DİNİMİZDE DİLENCİLİK YOKTUR - CEMÂLEDDİN HOCAOĞLU KAPLAN {RH.A}

O HALDE SEN VE BERABERİNDE TEVBE EDENLER, EMROLUNDUĞUNUZ ŞEKİLDE, DOĞRU YOLU TUTUN. SİZDEN HİÇBİRİNİZ BÜYÜKLENİP, ALLAH TARAFINDAN KONULMUŞ SINIRLARI AŞMASIN; ÇÜNKÜ UNUTMAYIN YAPTIĞINIZ HERŞEYİ O GÖRÜYOR. (KURAN-İ KERİM 11:112)

07-04-2022

DİNİMİZDE DİLENCİLİK YOKTUR

Dinimizde dilencilik yoktur! Başkalarına yük olmak, onların sırtından geçinmek yoktur; Bu haramdır! Herkes kendi alın terinin semeresini görecek, kendi elinin emeğinden yiyecektir. 

Dinimiz kendilerini tembellik çukuruna atarak dilencilik yapan, çalışmaya gücü yettiği halde insanların eline-avucuna bakan, el açıp dilenmeği kendisine meslek edinen kimseleri nefretle karşılar, onlarla mücadele eder ve nihayet korkunç azaba gireceklerini, perişan olacaklarını haber verir. 

Yedinci ayet-i kerime dilenciliği hoş karşılamadığı gibi, Peygamber Efendimiz (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) de aşağıdaki açıklamalarıyla dilenciliği hiçbir zaman hoş karşılamamış, kötü sonuçlara götüreceğini bildirmiştir: 

"Kişinin yediği en hayırlı yemek, elinin emeğiyle kazandığı yemektir. Davud Peygamber de elinin emeği ile geçinirdi." 

"Sizden biriniz sırtı ile, odun taşıyarak geçimini sağlaması, dilenmesinden (başkalarına el açmasından) daha hayırlıdır!" 

Medineli müslümanlardan biri Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz'e gelerek kendisine yardım etmesini ister. Efendimiz ona, "Evinizde bir şey yok mu?" diye sorar. O, "Bir tarafını üstümüze aldığımız, bir tarafını da yere serdiğimiz bir sergi ile içinden su içtiğimiz bir çömlek var!" dedi. 

Peygamberimiz ona, "Git! Onları bana getir!" diye buyurur. O iki şey getirilince Peygamberimiz onları eline alır ve şöyle der: 

"Bunları kim satın alacak?"

Müslümanlardan biri, "Ey Allah’ın Resulü! Onları ben bir dirheme satın alırım!" der. 

Peygamberimiz, "Fazla veren var mı?" diye sorar. 

Bir başkası, "Ben bunlara iki dirhem veririm!" der. 

Peygamberimiz o şeyleri bu adama verir. Ondan aldığı iki dirhemi de Medineli müslümana verir ve şöyle der: "Bunların biriyle evine yiyecek al, biriyle de bir balta alarak bana getir!" Medineli müslüman baltayı getirince Peygamberimiz ona kendi eliyle bir sap takar, sonra baltayı o adamın eline vererek: "Haydi git! (Dağdan) odun kes de sat! Onbeş güne kadar seni (buralarda) görmeyeceğim!.." 

Onbeş gün sonra adam gelir. On dirhem kazanmış bir kısmıyla yiyecek, bir kısmıyla da elbise almıştır. Bunun üzerine Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: 

"Böyle çalışman, dilencilik yapmaktan hayırlıdır! Çünkü dilencilik yapman kıyamet gününde yüzünde kara leke olacaktır!"

"İstemek şu üç kişiden başkasına helal olmaz: Toprakta sürünecek derecede fakir, altında ezilecek derecede borçlu veya kısastan kurtarmak için diyet vermeğe mecbur olan!" 

"Herhangi bir kimse, kendisine bir dilencilik kapısı açarsa, Allah da ona bir fakirlik kapısı açar!" 

"Ve her kim müstağni bulunursa (elindeki ile yetinirse), Allah onu zengin eder; Her kim de iffetli (namuslu) olmaya çalışır, istemekten sakınırsa, Allah da ona iffet verir!" 

Resul-i Ekrem Efendimiz'in bulunduğu bir yerden güçlü-kuvvetli birinin geçtiği görülür. Bunu gören ashab, "Ya Resulallah! Keşke bu adam Allah yolunda çalışsa!" derler. 

Peygamberimiz şu cevabı verir: "Eğer bu adam küçük çocuklarının ekmeğini kazanmak için çıkmış ise Allah yolundadır, ihtiyar anne ve babasının ihtiyaçlarını karşılamak için çıkmış ise yine Allah yolundadır, kendi ekmeğini kazanmak için çıkmış ise yine Allah yolundadır. Şayet gösteriş için, böbürlenmek için çıkmış ise işte o zaman şeytan yolundadır!" 

