İDEAL HUKUK - CEMÂLEDDİN HOCAOĞLU KAPLAN {RH.A}

O HALDE SEN VE BERABERİNDE TEVBE EDENLER, EMROLUNDUĞUNUZ ŞEKİLDE, DOĞRU YOLU TUTUN. SİZDEN HİÇBİRİNİZ BÜYÜKLENİP, ALLAH TARAFINDAN KONULMUŞ SINIRLARI AŞMASIN; ÇÜNKÜ UNUTMAYIN YAPTIĞINIZ HERŞEYİ O GÖRÜYOR. (KURAN-İ KERİM 11:112)

22-04-2022

İDEAL HUKUK

İdeal hukuk demek, akıl ve mantığa uyan, vicdanı tatmin eden, sağduyuya hitab ederek adaleti temin eden; fert ve cemiyet, devlet ve vatandaş arasındaki ilişkileri akl-ı selime uygun bir şekilde düzene koyan, aynı zamanda tabii ve pozitif ilimlerle asla çatışmayan, insan tabiatına tam uygun düşen ve nihayet aranan ve arzu edilen bir hukuk demektir.

İşte böyle bir hukuk nizamını, insanoğlu ancak İslâm’da, İslâm hukukunda bulur. Yani ideal hukuk İslâm hukukudur. Neden? Çünkü, zaman zaman söylediğim gibi, İslâm hukuku beşer hukukları gibi, çeşitli noksanlıklarla dolu olan ve sayısız ihtirasların zebunu bulunan ve muhtelif etki ve tepkilerin tesiri altında kalabilen insan kafasının mahsulü değildir.

Çünkü, İslâm hukuku; herşeyi bilen, herşeyi yaratan; yarattıklarını başıboş bırakmayan; kâinatın her parçasını, zerresine kadar, nizam ve düzene koyan ve aynı zamanda insanoğlunun geleceğini, geçmişini ve halini, en ince noktalarına kadar bilen Allah’ın ilmine ve vahyine dayanır, ezeli ve ebedi ilmine dayanır; bizi bizden daha iyi bilen ve bize bizden daha yakın olan yaratanımızın hikmetine istinad eder...

Yerleri ve gökleri nasıl güzel bir şekilde yaratmış ise, bitkileri, hayvanları nasıl güzel bir biçimde vücude getirmişse; bizlere iki el, iki ayak, iki göz, iki kulak, iki dudak vermişse; vücudumuzu teşkil eden iç organlarımızı, dokularımız ve hücrelerimizi, akıllara hayret verecek şekilde ve bir işbirliği içinde düzene koyup ahenkleştirmiş ise ve nihayet bunların eksiği gediği olmayıp en güzel şekilde, en ideal şekilde ise, İslâm hukuku da öyledir. Eksiği, gediği yoktur; Tas tamamdır. Eşyanın tabiatına, insanın ve insan topluluğunun maddî-manevî yapısına tıpatıp uygundur.

Her yönüyle adalet terazisi dengededir; siz kendiliğinizden bir tarafa bir şey koyarsanız veya diğer taraftan bir şey kaldırırsanız, adalet terazisinin dengesi bozulur. Çünkü; İslâm hukuku bir bütündür, her meselesi kendi modeline göre ayarlanmıştır. Şayet siz onu inanç sistemiyle, ibadet sistemiyle, muamelât (dünya ve devlet işleri) sistemiyle ve ceza hukuku sistemiyle alırsanız, o şaşmaz fonksiyonunu icra eder, sizi huzur ve refaha götürür. Yoksa, en ufak bir bölümünü ihmal ederseniz, parçaları modeline uymayan fabrika gibi tökezlemeye başlar, istediğiniz randumanı alamazsınız, hatta bir gün gelir o fabrika durur, siz de iflâs edersiniz...

