DGM BAŞSAVCISI NUSRET DEMİRAL’A AÇIK MEKTUP - CEMÂLEDDİN HOCAOĞLU KAPLAN {RH.A}

O HALDE SEN VE BERABERİNDE TEVBE EDENLER, EMROLUNDUĞUNUZ ŞEKİLDE, DOĞRU YOLU TUTUN. SİZDEN HİÇBİRİNİZ BÜYÜKLENİP, ALLAH TARAFINDAN KONULMUŞ SINIRLARI AŞMASIN; ÇÜNKÜ UNUTMAYIN YAPTIĞINIZ HERŞEYİ O GÖRÜYOR. (KURAN-İ KERİM 11:112)

17-04-2022

DGM BAŞSAVCISI NUSRET DEMİRAL’A AÇIK MEKTUP

KENDİSİNİN İDAM KARARINI KENDİSİ VERMİŞTİR!..

 

“Bunlar geçtiğimiz yılın Nisan ayında sözde Federe İslâm Devleti'ni kurdular. Ekim ayında ise bu devleti ilan ettiler ve hükümet merkezini de İstanbul olarak gösterdiler. Kendilerine göre bir anayasa hazırlamışlar, kendilerine göre bir bürokrat takımı ve bir askeri kanat kurmuşlar. Bunlar hep illegal örgütlerin çalışmaları.”(Nusret Demiral)

Anlatıldığına göre; Firavun evinde, biri içeri girer ve sorar: "Benim bir kölem var. Onu büyüttüm-besledim! Şimdi bana: "Şimdiye kadar ben köle, sen efendi idin; bundan sonra da sen köle ben efendi olacağım!” diye İddia ediyor! Bunun cezası nedir? diye sorar!.. Firavun cevap veriyor ve diyor ki, "Onun cezası suda boğulmaktır!.." Verilen cevap bu!..

Gel zaman git zaman, Firavun ordusuyla beraber Hz. Musa'yı ve onun mahiyyetini takib ediyor. İlahî vahye dayanan Hz. Musa, asasiyle denize vurur, deniz yarılır ve yol verir. Açılan bu yoldan yürüyen Musa Peygamber ve beraberindekiler, karşı taraftan karaya çıktığı bir sırada Firavun ile ordusu da tam denize girmiş bulunur. İşte, bu esnada, vaktiyle kölesinin kendisine İsyan ettiğinin cezasını soran ve mahkumiyyet kararına dair Firavun'a, kendi el yazısıyla yazdırdığı, altına imza koydurduğu adam orada peyda olur, ölüm fermanını Firavun'un eline verir ve şöyle der:

"... Rabb'ülâlemin seni yarattı, büyütüp besledi, şimdi sen O'nu tanımadın da kendini "Rabb" ilan ettin! Ve bu suretle kendi idamının fermanını kendin hazırladın, altına da kendi imzanı attın! Ve işte şu saat, verdiğin ölüm fermanının infaz zamanıdır. İtiraz da edemezsin! Çünkü, ölüm kararını kendin verdim!..”

Tarih tekerrürden ibaret:

Dün Firavun, bugün de DGM savcısı Nusret Demiral! Arada sadece bir zaman farkı! Firavun, kendi eliyle ölüm fermanını kendi hazırladığı gibi. Demiral da kendi ölüm fermanını kendi eliyle vermiştir. Ancak bu, sıradan bir ölüm değil, şeytanlaşma, kâfırleşme, zındıklaşma, mel'unlaşma, mürtedleşme, Allah'ın gazab ve lanetine uğrama, ebedî cehennemi boylama şeklinde bir ölümle öldürülmedir.

