ŞEHİD VE MÜCAHİD KADINLAR - CEMÂLEDDİN HOCAOĞLU KAPLAN {RH.A}

O HALDE SEN VE BERABERİNDE TEVBE EDENLER, EMROLUNDUĞUNUZ ŞEKİLDE, DOĞRU YOLU TUTUN. SİZDEN HİÇBİRİNİZ BÜYÜKLENİP, ALLAH TARAFINDAN KONULMUŞ SINIRLARI AŞMASIN; ÇÜNKÜ UNUTMAYIN YAPTIĞINIZ HERŞEYİ O GÖRÜYOR. (KURAN-İ KERİM 11:112)

06-04-2022

ŞEHİD VE MÜCAHİD KADINLAR

Kadınlar arasında hak uğrunda cihad yapan, Allah yolunda savaşan ve bu yolda yara alan, evladını kaybeden, şehid olan hanımların sayısı da az değildir. Bunların sadece bir kaçına burada işaret edeceğiz:

 

Sümeyye Hatun

Peygamber Efendimiz’e iman eden kadınlardan ilk şehid olan kadın Sümeyye’dir. Sümeyye Hatun; Yasir’in hanımı, Ammar’ın da annesidir. Bu aile toptan müslüman olmuştu. Mekke’de kendilerini himaye edecek kimseleri yoktu. Mekke’nin azılı kâfirleri bu ailenin fertlerini işkenceden işkenceye uğratırlardı.

Yine bir gün kâfirler, Mekke’nin Betha deresinde bu aileye işkence yapıyorlardı. Peygamberimiz (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)çıkageldi. Yasir ailesine hitaben: "Sabredin Ey Yasir Ailesi! Sabredin Ey Yasir Ailesi! Sabredin Ey Yasir Ailesi! Sizin mükâfatınız cennettir. Sabredin Ey Yasir Ailesi!" diyerek onları teselli etmişti.

Bir müddet sonra Yasir, bu işkencelere tahammül edemiyerek ölmüştü. Ebu Cehil Sümeyye’ye:

- Sen Muhammed’in güzelliğine aşık olduğun için müslüman oldun, demişti.

Sümeyye de ona karşı ağır konuştu. Bunun üzerine iyice küplere binen Ebu Cehil mızrağını Sümeyye’nin vücuduna saplıyarak şehid etti.

İslâm tarihinde kadınlardan ilk şehid olan Yasir’in Hanımı Sümeyye’dir. Allah kendilerinden razı olsun!

 

Nesibe Hatun

Nesibe Hatun; Ensardan (Medineli müslümanlardan) Zeyd b. Asım’ın hanımıdır. Akabe’de Peygamberimiz’le görüşüp müslümanlığı kabul edenler arasındadır. Bilhassa Uhud Savaşı’nda çok yararlıklar göstermiştir. Şöyle ki:

Nesibe adındaki bu kadın, kocası ve iki oğlu ile birlikte Uhud Savaşı’na gelmişti. Savaşın çok kızıştığı bir sırada bu hanım, çok mühim kahramanlıklar göstermiş, nice kâfirleri yere sermişti. Hatta bir ara Peygamberimiz’e yapılan hücumlara karşı durmuş, bu arada bir kâfiri de vurarak atın-dan düşürmüştü. Bu arada kendisi de çok yara almıştı. Bu ailenin, Uhud Savaşı’nda gösterdikleri yararlıklarından dolayı Peygamberimiz (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) çok memnun olmuş, kendisi, kocası Zeyd ve oğulları Habib ile Abdullah hakkında şöyle dua etmişti:

"Ya Rabbi! Bunları cennette bana komşu eyle!"

 

Ümm-i Haram

Cenâb-ı Peygamber Efendimiz’in takdirini kazanan kadınlardan birisi de Ümm-i Haram idi. Resûl-i Ekrem (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz, bazen bu hanımın evine gider, güneşin hararetli olduğu zamanlarda orada uyur ve istirahat ederdi. Peygamberimiz, bir gün uykusundan uyanınca tebessüm ederek (gülümseyerek) Ümm-i Haram’a gördüğü bir rüyayı şöyle anlatır:

"Ümmetimden bir takım insanlar bana arzolundu (gösterildi). Gördüm ki onlar, padişahlar gibi tahtlar üzerinde Akdeniz’de yürüyorlardı."

Bu müjdeyi işiten Ümm-i Haram:

"Aman Ya Resulallah! Cenâb-ı Hakk’a dua et, ben de onların içinde olayım ve o savaşta bulunayım!.." diye yalvarır. Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz de: "Sen onların içindesin!" diye buyurmuştur.