İslâm hukuku, dünyanın insaflı ilim adamlarının ve hukukçularının takdirlerine de mazhar olmuştur. Sava Paşa, "İslâm Hukuk Nazariyyatı" adlı eserinin 34. sayfasında Peygamberimiz’in, "Ey Nas! Beni dinleyiniz ve sözlerimi zihinlerinize hakkediniz. Size her şeyi Allah’ın emriyle bildirmiş bulunuyorum. Size öyle bir kanun bırakıyorum ki, ona sımsıkı sarıldıkça asla delalete sapmayacaksınız. Size Allah’ın Kitab’ını bırakıyorum!" mealindeki hadis-i şerif’i kaydettikten sonra diyor ki:

"İslâmiyet’te hak olan tek bir şey vardır. O da dindir. Din insanın halıkıyle, devletiyle ve kendi neviyle mevcut münasebetlerin hukuki esasiyesini muhtevî umumi bir tabirdir. Bu, ister itikatta, ister ibadette olsun ve isterse dünya işlerinde olsun..."

İsviçreli meşhur hukukçu Prof. Rogen İslâm hukuku hakkındaki takdirlerini şu cümlelerle ifade etmektedir:

"İslâm hukuku beni hayrete düşürdü. Meğer bu, bir derya imiş! Biraz genç iken bunlara muttali olmayı ne kadar isterdim. O vakit bunları bütün dünya nazarında tecessüm ettirirdim." (Bedayi terc. Av. Seniyyüddin’in önsözü)

Marmaduke Piktahall de şöyle diyor:

"Halıkın hukukıyle mahlûkatın hukukunu en mükemmel surette ancak müslümanlık târif etmiştir."

İslâm’a Göre Hukuk:

Hukuk:

Yegâne güzel ve âdil hukuk İslâm hukukudur.

a) İslâm hukuku, kaynağını ne şarktan ne de garptan almıştır. O, yalnız Allah’ın vahyine dayanan ve ilhamını ondan alan nev’i şahsına münhasır bir hukuk nizamıdır.

b) İslâm hukukunun asıl kaynakları Kur’an, Sünnet, icma ve kıyas olmak üzere dörttür.

c) Kur’an, İslâm’ın anayasasıdır. Bu anayasanın çerçevesi içinde kalmak şartiyle, sünnet Peygamber’e, icma topluma, kıyas da ferde (müctehide) verilen söz hakkının, kanun koyma selahiyetinin ifadesidir.

d) İslâm hukuku, herkese ancak, sahip olduğu hakkı verir, yapabileceği vazifeyi yükler.

e) İslâm hukuku; insanın bütün söz, iş ve hareketlerini mutlaka bir hükme, bir müeyyideye bağlamıştır.

f) Hükümler, vücûb (yapılması mecburi), nedip (yapılması uygun), ibahet (yapılması da yapılmaması da serbest), hürmet (yapılmaması mecburi), ve kerâhet (yapılması hoşa gitmeyen) olmak üzere beştir.

g) Eşyada aslolan ibahettir, yani mübahlıktır. Sakıncalı olanlar delille bildirilmiştir.

h) İslâm hukukunun her emir ve yasağında hikmet vardır. Hikmet, ya bir zararı gidermek veya bir menfaati sağlama şeklinde özetlenir.

ı) Ceza-i müeyyideler; canı, malı, aklı, nesli, dini koruma gayesine yöneliktir.

j) İslâm hukukunda kişi dokunulmazlığı, mesken dokunulmazlığı vardır.

k) İslâm hukukunda zora başvurarak hak aIma yoktur.

I) Zaruretler halinde (yani hayat tehlikeye düştüğünde), hayatı koruyacak kadar, haramlar mübah olur.

m) Dar-i İslâm’da bilmemek özür sayılmaz.

n) İslâm hukukunda cezalar; kısas (ölüm veya misilleme) cezası, para cezası, sopa cezası veya kınama cezasıdır. Tevkiflerin dışında kayde değer hapis cezası yoktur.

o) İslâm hukuku, bilhassa cinayetlerde, paralı parasız sulh olmalarını tavsiye ve kabul eder.

