GÖRÜNÜŞ BAZEN ALDATIR! - CEMÂLEDDİN HOCAOĞLU KAPLAN {RH.A}

O HALDE SEN VE BERABERİNDE TEVBE EDENLER, EMROLUNDUĞUNUZ ŞEKİLDE, DOĞRU YOLU TUTUN. SİZDEN HİÇBİRİNİZ BÜYÜKLENİP, ALLAH TARAFINDAN KONULMUŞ SINIRLARI AŞMASIN; ÇÜNKÜ UNUTMAYIN YAPTIĞINIZ HERŞEYİ O GÖRÜYOR. (KURAN-İ KERİM 11:112)

17-04-2022

GÖRÜNÜŞ BAZEN ALDATIR!..

İnsanımız; dikkatli olmalı, görünüşe bakıp da aldanmamalıdır; birkaç sefer okumalı, ya da dinlemeli ve ondan sonra hükmünü beyan etmeli ve kararını vermelidir. Hele hele hoca olursa bu önem, on kat daha artmakta, itibar sarsılmakta ve vebale girilmektedir. Zira acele ederse hataya düşebilir! Onun için derler ki: "Cevabda acil olan ilimde racil olur!"Birkaç misal vermek gerekirse:

1- Karşılaştığımız insanlarda çok oluyor; size bir mesele soruyorlar. Siz de cevabını veriyorsunuz, itiraz başlıyor! Kaynak, delil gösteriyorsunuz! Delilden, kaynakdan anlamıyor! Neden? Adam, çünkü okumamış veya çeyrek veyahut da yarım molladır. Atalarımız ne kadar güzel söylemiş: "Yarım molla dinden, yarım hekim candan eder!"

2- Yalan söyler ve iftira ederler:

Yalan söylerler. Neden? Çünkü, söyleyecek gerçekleri yok da ondan! Kuruluşları; yalan, iftira, cehalet ve batıl üzerine kurulmuş da ondan! Başka ne yapabilirler ki? Sermaye yok, ilim yok; Allah'tan korkma yok!.. Batıl sistem; demokrasi, demokrasiye dayanan parti, batıl bir yol!..

Örnek particiler:

a) Peygamber'e iftira: "Efendim! Düşmanın silahıyla silahlanın!.." Kaynak isterseniz yok! Yahu bu, iftiradır, Peygamber'in söylemediğini söylemek günahtır, haramdır, cehennemde yerini hazırlamadır. Bu hususu söylemezler ve düşünmezler! Yüzleri de kızarmaz! Neden? Çünkü ilim yok, haya yok ve Allah korkusu yok!..

b) Cemaleddin Hoca; "Bölücülük haramdır, öldürülür!.." dediği halde kendisi böldü, Milli Görüş'ü böldü. Öyleyse katli vacibtir!" derler. Ve fakat neden böldü? İşte burasını sormazlar ve söylemezler!..

Halbuki iki türlü bölme vardır. Bunlardan biri; batıl yoldan gidenleri bölme: Cehennemi bir uçurumdan kurtarmak için bölme ki, aslında buna "Bölme" değil, buna "Kurtarma” denir; şirkten kurtarmadır bu! Zira particilik şirktir, putçuluktur! ("Dünyayı Fesada Veren İki Put" başlığını taşıyan yazıyı bir daha okuyun!) Ve bu, bölme ise, Hazreti Peygamber de böldü! Bunu diyebilir misiniz! Ee Hoca ne yapmış? “Dünya yüzündeki en güzel cemaatlerden biri budur!" demiş ve bu cemaatı şirk sisteminden kurtarmak istemiş! Ancak şuurlu ve ferasetli olanlar hocayı takib etmiş; şuursuz, ferasetsiz, ilimden behresi olmayan, koyun kafalı ve nihayet görünüşe aldanan çürükler geri dönmüşlerdir. İşte ayrılanlar ve işte kalanlar!.. Bunlara birer saf vermek gerekirse, Cemaleddin Hoca'yı takib edenler "Ashab-ı yemin"den olup sağ safta yerlerini almışlar, geri kalanlar veya geri dönenler ise, "Ashab-ı şimal" den olup sof safta yer alma durumuna düşmüşlerdir!.