Çalışma bir ibadettir:

Çalışma aynı zamanda bir ibadettir. Bu hususta da birçok hadis-i şerifler vardır. Bunlardan birkaçı: 

"İmanlı sanatkârı Cenab-ı Hakk'ın sevmesi muhakkaktır!" 

"Allah rızası için dul ve fakirlere yardım eden, Allah yolunda cihad eden veya bütün geceyi ibadetle, gündüzü oruçla geçiren kimse gibidir!" 

Hz. Enes rivayet eder: 

"Peygamber Efendimiz'le bir yolculukta idik. Arkadaşların kimisi oruçlu, kimisi oruçlu değildir. Gün sıcak bir gündü. Bir yerde konakladık. Oruçlu olanlar bitkin düştüler. Oruçlu olmayanlar ise, yolculara su taşıyor, hizmet ediyorlardı. Bunun üzerine Peygamberimiz buyurdular ki: 

"Bugünün bütün sevabı, oruçlu olmayanlarındır!" 

"En temiz kazanç kişinin elinin emeğidir. Kişinin kendine, ehline, çocuğuna hatta hizmetçisine yaptığı masraf, harcadığı para sadakadır!" 

Adamın biri çok namaz kılar, çok oruç tutar diye övüldüğünde Peygamberimiz (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: 

"Ya onun geçimini kim sağlıyor?"

"Biz sağlıyoruz!" diye cevap verdiler. 

Bunun üzerine Peygamberimiz:

"Öyle ise sizin ibadetiniz, onun ibadetinden fazladır!" 

 

Çalışma, günahların bağışlanmasına vesiledir:

Çalışma aynı zamanda kişinin günah ve hatalarının affedilmesine, bağışlanmasına vesiledir. Resul-i Ekrem Efendimiz'in bu husustaki hadisleri şöyle: 

"Helalından çalışarak yorgun bir vaziyette yatağına giren insan, günahları affedilmeden uykuya geçmez!" 

"Öyle günahlar vardır ki, onların affedilmesine namaz, oruç, hac ve umre gibi herhangi bir (ibadet) sebep olamaz. Böyle günahların bağışlanmasına sebep olan insanın çoluk-çocuğunun geçimi yolunda çektiği zahmet, duyduğu sıkıntı ve meşakkatlerdir!"  

Peygamberimiz (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) Said bin Muaz'ın çok çalışması yüzünden, nasırlı ve çatlak ellerini göstererek, "İşte bu eli Allah ve Resulü sever!" diye buyurmuştur. 

Resul-i Ekrem Efendimiz’in bu mübarek sözlerindeki hikmet ve manaları, öğüt ve nasihatleri özetleyecek olursak: 

1- Peygamberimiz müslümanı çalışmaya ve kendi elinin emeğinden yemeye teşvik ediyor! 

2- Bizzat çalışarak geçimini sağlamak ve bir sanat sahibi olmak peygamberlerin âdetidir! 

3- Tembellerin, iş olduğu halde işsiz-güçsüz olanların, müslümanlıkta yerleri yoktur! 

4- Çoluk ve çocuğuna, hısım ve akrabasına, millet ve memleketine yardım etmek maksadıyla yapılan çalışmada büyük sevap vardır! 

5- Dilenciliğin İslâm'da yeri yoktur! 

6- Çalışma gücüne sahip olduğu halde dilenenlerde haya kalmayacak, bu hareketleri kıyamet gününde yüzlerinde kara leke olacaktır! 

7- Çalışanı Allah ile Resulü sever ve ondan hoşnut olurlar! 

8- Çalışanın yorgunluğu, günahlarının affedilmesine, hatalarının bağışlanmasına ve nihayet Cenab-ı Hakkın mağfiret ve lütfuna kavuşmasına sebep olur! 

Aziz kardeşlerim! İşte İslâm dini böyle bir dindir. Bu mübarek din, bizim için zarurî olanı, faydalı olanı emrediyor, tavsiye ediyor, hatta Allah yolunda cihad sayıyor, ibadet sayıyor, günahlarımızın affına sebep kabul ediyor. 

Demek oluyor ki, eğer biz meşru ve makul bir şekilde çalışır, helalından kazanırsak, sadece dünyamızı değil, aynı zamanda ahiretimizi de kazanmış oluruz! 