Evet tarih tekerrürden ibarettir:

Kur’ân'da Hak-batıl mücadelesinin örnekleri çoktur. Hz. Musa ve Firavun mücadelesi bunlardan sadece bir tanesidir. Yukarıda bu mücadelenin akıbetini gördük. Bir de bu mücadelenin nasıl başladığını ve hangi safhalardan geçtiğini görelim ve bu hususu Kur’ân ayetlerinden dinleyelim:

ثُمَّ بَعَثْنَا مِنْ بَعْدِهِمْ مُوسٰى بِاٰيَاتِنَٓا اِلٰى فِرْعَوْنَ وَمَلَا۬ئِه۪ فَظَلَمُوا بِهَاۚ فَانْظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُفْسِد۪ينَ ﴿103﴾ وَقَالَ مُوسٰى يَا فِرْعَوْنُ اِنّ۪ي رَسُولٌ مِنْ رَبِّ الْعَالَم۪ينَۚ ﴿104﴾ حَق۪يقٌ عَلٰٓى اَنْ لَٓا اَقُولَ عَلَى اللّٰهِ اِلَّا الْحَقَّۜ قَدْ جِئْتُكُمْ بِبَيِّنَةٍ مِنْ رَبِّكُمْ فَاَرْسِلْ مَعِيَ بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَۜ

"Onlardan sonra Musa'yı ayetlerimizle Firavun'a ve onun ileri gelen adamlarına gönderdik. Ayetlerimize zulüm ettiler; fakat bak; bozguncuların sonu nasıl oldu! Musa dedi ki: "Ey Firavun, ben âlemlerin Rabb'i tarafından gönderilmiş bir elçiyim. Allah'a karşı haktan başkasını söylememek bana düşen bir borçtur. Size Rabb'inizden beyyineler getirdim. Artık İsrailoğullarını benimle gönder!" (A’raf, 103-105)

İşte mücadele böyle başladı. Devamı, ayetlerden takib edilebilir. Fakat biz özet olarak vereceğiz:

İstek üzerine Hz. Musa iki beyyine gösterdi. Fakat; Musa Aleyhisselam, bu beyyineler karşısında kabul ve tasdik edilmesi gerekirken sihirbazlıkla itham edildi. Gayesinin ise, sakinlerini, yer ve yurtlarından çıkarıp kendilerinin o topraklara sahip olması, iddia edildi.

Çare:

Kuvvetli sihirbazları çağırıp millet önünde onun işini bitirip mağlup etmek ve sahtekârlığını ortaya koymaktır.

Yarış başladı: Sihirbazlar, deve yükleri alet ve edevatlarını sergileyip maharetlerini gösterdiler. Hz. Musa ise, ilahî emir üzerine elindeki âsayı yere attı, yılan şeklini alan âsâ ne yaptı? Sihirbazların sergiledikleri sihir malzemelerini toplayıp yuttu.

İman etme: Bunu gören sihirbazlar, Musa'nın haklı olduğuna kanaat getirip secdeye kapandılar ve şöyle dediler: "Alemlerin Rabb'ine, yani Musa ile Harun'un Rabb'ine iman ettik!" dediler ve bu suretle Firavun'u reddedip Musa'yı kabul ettiler.

Tehditler başladı:

Firavun şöyle dedi, Nasıl olur da benden izinsiz siz Musa'ya iman edersiniz? Çaprazlama el ve ayaklarınızı kesecek, sizi asacağım. Sihirbazlar:

"Biz zaten Rabb'imize döneceğiz," dediler ve ilave ettiler: Bizim suçumuz ne? Rabb'imize iman etmekten başka bir şey mi yaptık? Bu suç mudur? Ve bu, bizim hakkımız değil midir? Insanlık hakkını kullanan bir kimseye ceza vermek zalimliğin, kâfırliğin ta kendisi değil midir? Ve böyle bir zalim, bir milletin başında nasıl bulunur?.." demek suretiyle o azılı kâfire, imandan doğan bir cesaretle gereken dersi vermiş oldular...

Esasen baskı ve tecziye yoluna gitme ve bu babda tehditler fırlatma cahillerin, acizlerin, vahşilerin işidir. Yoksa haklı olan medenî bir insan, münazaralar tertib eder ve bu suretle haklı olduğunu ortaya koyar!..