Yine de biz, hakkı görmeleri için dua ediyor ve diyoruz ki, bize darılmasınlar! Çünkü dost acı konuşur!..

c) Erbakan: 

Görünüşüyle aldatanlardan biri de Erbakan'dır. Yağlı kelimelerden ziyade manaya ve o manaların taşıdığı hükümlere bakmalıdır; zira küfür anayasasına göre tüzük yapmanın, Kör Kemal'in sembolünden ibaret fotoğraf asmanın ve asılı parti binalarında ve meclis koltuklarında oturmanın, kürsüden alâ meleinnas küfür anayasasını, Atatürk ilke ve inkilablarını koruyacaklarına yemin etmenin, bir ayağı camide, bir ayağı Anıtkabir'de olmanın "Laiklik, din hürriyetinin teminatıdır, Atatürk bizim partimizdendir" demenin şer'an hükmü nedir ve fetvası alınmış mıdır? Başta kendisi, Doğan'lar ve Efe'ler olmak üzere bütün alim ve ulemaya (!) ve tüm cemaatlere soruyoruz ve diyoruz ki, bütün bu sıralananların fetvaları alınmış mıdır? Yok! Alınabilir mi? Yok! Alınamaz!..

Pek iyi ama bu adamın arkasından niye gidiyorsunuz, niye aldanıyorsunuz? "Adil Düzen" dediğine mi? Yoksa "Şeriat"ın ismini ağzına almaktan korktuğuna mı? Veyahut da solaklarla beraber olduğuna mı?!.

d) Şeni' bir iftira:

Particilerin yaptıkları iftiralardan biri ve en şenii de "Cemaleddin Hoca ajandır, Amerika ajanıdır!" veya "Herhangi bir kaynaktan emir ve tâlimat almaktadır!.." demeleridir.

Alâ meleinnas söylüyor, ilan ediyor ve diyoruz ki, "Biz, herhangi bir milletten veya devletten veyahut da herhangi bir kaynaktan ne tâlimat ve ne de yardım almıyoruz! Alamayız da! Neden? Elhamdülillah, biz Müslümanız; biz Allah'tan korkarız! Hiç bize yakışır mı ki, kalkıp da gayr-i müslim kaynaklardan, çevrelerden veya şahıslardan, ajanlardan tâlimat alalım veya onların namına ajanlık yapalım! Elhamdülillah, bizim mazimiz bellidir, hal ve hazırdaki durumumuz da bellidir! Elhamdülillah bizim tâlimat almaya ihliyacımızda yoktur! Zira Kur’ân'ımız var, hadis külliyatımız da var, fıkıh ve Akaid kitaplarımız var ve aynı zamanda Şûra'mız vardır.

İsbat etsinler:

Aksini iddia ediyorlarsa, onları alâ meleinnas isbata davet ediyoruz. İsbat edemezler! Neden? Çünkü, böyle bir şey yoktur ve olamaz! İşte meydan! Ellerinde herhangi bir delil varsa, onlar için mühim bir fırsattır; meydanlarda, kürsülerde, bantlarda konuşmasınlarda gazetelere versinler, hususiyle Milli Gazete'lerinde yazsınlar! Kendilerini herkesin gözleri önünde isbata davet ediyorum! Hele hele hocalarını! Yoksa yalan söylemesinler, iftira etmesinler, namussuzluk yapmasınlar!..

e) Saflığımız veya cahilliğimiz:

Muarız ve muhaliflerimizin, yersiz ve asılsız isnad ve iftiralarından biri de budur! "Hoca saftır; herkesin sözüne aldanır, cahildir; birşey bilmez!.." Böylelerine sorun ve ellerinden yazılı ve imzalı kâğıt alın ve deyin ki, "Hoca kimlerin sözüne aldanmış ve kanmıştır? Misal versinler!" veya ”Hangi fetvası veyahut da hangi yazısı Şeriat'a aykırıdır? Göstersinler!" Ne duruyorlar, kendileri için bulunmaz bir fırsattır!..

f) Kendisi de adaylığını koydu:

Milli Görüş'ün attığı çamurlardan biri de budur, "Kendisi de aday oldu!.. Şimdi particiliğe niye karşı çıkıyor?!.” gibi sözleri söylemekle ve hakkımızda karalamalar yapmaktadırlar.

Bir kere bunları söylemeleri ve gündeme getirmeleri günahtır ve haramdır. Niye? Çünkü, Hoca adaylığını koyduğuna en azından pişman olmuş ve tevbe-i nasuh ile tevbe etmiştir! Tevbe edenlerden Rabb'ülâlemin bile hesab sormuyor ve biz de particilikten tevbe edip gelenlerden hesap sormuyoruz! Kaldı ki, bu hususta "Çaresiz Kalınca" başlığı altında Beyyine 1'de cevap mahiyetinde geniş mâlumat vardır.

