GEREKSİZ KÖPEK BESLEME - CEMÂLEDDİN HOCAOĞLU KAPLAN {RH.A}

O HALDE SEN VE BERABERİNDE TEVBE EDENLER, EMROLUNDUĞUNUZ ŞEKİLDE, DOĞRU YOLU TUTUN. SİZDEN HİÇBİRİNİZ BÜYÜKLENİP, ALLAH TARAFINDAN KONULMUŞ SINIRLARI AŞMASIN; ÇÜNKÜ UNUTMAYIN YAPTIĞINIZ HERŞEYİ O GÖRÜYOR. (KURAN-İ KERİM 11:112)

05-04-2022

GEREKSİZ KÖPEK BESLEME

Bu mevzuda Yusuf el-Karadavî tarafından kaleme alınan "İslâm’da Helâl ve Haram" adını taşıyan eserin (Muhterem Ramazan Nazlı tarafından yapılan) tercemesini aynen naklediyoruz:

"Hz. Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’in yasakladığı şeylerden birisi de; ihtiyaç olmadığı halde köpek beslemektir.

Bugün bazı müsrifleri görüyoruz ki, maddî imkânlarından insanları mahrum bırakıyorlar da köpekler besliyorlar... Ve yine bazılarını görüyoruz ki; bütün mallarını köpeklerine harcadıkları gibi, yakınlarını, dostlarını, komşularını kırmak pahasına da olsa bütün merhamet ve şefkat hislerini sadece onlara harcıyorlar.

Oysa, bir müslümanın evinde köpek bulunduğu takdirde: onun kabları yalaması düşüncesiyle kabların pis olma ihtimali vardır. Peygamberimiz (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) buyurur ki:

"Köpek birinizin kabını yalarsa, o kabı, biri toprakla olmak şartı ile yedi defa yıkasın!" (Buhari)

Âlimlerden bazıları köpek beslemeyi yasaklamanın hikmetini belirtirken derler ki: köpek misafire havlar, dilenciyi korkutur ve yolcuları rahatsız eder... Resul-i Ekrem Efendimiz şöyle buyurur:

"Cebrail bana gelerek dedi ki: Dün sana geldim. Fakat, kapıda heykeller, evde üzerinde heykel resmi bulunan bir örtü ve köpek olduğu için giremedim. Heykelin ağaca benzemesi için başının kesilmesini, üzerine yaslanılan iki yastık yapılması için örtünün parçalanmasını ve köpeğin evden çıkmasını emret." (Nesei, Tirmizi)

Bu yasaklama, ihtiyacı ve faydası olmadan beslenen köpekler hakkındadır.

 

Av Ve Çoban Köpekleri

Av için, ekin, sürü ve benzerini korumak için; yani, bir ihtiyaç dolayısıyla beslenen köpekler yukardaki hükmün dışındadırlar. Bu hususta Peygamberimiz şöyle buyurur:

"Av köpeği veya ekini veyahut hayvanları koruma köpeğinden başka bir köpek besleyenin sevabından her gün bir kırat (bir ağırlık ölçüsüdür) kadar eksilir." (Buharî, Müslim)

Bazı İslâm hukukçuları bu hadisten, köpekleri beslemenin yasaklanmasının haram derecesinde değil, kerâhet derecesinde olduğunu istidlal ederler. Çünkü, haram hüküm, ister sevap azalsın veya azalmasın bütün halleri ihtiva eder.

Köpekleri evlerde beslemenin yasaklanması, hiçbir zaman onlara şiddet gösterilmesini veya öldürülmesini ifade etmez. Peygamber Efendimiz (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) bu hususta şöyle buyurmaktadır:

"Eğer köpekler de topluluklardan bir topluluk olmasaydı; öldürülmelerini menederdim." (Ebu Davud ve Tirmizi)

Hz. Peygamber, bu hadis-i şerifleriyle Kur’an-ı Kerim'in hatırlattığı yüce hakikata ve güzel olan şu mânâya işaret etmiştir. Kur’an’da bu hususta şöyle buyurulmaktadır:

وَمَا مِنْ دَٓابَّةٍ فِي الْاَرْضِ وَلَا طَٓائِرٍ يَط۪يرُ بِجَنَاحَيْهِ اِلَّٓا اُمَمٌ اَمْثَالُكُمْۜ

"Yerde yürüyen hayvanlar ve kanatları ile uçan kuşlar da ancak sizin gibi birer ümmettirler (toplulukturlar)."(En’am, 38)

Peygamberimiz de ashabına, ıssız bir ovada susuzluktan ölmek üzere olan bir köpeği gören ve ayakkabısı ile kuyudan su çıkarıp onu ölümden kurtaran kişinin hikâyesini anlatmış ve sonunda buyurmuştur ki: "Allah onun bu hareketini hoş görmüş ve onu bağışlamıştır." (Buhari)

 