Tarih tekerrürden ibarettir:

Yirminci asrın Firavun'u, diktatör ve terörist Kör Kemal'in put kanunlarına göre yetişen terörist Demiral da ne yaptı? Şirk meclisinin yaptığı, kâfir terör yasasına dayanarak Allah'a gerçek manada inanan ve Allah'ın Şeriat nizamını, Kur’ân nizamını Muhammed ümmetinin hayatına hakim kılmak isteyen ve o yolda her türlü fedakârlığı göze alan bir kimseyi takdir ve tebrik etmeniz gerekirken, bilakis onu cezalandırmaya kalkışmanız, sizin ne mal olduğunuzu, nasıl bir İslâm ve Kur’ân düşmanı olduğunuzu göstermez mi? Ve netice itibariyle sizin ekfer-i küferadan olup dininizin de nikâhınızın da olmadığını, dolayısıyle mürted olup kestiğiniz hayvanın dahi yenmiyeceğini ve neticede öldüğünüzde de cenazenizin kılınamıyacağını ve kıldırılamıyacağını bilmeniz gerekmektedir.

Suçlu kim?

Siz mi yoksa Cemaleddin Hoca'mı? Şimdi buna bakalım: Cemaleddin Hoca ne yapmış ve ne söylemiş? İşte Hoca'nın işlediği ve söylediği suçları (!) bir sıralayalım:

1- Demiş ki, mülk Allah'ındır. Allah'ın mülkünde ancak Allah'ın sözü geçer. Hayır diyebilir misiniz?

2- Tüm insanlar, hususiyle Müslümanlar Allah'ın kullarıdır. Allah'ın kullarının idaresi yine Allah'a aittir. Hayır diyebilir misiniz?

3- Şeriat İslâm'dır. Şeriat'ı kaldırmak ise İslâm'ı kaldırmak demektir. Hayır diyebilir misiniz?

4- İslâm'ı kaldırmak demek, Kur’ân'ı kaldırmak demektir. Hayır diyebilir misiniz?

5- Kur’ân'ın bir ayetini bile kaldırmak kâfirliktir. Hayır diyebilir misiniz?

6- M. Kemal Şeriat'ı kaldırmış, onun yerine küfrün ve kâfirin kanunlarını getirmiştir. Dolayısıyla küfre düşmüş ve kâfir olmuştur, Hayır diyebilir misiniz?

7- Onun yolunda ve izinde giden sizin gibi kemalistler de küfre gitmiş ve kâfir olmuşlardır. Hayır diyebilir misiniz?

8- Müslüman ana ve babadan doğanlar, Şeriat'ın bir hükmünü kaldırsa dahi küfre gitmiş ve kâfir olmuştur ve dolayısıyla mürteddir. Hayır diyebilir misiniz?

9- Mürtedin ise; ne dini kalmıştır ne de imanı ve ne de nikâhı! Hayır diyebilir misiniz?

10- Mürtedlerin hükmü ise, Şeriat mahkemesinde yargılandıktan sonra öldürülmedir. Hayır diyebilir misiniz?

11- Mürtedlerin ise ne namazları kılınır ve ne de Müslümanların mezarlığına defnedilir; köpek laşesi gibi bir çukura atılır. Hayır diyebilir misiniz?

12- Hoca'nın bu söyledikleri Şeriat'ın ve Kur’ân'ın birer hükmüdür. Dolayısıyla her Müslümanın inanması lazımdır. Hayır diyebilir misiniz?

13- Hoca'nın bütün bunları söylemesi ve yazması haktır ve vazifesidir, Hayır diyebilir misiniz?

14- O halde tutuklanması, idam edilmesi gereken biri varsa o da DGM'nin başsavcısı Nusret Demiral'dır. Hayır diyebilir misiniz?

Ve netice:

Musa Peygamber ve ona tabi olanlar kazandı, Firavun ve arkasından gidenler ise kaybettiler. Kur’ân şöyle der:

وَاِذَا فَعَلُوا فَاحِشَةً قَالُوا وَجَدْنَا عَلَيْهَٓا اٰبَٓاءَنَا وَاللّٰهُ اَمَرَنَا بِهَاۜ قُلْ اِنَّ اللّٰهَ لَا يَأْمُرُ بِالْفَحْشَٓاءِۜ اَتَقُولُونَ عَلَى اللّٰهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ ﴿28﴾ قُلْ اَمَرَ رَبّ۪ي بِالْقِسْطِ۠ وَاَق۪يمُوا وُجُوهَكُمْ عِنْدَ كُلِّ مَسْجِدٍ وَادْعُوهُ مُخْلِص۪ينَ لَهُ الدّ۪ينَۜ كَمَا بَدَاَكُمْ تَعُودُونَۜ