Peygamberimiz’in gördüğü bu rüya meğerse Kıbrıs adasının fethini müjdeliyormuş. Hazreti Osman zamanında Kıbrıs üzerine sefer yapılır, ordu gönderilir. Ümm-i Haram ile kocası Ubade b. Samit de Kıbrıs’a sefer yapan bu orduya katılmışlardı. Denizi geçerler. Adaya çıktıklarında, Ümm-i Haram bindiği hayvanın sırtından düşerek şehid olmuş olur. Allah kendilerinden razı olsun!

 

Nine Hatun ve Arkadaşları

Müslüman Türk hanımları arasında yetişmiş örnek hanımlar sayılamayacak kadar çoktur. İlimleriyle, irfanlarıyla varlık göstermişler, akıl ve zekâda ileri gitmişler, zaferden zafere koşan kahramanlar yetiştirmişler, savaşlarda gösterdikleri cansiperâne çarpışmalarıyle dillere destan olmuşlardır. Bunlardan sadece birkaçının ismini vermekle yetineceğim:

Nine Hatun, Erzurum’lu olup Kadir adında bir zatın kızıdır. Bu hanımın tarih sayfalarına geçmesi 1877-1878 yıllarında Erzurum’un Aziziye tabyalarında meydana gelen Ruslar’a karşı savaşta gösterdiği kahramanlık olmuştur.

Selçuk Kantacıoğlu, "Tarih Yolunda Erzurum" adlı mecmuanın birinci sayısındaki "(1877-1878) 93 Muharebeleri"başlıklı yazısında Erzurum’lu hanımların savaşa nasıl katıldıklarını anlatırken der ki:

"Kadir Kızı Nine Hatun ve diğer kadınlar kafilesi, erkeklerle dirsek dirseğe... ve onlara ayak uydurarak birer ok gibi düşman üzerine koşuyorlardı. Ordu ve millet bir işaretle bir sel gibi tabyalar üzerine atıldılar. Tarihin görmediği bu hal, ressamların bile ürpererek çizemiyecekleri bir tablo idi."

Bu kanlı savaşa Nine Hatun’dan başka katılanların bazıları da şunlardır: Köse Mehmet Ağa’nın karısı Şerife Hanım, Kara Fatma, Topal Gülizar, Kadir kızı Name, Haydar Kızı Gürbüz...

 

Kara Fatma

Ahmet Cevdet Paşa "Ma’ruzat"ında bu Kara Fatma’nın Girit aşiretine mensup bir hanım olduğunu kaydeder.

Meşhur Sivastapol destanında Kara Fatma şöyle yer almıştır:

"Beş, altı gün sonra Kara Fatma-i Gazi

Nisâlar kahramanı, şeref-razi

Beş, altı yüz kişiyle geldi ol an

Kamusu hep süvari-i namdaran

Onların namı var Türkmen ilinde

Kılıç belinde, kargı kollarında

Onlar çok kırdı düşman, döktü kanın

Şehit oldu karındaşı nisanın

O hatun kendi dahi yaralandı."

"Abide ve Kitabeleriyle Erzurum Tarihi" adlı kitapta şu satırları okuyoruz:

"Bu Kara Fatma’nın Kırım Savaşı’na 30 yaşında katıldığı kabul edilirse, Erzurum Savaşında 44 yaşlarında olması lazımdır... Biz de Aziziye şehidi olan Kara Fatma’nın bu Kara Fatma olduğunu kabule taraftarız. Ahmet Muhtar Paşa bu Türkmen kızını yakından tanıyordu. Ruslar’a karşı savaş açılınca Kafkas cephesine koşmuş ve Aziziye’den Ruslar’ı kovarken de şehidlik şerbetini içmiştir!.."

İstiklal Savaşı’nda da müslüman Türk kadınlarının gösterdikleri fedakârlık ve yararlar herkesçe mâlumdur. Anadolu’nun cefakâr, vefakâr hanımı, namusunu korumak, vatanından düşmanları kovmak için her elinden geleni yapmış, kağnısını koşarak, omuzunda mermi taşıyarak cepheye koşmuş, savaşın kazanılmasında üzerine düşeni hakkıyla yapmıştır.

Bu savaşta çok yararlık gösteren bir başka Kara Fatma da kayda değerdir. Allah, hepsinden razı olsun!

Evet, hanım kardeşlerim! Geçen satırlarda da gördüğümüz gibi, savaş, aslında erkeklere farzdır, hem de farz-ı kifayedir. Fakat vatan ve mukaddesat tehlikeye düştüğü vakit, erkek-kadın yediden yetmişe savaş artık her müslümânâ farzdır; erkek- kadın herkesin silaha sarılarak düşmanın karşısına çıkması lazımdır. İşte Aziziye ve İstiklal Savaşları’nda böyle olmuştur.

 

Cemâleddin Hocaoğlu Kaplan {Rh.a}
DÂRU'L HİLÂFETİ'L ALİYYE MEDRESESİ


YAZI KÖŞESİ

Hilafet-i İslamiyye

SAYAÇ

Bugün 127
Toplam 435096
En Çok 1157
Ortalama 330