Yeni İlmin Köpek Besleme Hakkındaki Görüşü

Bugün kendi memleketlerimizde yaşayan ve her yaratığa şefkat göstermenin insanlık icablarından olduğunu itiraf ile İslâm’ın bu uysal, yakın ve sadık hayvandan sakındırmasını inkâr eden, bunu hoş karşılamayan batı hayranı kimseler bulunabilir!.. İşte bunlar için büyük Alman düşünürü Dr. Cırartfentesmer’in "Kosmos" adlı Alman, mecmuasında yazdığı ve bununla köpek besleme veya köpeklere yaklaşmanın sakıncalarını açıkladığı ilmî ve çok değerli makalesini sunuyoruz:

"Son senelerde bazı insanların köpek besleme aşkı karşısında, herkesin nazarı dikkatini bunun doğuracağı tehlikelere doğru çekmek zorunda kaldım. Çünkü, içinde yaşadığımız çağda köpekleri beslemekle kalmıyor; aynı zamanda onlarla oynanıyor, seviliyor ve küçük-büyük farkı gözetmeden elleri yalamalarına müsaade ediliyor, hatta çok zaman insanın, kendisinin yiyip içtiği kablardan yemek artıklarını yemelerine göz yumuluyor.

Bütün bunlar, sağlam yaratılışlı, karekterli insanın ve adabın çok ayıp karşılayacağı birer husus olduğu gibi, sıhhat ve temizlik kurallarına da uymaz. Bu ilmi makalemizde biz, konunun bu yönlerini pedegog, psigolog ve eğitimcilere havale etmek istiyoruz.

Konunun sağlık ve tıbbi yönüne gelince (ki bizi ilgilendiren de budur), köpekleri besleme ve onlarla oynama dolayısıyla insan hayatını tehdit eden tehlikeler, pek küçümsenecek durumda değildir. Birçok insanlar bizzat kendilerini mahvetmek için büyük meblağlar ödemişlerdir.

Çünkü köpeklerde bulunan şerit kurdu müzmin hastalıklara sebep olmakta ve çok zamanlarda ölüme kadar götürmektedir.

Bu kurt, şerit halindeki küçük kurtçuklardan bir tanedir, insanda sivilce şeklinde belirir. Bu, köpeklerde, diğer hayvanlarda ve bilhassa domuzlarda bulunur. Fakat gelişmesine müsait en iyi yer; köpekler, yırtıcı hayvanlar, çakallar ve kurtların vücududur. Kedilerde pek nadir bulunur. Yalnız köpek şeridi, diğerlerinden farklıdır hiç gözle görülmiyecek kadar küçüktür. Ve ancak son senelerde onun hayatı hakkında bir şeyler bilinmeye başlanmıştır...

Veterinerlerin de çok iyi bildikleri gibi, bilhassa köpek şeridinin gelişmesinin diğerlerinden farklı birçok hususiyetleri vardır. Bu kurtların herbirinin ülserler halinde birçok şerit kurdu başı doğar ve gelişir. Birbirine benzer bu kurtlardan da muhtelif şekilde çeşitli sivilceler belirir. Ülserlerde gelişip, büyüyen bu kurt başları köpeklerin bağırsaklarında kuvvetli ve tam şerit kurdu haline gelir. Halbuki insanlarda ve diğer hayvanlarda bulunan kurtlar, şerit kurtlarından çok farklı olarak yalnız yeni sivilceler ve ülserler meydana getirir. Bu ülserler hayvanlarda (istisnalar ortadan çıkarılırsa) en çok elma büyüklüğünde olur ve yüreğin ağırlığı, normal ağırlığından on katı fazlasına kadar yükselir. İnsanlarda ise, kalb bir yumruk ve ya bir çocuk başı kadar büyük ve içi on ile yirmi litre ağırlığında sarı su ile dolar.

İnsanlarda bu kurtlar, en çok kalbte bulunur ve muhtelif şekillerde ve birbirinden ayrı olarak görünür. Çok zamanda akciğere, bağırsaklara, dalağa, böbreklere ve hatta kafa tasına sirayet ederek, mütehassıslar tarafından bile sezilemeyecek derecede ve büyük ölçüde sirayet ettiği uzvu değiştirir.

Şübhesiz ki bu ülser nerede bulunursa bulunsun; ona mübtelâ olana büyük tehlike sayılır. Bu kurtların yaşayış şeklini, oluşunu ve gelişmesini bilmemize rağmen; bu kurtlardan bazıları kendi kendine ölür. Bunun sebebi de, vücudun ifrâz ettiği bazı maddelerdir. Bilhassa son zamanlarda isbat edilmiştir ki; insan vücudu, bu gibi hallerde bu kurtların zehirine karşı panzehir ifraz etmektedir. Fakat esefle ve üzülerek söylemek gerekir ki; çok zaman bu kurtlar, vücudda bir çok zararlar bırakarak ölmektedir. Ve itiraf etmek gerekir ki; kimyevî tedavi yolları bunun için hiçbir fayda temin etmemekte ve böylece başka bir ilaç kullanmaya yeltenmeden ameliyattan başka bir kurtuluş çaresi görülmemektedir.

