BÜTÜN KARDEŞLERİMİZE TAVSİYE VE RİCALARlMlZ - CEMÂLEDDİN HOCAOĞLU KAPLAN {RH.A}

O HALDE SEN VE BERABERİNDE TEVBE EDENLER, EMROLUNDUĞUNUZ ŞEKİLDE, DOĞRU YOLU TUTUN. SİZDEN HİÇBİRİNİZ BÜYÜKLENİP, ALLAH TARAFINDAN KONULMUŞ SINIRLARI AŞMASIN; ÇÜNKÜ UNUTMAYIN YAPTIĞINIZ HERŞEYİ O GÖRÜYOR. (KURAN-İ KERİM 11:112)

31-03-2022

BÜTÜN KARDEŞLERİMİZE TAVSİYE VE RİCALARlMlZ

1- Haberleri kaynaklarından alma:

Toplum ve cemaatlerin havasını bulandıran, fertleri birbirine düşüren sebeplerden biri de iftiralar ve yalan haberlerdir. Veya haberleri, söylenenleri veya yapılanları mecrasından saptırmak, ilaveler ve noksanlıklar yaparak öteye beriye aktarmaktır.

Çare:

Bunlara meydan vermemek veya asgariye indirmek için:

a) Hakkı söylemek ve illa susmak,

b) Yüzde yüz doğru bildiğini söylemek; su-izanda bulunmamak,

c) Bilmediği, hususiyle şer’î yönünü bilmediği meselelere karışmamak, onlar hakkında fikir beyanında bulunmamak,

d) Biri bir haber getirdiğinde ondan kaynağını sormak veya delilini istemek veya en azından o sözü kendisinin söylediğine, kendisinin haber verdiğine dair ondan yazılı ve imzalı kağıt almak.

Kur’an-ı Azimüşşan şöyle der:

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنْ جَٓاءَكُمْ فَاسِقٌ بِنَبَاٍ فَتَبَيَّنُٓوا اَنْ تُص۪يبُوا قَوْمًا بِجَهَالَةٍ فَتُصْبِحُوا عَلٰى مَا فَعَلْتُمْ نَادِم۪ينَ

“Ey İman edenler! Size fasık bir adam haber getirdiğinde onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmiyerek bir topluluğa (veya bir kimseye) karşı kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz.” (Hucurat, 6)

قُلْ هَاتُوا بُرْهَانَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ

“De ki: Delillerinizi getirin, eğer doğru söylüyorsanız.” (Bakara, 111)

Eğer bizler, bilhassa fitne devirlerinde, bu emir ve tavsiyelere uyarsak, ortalığı karıştıran asılsız sözler, dedikodular kesilir veya en azından azalır.

2- İlim öğrenme ve öğretme:

Bilindiği üzere ilim öğrenmek ve öğretmek, yerine göre farz-ı ayn, yerine göre farz-ı kifayedir. Yani farzdır. Türkiye’de de insanımız bir cahiliyet ve bir dalalet devri yaşamıştır. Seriat-ı garrayı öğrenme veya tam bilme fırsatını bulamamıştır. Bunun bir neticesi olarak teşkilat mensubu kardeşlerimizde de mühim bir ilim boşluğu vardır. Bu boşluk doldurulmadıkça, cemiyet hayatının, devlet hayatının muhtaç olduğu ilim ve idareci adamlarımızı yetiştirmedikce, yani şeriat gereği gibi bilinmedikçe, teşkilat olarak bir yere varamayız.

O halde bu farz yerine getirilmeli ve bu boşluk mutlaka doldurulmalıdır ve herkes bu hususta üzerine düşeni yapmalıdır ve nihayet bir öğrenme ve öğretme seferberliğine gidilmelidir.

Vazife bir emanettir:

İslam davasının hakim olmasında herkes vazifelidir. Hiçbir müslüman kendisini kenara çekemez. Hele hele ferdi vazifesinin yanında bir de idarecilik, hocalık, emirlik gibi bir vazifeyi deruhde etmiş, üzerine almış ise, böyle kardeşlerin mesuliyetleri kat kattır.

Çare:

a) Her mü’min kardeşimiz, akşama döndüğünde kendini bir hesaba çeksin; o gün dava adına, öğrenme ve öğretme babında ne yaptı, tebliğ adına ne söyledi veya ne okudu, ne okuttu, ne dinledi veya ne dinletti?..

b) İdareci, hoca ve emir kardeşlerimiz de hem kendi üzerlerine düşeni yapacak, hem de emrindekilere dava ile ilgili tavsiyelerde bulunacak, yıllık programlarda ve tamimlerde de ifade ettiğimiz gibi takib edecek, her ay rapor halinde bir üst makama gönderecektir. Göndermeyenlerden yine İslam adına hesap sorulacaktır...

4- Gerek ilmî çalışmalarda ve gerekse üzerine aldığı vazifeyi yerine getirmede ihmali görüneneler uyarılmalı, hem de yazılı olarak uyarılmalı, u-yarıdan da almıyanlar, gözünün yaşına bakılmadan geri çekilmelidir ve böylelerine de kimse arka çıkmamalıdır. Çünkü, vazife emanettir, onu yerine getirme farzdır, getirmemek hiyanettir ve haramdır. Üzerine düşeni yapmayan, uyarıldığı halde düzelmiyen bir nev’i zülmetmiştir ve zalim olmustur. Zalimlere yardım ise insanı atese götürür.

Bu hususta Kur’an söyle der:

وَلَا تَرْكَنُٓوا اِلَى الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا فَتَمَسَّكُمُ النَّارُۙ وَمَا لَكُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مِنْ اَوْلِيَٓاءَ ثُمَّ لَا تُنْصَرُونَ

“Zalimlere en ufak meyille meyletmeyin, sonra size ateş çarpar. Sizin Allah’tan baska dostlarınız yoktur, sonra size yardım edilmez.” (Hud, 113)

 

Cemâleddin Hocaoğlu Kaplan {Rh.a}
DÂRU'L HİLÂFETİ'L ALİYYE MEDRESESİ​


YAZI KÖŞESİ

Hilafet-i İslamiyye

SAYAÇ

Bugün 158
Toplam 436316
En Çok 1157
Ortalama 330