İzahı:

İslâm hukuku, kaynağını Allah’tan ve Allah’ın şaşmaz ilim ve adaletinden aldığı için yegâne güzel ve adil bir hukuk nizamıdır. Ve böyle olduğu içindir ki, insan hayatına, insan tabiatına, insan mantığına tıpatıp uygun bir hukuktur. İnsanın insanca yaşamasının yolu ancak bu hukuktan geçer. Bu hukuktan mahrum olanlar, hem dünyada, hem de ukbada huzursuzluğa ve hüsrana düşer. Çünkü, hak ve adalet birdir. O da İslâm hukukundadır. Bunun dışındaki hukuk sistemlerle, acizlerle dolu olan, ilim ve tecrübe yetersizliğine dayanan beşer kafasının mahsulüdür. Bu itibarladır ki, Kur’an beşerî hukuku, cahiliyet hukuku diye tavsif eder ve der ki:

اَفَحُكْمَ الْجَاهِلِيَّةِ يَبْغُونَۜ وَمَنْ اَحْسَنُ مِنَ اللّٰهِ حُكْمًا لِقَوْمٍ يُوقِنُونَ۟

 "Onlar, hâlâ o cahillik devrinin hükmünü (hukukunu) mu istiyorlar?!. Kimmiş Allah’tan daha güzel hüküm verecek? Fakat bunu, gerçek anlayış sahibi bir toplum bilir." (Maide, 50) Bir başka ayette de beşerî hukukları heva ve hevesin mahsulü diye tavsif eder: 

 

وَاَنِ احْكُمْ بَيْنَهُمْ بِمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ وَلَا تَتَّبِعْ اَهْوَٓاءَهُمْ وَاحْذَرْهُمْ اَنْ يَفْتِنُوكَ عَنْ بَعْضِ مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ اِلَيْكَۜ فَاِنْ تَوَلَّوْا فَاعْلَمْ اَنَّمَا يُر۪يدُ اللّٰهُ اَنْ يُص۪يبَهُمْ بِبَعْضِ ذُنُوبِهِمْۜ وَاِنَّ كَث۪يرًا مِنَ النَّاسِ لَفَاسِقُونَ

"Ve şu emri de indirdik: Aralarında Allah’ın indirdiği hükümlerle hüküm ver, onların heva ve heveslerine uyma ve Allah’ın sana indirdiği kanunların bir kısmından seni şaşırtırlar diye kendilerinden sakın. Eğer onlar, hükümleri (Allah kanunlarını) kabulden yüz çevirirlerse, bil ki, Allah, onların bazı günahları sebebiyle başlarına mutlaka bir musibet getirmek diliyor. Her halde insanların çoğu fasıktırlar." (Maide, 49)

Mâlum olduğu üzere, Peygamber’e gelen hak olan hukuktur. Hakkın dışında batıldan başka ne olabilir? Kur’an, 

فَمَاذَا بَعْدَ الْحَقِّ اِلَّا الضَّلَالُۚ

"Haktan sonra sapıklıktan başka ne var?" (Yunus, 32) diyor.

Maide ayetinden şunlar da anlaşılmaktadır:

1- Müslüman, son derece dikkatli ve uyanık olacak; yoksa delalet ehli onu da İslâm kanunlarından uzaklaştırır da batıl ve küfür nizamlarını ona hak diye yuttururlar ve onu da bu suretle fitneye düşürürler.

2 - Allah’ın indirdiği hukuk nizamını bırakıp da beşerî nizamlara tabi olanlar ve o batıl ve küfür sistemleriyle bir milleti idareye kalkanlar, fasık ve aynı zamanda fitne ve fesat çıkaranlardır. Ve hallerinde ısrar ederlerse başlarına sadece ahirette değil, dünyada da büyük belalar gelecektir.

İki kelime ile İslâm:

İslâm dinindeki vazifeler; yaratana tazim (saygı), yaratıklara şefkat (merhamet) esasına dayanır.

İslâm devleti ne sömürür ne de sömürülür.

Müslüman ne zulüm yapar ne de zulme boyun eğer.

