olsun!.."

Hicrî 316 tarihinde vefat etmiştir. Cenâb-ı Hakk kendisine bol bol rahmet eylesin!

 

Cemâleddin Hocaoğlu Kaplan {Rh.a}
DÂRU'L HİLÂFETİ'L ALİYYE MEDRESESİ


YAZI KÖŞESİ

Hilafet-i İslamiyye

SAYAÇ

Bugün 264
Toplam 435233
En Çok 1157
Ortalama 330