"Musa, kavmine: “Allah'tan yardım isteyin ve sabredin' dedi. Zira yeryüzü Allah'ındır; onu kullarından dilediğine verir. Akıbet müttekilerindir. "(Ya Musa!) Sen bize gelmezden önce de geldikten sonra da bize işkence edildi" dediler. Musa dedi: "Umulur ki, Rabb’iniz düşmanlarınızı yok eder de onların yerine sizi yeryüzüne hakim kılar ve ondan sonra sizin nasıl hareket edeceğinize bakar." (Araf, 28-29)

تِلْكَ اٰيَاتُ الْكِتَابِ الْمُب۪ينِ ﴿2﴾ نَتْلُوا عَلَيْكَ مِنْ نَبَاِ مُوسٰى وَفِرْعَوْنَ بِالْحَقِّ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ ﴿3﴾ اِنَّ فِرْعَوْنَ عَلَا فِي الْاَرْضِ وَجَعَلَ اَهْلَهَا شِيَعًا يَسْتَضْعِفُ طَٓائِفَةً مِنْهُمْ يُذَبِّحُ اَبْنَٓاءَهُمْ وَيَسْتَحْي۪ نِسَٓاءَهُمْۜ اِنَّهُ كَانَ مِنَ الْمُفْسِد۪ينَ ﴿4﴾ وَنُر۪يدُ اَنْ نَمُنَّ عَلَى الَّذ۪ينَ اسْتُضْعِفُوا فِي الْاَرْضِ وَنَجْعَلَهُمْ اَئِمَّةً وَنَجْعَلَهُمُ الْوَارِث۪ينَۙ﴿5﴾ وَنُمَكِّنَ لَهُمْ فِي الْاَرْضِ وَنُرِيَ فِرْعَوْنَ وَهَامَانَ وَجُنُودَهُمَا مِنْهُمْ مَا كَانُوا يَحْذَرُونَ

"Bunlar, kitabın apaçık ayetleridir. İnanan bir kavim için Musa ile Firavun'un haberlerinden bir parçayı hak olarak sana okuyacağız. Firavun o yerde ululandı (zorbalığa kalktı), halkını çeşitli gruplara böldü. Onlardan bir zümreyi zayıflatıyor; oğullarını kesiyor, kadınlarını sağ bırakıyordu. Çünkü o, bozgunculardan idi. Biz de istiyorduk ki, o yerde zayıf addedilenlere lütfedelim, onları önderler yapalım, onları (düşmanlarının mülküne) mirasçı kılalım. Ve onlara o yerde iktidar verelim, (hükümet yapalım). Ve Firavun'a ve Haman’a ve onların ordularına onlardan korktukları şeyi kendilerine gösterelim (başlarına getirelim)..." (Kasas, 2-6)

İşte; yukarıda dediğimiz gibi, Musa Aleyhisselam kazandı, Firavun kaybetti! Hem de iki âlemi!..

Tarih tekerrürden ibarettir:

Biz de bu ve benzeri ayetlerin ışığı altında biliyor ve inanıyoruz ki, bizim gibi "Tevhid" ehli Müslümanlar kazanıp devlet olacak, sizin gibi putçular da yıkılıp gidecektir! Bunda şüpheniz olmasın!..

          

Tebliğ ve tavsiyelerimiz:

Yine de biz, hâlisane diyoruz ki, ecel gelip çatmadan kör şeytanın yolunu terk etmek suretiyle tevbekâr olup "Tevhid" ehline katılınız!..

 

Cemâleddin Hocaoğlu Kaplan {Rh.a}
DÂRU'L HİLÂFETİ'L ALİYYE MEDRESESİ​

 


YAZI KÖŞESİ

Hilafet-i İslamiyye

SAYAÇ

Bugün 99
Toplam 435068
En Çok 1157
Ortalama 330