Ve netice:

Bütün bunları kaydettikten sonra başa dönelim ve yeni dünya düzeni arayanlara suali tekrar edelim:

"Yeni dünya düzeni mi?!."

Eğer siz arayışınızda samimi iseniz, biliniz ki, aradığınız "Yeni Dünya Düzeni" elinizde ve önünüzdedir. O da Kur’an düzenidir. Zira Kur’an düzeni hem yenidir ve hem de idealdır. Yenidir; Kıyamete kadar yeniliğini de tazeliğini de muhafaza edecektir. İdealdır; kıyamete kadar akl-ı selimin aradığı yegâne hukuk sistemidir.

Binaenaleyh, yazımızın başında sıraladığımız ferd ve kuruluşlara tekrar sesleniyor ve onlara diyoruz ki, sizleri neşriyat yoluyla münazaraya (açık oturuma) davet ediyor ve diyoruz ki, "İslâm Hukuku", üzerinden 1415 senelik bir zaman geçtiği halde tazeliğini korumakta, idealliğini muhafaza etmektedir. Ve işte buyurun; hangi meselesi eskimiştir ve hangi mevzuu idealliğini kaybetmiştir?!. Söyleyin; işte hodri meydan!..

قُلْ يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ تَعَالَوْا اِلٰى كَلِمَةٍ سَوَٓاءٍ بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْ اَلَّا نَعْبُدَ اِلَّا اللّٰهَ وَلَا نُشْرِكَ بِه۪ شَيْـًٔا وَلَا يَتَّخِذَ بَعْضُنَا بَعْضًا اَرْبَابًا مِنْ دُونِ اللّٰهِۜ فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقُولُوا اشْهَدُوا بِاَنَّا مُسْلِمُونَ

"De ki: "Ey kitab ehli, bizim ve sizin aranızda eşit olan bir kelimeye gelin: Yalnız Allah’a tapalım, O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım; birimiz, diğerini Allah’tan başka tanrı edinmesin." Eğer yüz çevirirlerse: "Şahit olun, biz müslümanlarız!" deyin." (Âl-i İmran, 64)

Teklif ve talepler:

Ben münazarayı açıyor ve bir kısım mevzuları sıralıyorum:

1- Âlem denen varlığın bir hayal olmayıp, maddesinin de şeklinin de birer hakikat olduğuna inanıyor ve iddia ediyorum;

2- Allah’ın varlığının bir hakikat olduğuna inanıyor ve iddia ediyorum;

3- Hz. Muhammed’in son peygamber olduğuna inanıyor ve iddia ediyorum;

4- Kur’an-ı Kerim’in Allah tarafından gönderilen son kitab olduğuna inanıyor ve iddia ediyorum;

5- Allah indinde muteber ve makbul olan dinin sadece "İslâm Dini" olduğuna inanıyor ve iddia ediyorum;

6- İdeal hukuk düzeninin İslâm hukuku olduğuna inanıyor ve iddia ediyorum;

7- Şeriat sisteminin hak, diğer bütün sistemlerin batıl olduğuna inanıyor ve iddia ediyorum;

8- İslâm, demokrasiyi de ve onun vazgeçilmez unsuru partiyi de reddeder; sandık başına gidenleri, iyi niyyetle de olsa, müşrik olduklarına inanıyor ve iddia ediyorum ve,

9- Laikliğin küfür olup, İslâm diniyle bağdaşmıyacağına inanıyor ve iddia ediyorum.

 

NOT: Bu iman ve iddialarımıza itiraz edenleri, neşriyat yoluyla münazaraya (açık oturuma) davet ediyorum!

Tekrar ediyorum: İşte meydan, buyursunlar!..

Hamd, âlemlerin Rabb’ine mahsustur!

 

Cemâleddin Hocaoğlu Kaplan {Rh.a}
DÂRU'L HİLÂFETİ'L ALİYYE MEDRESESİ​

 


YAZI KÖŞESİ

Hilafet-i İslamiyye

SAYAÇ

Bugün 365
Toplam 529721
En Çok 1316
Ortalama 348