İşte bu sebepledir ki, bizi, uzvî hastalığa karşı koymak ve insanı bu feci tehlikelerden kurtarmak için gereken ve elden gelen bütün tedbirleri almaya mecbur etmektedir.

Büyük mütehassis Dr. Noller, Almanya’da yaptığı ameliyatlar neticesinde isbat etmiştir ki; Almanya’da, köpek şerit kurdu ile mübtelâ olanların nisbeti % 1’den aşağı değildir. Buna en çok mübtelâ olan yabancı ülkeler ise, alçak nüfus rakamlı memleketlerin kuzey kısımları, Dalmaçya, Kırım, İzlanda, Avustralya’nın güneydoğu ve Hollanda’nın Frezeland kesimidir ki, buralarda köpekler dilencilikte kullanıldığı için ortalama olarak insanlar % 12 nisbetinde köpek şerit kurduna mübtelâ olmuşlardır. Bilhassa İzlanda’da bu nisbet % 43'e yükselir.

Şerit kurdunun bulunması dolayısıyla insanın sıhhatini tehdit eden, tehlikeleri salgın bir hastalık gibi, etrafa yayan bu türlü hayvanların insan gıdasına verdiği zararı da ilave edecek olursak; hiç kimsenin, sağlığı koruma, gıdayı arıtma düşüncesiyle bu gibi tehlikeleri uzaklaştırmak hususunda tereddüt etmiyeceği muhakkaktır. Çünkü, bugün bu salgın hastalığa mübtelâ olmayan ülkeler de aynı tehdidin altına girmiş bulunmaktadır.

Bu salgın hastalıkla mücadelenin en başarılı yolu; bu kurdun, köpeklerde kalmasını temin etmek ve orada hapsederek başka tarafa yayılmasına mani olmaktır. Köpekleri beslemek tamamen menedilemiyeceği için böyle düşünülmektedir.

Bu gibi hastalıkları kesinleşmiş köpeklerde gerekli tedaviyi ihmal etmek doğru değildir. Onların tedavi edilmesinin mutlak gerektiği gibi, çoban köpeklerine de bu tedavinin arada sırada tekrarlanması faydalı olur.

Kendi sağlığını ve hayatını korumak için insanın, köpeklere dokunmaktan ve onların kedisine yaklaşmasından mümkün derece sakınması ve bu hususta çok titiz davranması lazımdır. Köpeklerin çocukların ellerini yalamalarına ve çocuk bahçelerine girmelerine müsaade edilmemelidir. Hal böyle iken, hemen her zaman çocuk bahçesinde köpek sürülerini esefle görüyoruz. Köpekler için hususi kablar temin edilmeli; insanın kullandığı kabları yalamalarına, gıda maddeleri ticarethanelerine, umumi çarşılara, lokantalara ve benzeri yerlere gitmelerine müsaade edilmemelidir. Hulasa; insanın yiyecek ve içeceklerinden köpekleri uzaklaştırmak için gerekli olan bütün tedbirler alınmalıdır..."

Ve bundan sonra deriz ki; Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’in köpeklere karışmayı nasıl yasakladığını, kabları yalamalarından nasıl sakındırdığını ve herhangi bir zorunluk olmadığı halde onları beslemeyi de nasıl yasakladığını görmüş oluyoruz!..

Çağımızın, köpeklere karışan ve onlarla birlikte yaşayan sosyetesinin kulakları çınlasın!.. Allah Resulu’nün bu uyarıları karşısında kurtuluşun İslâm’da olduğunu Yüce Allah onlara da işittirip duyurmayı ihsan buyursun."

Arap neslinden gelen ve ümmî olan Hz. Muhammed (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’in öğrettikleri ile çağdaş ilmin ve yeni tıb araştırmalarının nasıl uyuştuğunu da görüyoruz. Şu halde Kur’an’ın dediğinden başkasını söylemek haddimiz değildir.

وَمَا يَنْطِقُ عَنِ الْهَوٰىۜ ﴿3﴾ اِنْ هُوَ اِلَّا وَحْيٌ يُوحٰىۙ

"O, (Peygamber) kendiliğinden konuşmamaktadır. O’nun konuşması ancak bildirilen bir vahiyledir." (Necm, 3-4)

"Lehülhamd" bitirirken, şunu çok açık ve kesin bir surette ve tam bir cesaretle deriz ki; "Her hususta ilk söz de son söz de İslâm’ındır ve bu sebeple, kurtuluş ve yükseliş de ancak İslâm’da ve İslâm'ın talimatındadır..."

 

Cemâleddin Hocaoğlu Kaplan {Rh.a}
DÂRU'L HİLÂFETİ'L ALİYYE MEDRESESİ


YAZI KÖŞESİ

Hilafet-i İslamiyye

SAYAÇ

Bugün 441
Toplam 529797
En Çok 1316
Ortalama 349