Çalışma asıl ibadetlere mani olmamalıdır:

İnsanın kendisinin, çoluk ve çocuğunun geçimini sağlamak için çalışması farzdır, Allah'ın emridir. Kibirlenmek, böbürlenmek maksadıyla değil de, daha rahat, daha bol bir şekilde ihtiyaçlarını karşılamak, aynı zamanda muhtaçlara, millet ve memlekete yardım etmek maksadiyle çalışmak, para sahibi olmak, yer-yurt sahibi olmak, zengin olmak çok güzeldir, çok yerindedir ve çok sevaptır. Ancak çalışmamız, iş yapmamız, ibadetlerimize engel olmayacaktır. Çalışıyoruz diye namazı terk edemeyiz, Cuma'yı terk edemeyiz, orucu terk edemeyiz! Bunlarda farz olan, Allah'ın kesin emri olan vazifeler, ibadetlerdir. Yukarıda geçen bir hadis-i şerif'te gördüğümüz gibi, ne dünya için dinimizi terk edeceğiz, ne de ibadetlerimiz çalışmalarımıza mani olacaktır. Dünyayı bir elimize, ahiretimizi de bir elimize alacak, her ikisini de beraber yürüteceğiz! 

Evet, çalışma da ibadettir, ama asıl ibadetlerimizi yerine getirmek şartıyla!.. Yoksa namaz yok, oruç yok, Cuma yok... Bu şekilde yapılan çalışmanın, ibadet olması şöyle dursun, hayır ve değeri de yoktur, makbul ve muteber de değildir! 

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تُلْهِكُمْ اَمْوَالُكُمْ وَلَٓا اَوْلَادُكُمْ عَنْ ذِكْرِ اللّٰهِۚ وَمَنْ يَفْعَلْ ذٰلِكَ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ

"Ey iman edenler! Mallarınız ve çocuklarınız sizi Zikrullah’tan (Allah’ın emirlerini yerine getirmekten) meşgul etmesin! Kim böyle yaparsa işte zarar ve ziyana uğrayan odur!" (Münafikun, 9) 

رِجَالٌۙ لَا تُلْه۪يهِمْ تِجَارَةٌ وَلَا بَيْعٌ عَنْ ذِكْرِ اللّٰهِ وَاِقَامِ الصَّلٰوةِ وَا۪يتَٓاءِ الزَّكٰوةِۙ يَخَافُونَ يَوْمًا تَتَقَلَّبُ ف۪يهِ الْقُلُوبُ وَالْاَبْصَارُۙ

"Öyle insanlar vardır ki, ne ticaret ne de alış-veriş onları Zikrullah’tan ve namaz kılmaktan alıkoymaz, engellemez!" (Nur, 37) 

Ashab (Peygamberimiz'in devrindeki müslümanlar), alış-veriş yaparlarken veya herhangi bir işte çalışırken ezan okunduğunda mescide giderlerdi. Bu hususta o kadar titiz davranırlardı ki, mesela demirini döven bir demirci çekicini havaya kaldırdığı bir sırada müezzin "Allahu Ekber" dedi mi, artık çekici elinden bırakır, namaza giderdi. 

Cuma namazı:

Hele bu husus, Cuma namazı için daha mühimdir. Diğer namazlar tek başına herhangi bir yerde, hatta vaktin sonuna kadar kılınabilir. Cuma namazı öyle değildir; Çünkü Cuma namazı camide ve cemaatle kılınır, tek başına kılınmaz. Cenab-ı Hakk şöyle buyurur: 

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا نُودِيَ لِلصَّلٰوةِ مِنْ يَوْمِ الْجُمُعَةِ فَاسْعَوْا اِلٰى ذِكْرِ اللّٰهِ وَذَرُوا الْبَيْعَۜ ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ

"Ey iman edenler! Cuma günü (Cuma namazı) için ezan okunduğunda (namazdan ibaret olan) Zikrullah'a koşunuz! Alış-verişi terk ediniz! Eğer bilirseniz bu sizin için hayırlıdır!" (Cuma, 9) 

Muhterem kardeşlerim! Amir memurunun, efendi hizmetçisinin, işveren işçisinin ibadetine, namazına mani olamaz, Cuma namazına gitmesine de mani olmamalıdır. İbadet hürriyeti tabii haklardandır; Bu hakları kimse ortadan kaldıramaz! Ancak Cuma namazına gidiş ve geliş normalin üstünde kayda değer bir zaman alırsa işveren o saatlerin ücretini kesebilir, yoksa "Cuma namazına gitme!" diyemez. Bunun için işveren işçinin zaruri olan bu dinî ihtiyacını düşünmek mecburiyetindedir. İşyerlerinde, fabrikalarda mescid için bir yer ayırmalı, mahallî müftülükten de müsaade alınmalı, orada Cuma namazı kılınmalıdır. Böyle olursa zaman kaybı da olmaz. Cuma namazı nihayet yarım saatlik bir meseledir! 

 

Cemâleddin Hocaoğlu Kaplan {Rh.a}
DÂRU'L HİLÂFETİ'L ALİYYE MEDRESESİ


YAZI KÖŞESİ

Hilafet-i İslamiyye

SAYAÇ

Bugün 476
Toplam 529832
En Çok 1316
Ortalama 349