3- Hizb'üt-Tahrir (Hürriyet partisi) mensubları:

İlimsiz konuşanlardan biri de "Hizb'üt-Tahrir"dir. Kendilerine cevap mahiyyetinde yazılar yazdık ve sualler sorduk. Zaman geçtiği halde cevap vermediler, veremezler de! Çünkü cevap verecek ilimleri yoktur, Ümmet-i Muhammed Gazetesi'nin 20 Recep 1410 (15 Şubat 1990) tarihli 17. sayısına bakınız!

4- Ve nihayet, Kerimoğlu'nun, Misak dergisinde neşrettiği sekiz sayfalık bir yazıyı, bir kardeşimiz bize faksladı. Kabarık bir yazı! Sekiz sayfa! Görünüşe aldanmayınl Dedik ya! İtiraz noktaları genelde üç meseleden ibaret! Birkaç paragraf ile ifade edilebilirdi; kağıt ve zaman israfı! Herhalde zamanları yokmuş? Bu babdaki yazılarımız gereği gibi takib edilseydi bu kadarına da gerek yoktu! Bütün bunlara rağmen, gelecek sayılarda görüşürüz!..

5- Muarız ve muhaliflerimizin itiraz etmek istedikleri noktalardan biri de bazı mevzular üzerinde tekrar tekrar durmamızdır. Hususiyle müşrik ve solcu Put Kemal hakkında! Derler ki, artık bu adamı herkes tanıdı, bu kadar bahsetmeye gerek yoktur!..

a) Bir kere Türkiye'deki yolsuzluk ve haksızlıkların, hayasızlık ve namussuzlukların, din düşmanlığının, kardeş kavgalarının, devletin borçlu, insanımızın fakir ve işçi oluşunun ve sairenin bilinmesi, bu adamın gerçek çehresiyle bilinmesine bağlıdır. Görmüyorlar mı, Kur’ân'ın her Suresi'nde ve hemen hemen her sayfasında şirkten ve puttan bahsedilmekte ve bu husus tekrar edilmektedir. Çünkü, "Tevhid"in bilinmesi ve tekrar edilmesi ne kadar önemli ise, Tevhid'e ters düşen şirkin, putperestliğin de bir o kadar bilinmesine ihtiyaç vardır. Zira dünün Mekke'sinde Ebu Cehil ne ise, bugünün Türkiye'sinde Mustafa Kemal odur.

Bu maksada binaen olsa gerek ki, atalar ne demiş: "Ettekrarü ahsen velev kâne yüz seksen!.."

 b) Tekrarlar birbirini tamamlar ve bu, hem mana yönünden daha iyi anlaşılmasını sağlar hem de biri adamın eline geçmezse öteki geçer ve oda o meseleyi duymuş ve bilmiş olur. Keza tekrarda üçüncü bir fayda daha vardır ki, o mevzu tekrar edile edile bir daha unutulmaz...

Ve netice:

Dava Allah davasıdır, metod Peygamber metodudur, anayasa Kur’ân, Şeriat kanun; açık oturum, basın, gazete ve dergi sütunları, muhatab bütün bir dünya!..

Taleb ve teklif: Ya cevab ya teslim! Ötesi zaman israfı! Konuşma caiz değil!..

Gaye: Hakk'ın hakimiyyeti, adaletin tecellisi, İslâm'ın devlet olması!..

Hedef: Hakk'ın rızası, insanlığın huzuru!

Söz sahibi: İki şeye bağlı:

1- (On iki ilmi tahsil etmiş) ilim ehli;

2- Tavizsiz, ivezsiz, salabet ve cesaret ehli! Ötesi kış günü köpeğin kar yemesine benzer!..

Mevlâ İsra Suresi 36'da şöyle buyurur:

وَلَا تَقْفُ مَا لَيْسَ لَكَ بِه۪ عِلْمٌۜ اِنَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤٰادَ كُلُّ اُو۬لٰٓئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْؤُ۫لًا

"Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur."

------------------------------------------------------------------------------

Ümmet-i Muhammed, Sayı: 75

 

Cemâleddin Hocaoğlu Kaplan {Rh.a}
DÂRU'L HİLÂFETİ'L ALİYYE MEDRESESİ​


YAZI KÖŞESİ

Hilafet-i İslamiyye

SAYAÇ

Bugün 228
Toplam 436386
En Çok 1157
Ortalama 330