GAYEMİZ - CEMÂLEDDİN HOCAOĞLU KAPLAN {RH.A}

O HALDE SEN VE BERABERİNDE TEVBE EDENLER, EMROLUNDUĞUNUZ ŞEKİLDE, DOĞRU YOLU TUTUN. SİZDEN HİÇBİRİNİZ BÜYÜKLENİP, ALLAH TARAFINDAN KONULMUŞ SINIRLARI AŞMASIN; ÇÜNKÜ UNUTMAYIN YAPTIĞINIZ HERŞEYİ O GÖRÜYOR. (KURAN-İ KERİM 11:112)

16-03-2022

GAYEMİZ

Gayemiz İslâm dininin, onun kitabı Kur’ân-ı Kerim'in ve bu kitabın getirdiği düstûr, nizam ve kanunların gönüllere, ailelere, cemiyet ve cemaatlere, millet ve devletlere hâkim olmasını sağlamaktadır. Bir cümle ile Tevhid bayrağını insanlığın ufkunda dalgalandırmaktır ve bunun için de meşru olan güç ve imkânları seferber etmektir.

Bakınız Rabbimiz Kur’ân'da ne buyuruyor: 

وَقَاتِلُوهُمْ حَتّٰى لَا تَكُونَ فِتْنَةٌ وَيَكُونَ الدّ۪ينُ لِلّٰهِۜ 

"Yeryüzünde fitne kalmayıncaya kadar ve din yanlız Allah'ın oluncaya kadar savaşınız! (Faaliyet gösterin, gerekirse, engel çıkaranlarla savaşın!..)" (Bakara, 193)

 

Esbab-ı Mucibe:

Şurası çok iyi bilinmeli ki, böyle bir gayeye yönelmemiz ve bu uğurda faaliyet göstermemiz, ayette görüldüğü gibi dinimizin emri, imanımızın gereğidir. Namaz ve oruç, hac ve zekât gibi ibadetleri yerine getirmek nasıl farz ise, nasıl Allah emri ise, bu yolda çalışmamız da farzdır ve Allah emridir. Şu nokta da çok iyi bilinmelidir ki, İslâm'da savaş vardır. Fakat savaş nihai bir çaredir, zoraki bir harekettir. Gayeye varmak için asıl bir yol değildir, mecburi bir yoldur, yani mecbur kalındığında bu yola başvurulur. Daha açığı; Akıllara, fikirlere ve vicdanlara vurulan zincirleri kırmak için İslâm'da savaş meşru kılınmıştır. Yoksa İslâm'da hak ve hakikatları anlatmak için asıl yol tebliğ yoludur, telkin yoludur, ikaz, irşad ve ikna yoludur. Nitekim Nahil Suresi’nin 125. ayetinde bu çeşit emir ve tavsiyeleri görmekteyiz. Ayet mealen şöyle: "Rabb'inin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et, onlar ile en güzel şekilde mücadele et! Muhakkak ki, Rabb'in yolundan sapanları daha iyi bilir ve O, doğru yolda olanları da en iyi bilendir!"

Muhterem arkadaşlar!

Kur’ân-ı Kerim tebliğ ve davet metodunu işte bu esaslar üzerine oturtmaktadır. Şimdi bu metoda bir göz atalım:

1- Davet ancak Allah yolunadır. Davetçinin kendi şahsıyla veya milletiyle ilgisi yoktur;

2- Davet edenin maddi bir menfaatı da bahis mevzuu değildir. O, sadece vazifesini yerine getirmiş olur;

3- Davet ederken, hikmet sınırını aşmaması gerekir, muhatapların durumlarını, kabiliyetlerini ve içinde bulundukları şartları göz önünde tutmalıdır, tedric usulüne riayet etmelidir;

4- Davetçi davet ederken, tatlı dil, sakin ve yumuşak bir ifade kullanmalı, kalplere sızmalı, zorlamalara girmemeli ve gereksiz sıkmalara meydan vermemelidir;

5- Şayet iş, mücadele ve münazaraya dökülürse, onun da en güzelini yapmalı, şahsiyet yapmamalıdır.

 

Cemâleddin Hocaoğlu Kaplan {Rh.a}
DÂRU'L HİLÂFETİ'L ALİYYE MEDRESESİ​​


YAZI KÖŞESİ

Hilafet-i İslamiyye

SAYAÇ

Bugün 228
Toplam 435197
En Çok 1157
Ortalama 330