BASIN BİLDİRİSİ - CEMÂLEDDİN HOCAOĞLU KAPLAN {RH.A}

O HALDE SEN VE BERABERİNDE TEVBE EDENLER, EMROLUNDUĞUNUZ ŞEKİLDE, DOĞRU YOLU TUTUN. SİZDEN HİÇBİRİNİZ BÜYÜKLENİP, ALLAH TARAFINDAN KONULMUŞ SINIRLARI AŞMASIN; ÇÜNKÜ UNUTMAYIN YAPTIĞINIZ HERŞEYİ O GÖRÜYOR. (KURAN-İ KERİM 11:112)

20-04-2022

BASIN BİLDİRİSİ[1]

Hususiyle son günlerde yapılan neşriyatta gerek kuruluşumuz gerekse şahıslarımız hakkında bazı saptırmalar olmuştur. Bir taraftan kuruluşumuzun gerçek mahiyetini tekrar ortaya koymak bir taraftan da saptırmaları tashih etmek gayesiyle böyle bir basın bildirisine ihtiyaç hasıl olmuş ve basına dağıtılmıştır.

1- İslâm Dini Allah tarafından vaz edilmiş bir kanundur.

2— İlk insan ve ilk peygamber Hazreti Adem’le başlamış, son peygamber Hz. Muhammed’le (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)kemal şeklini bulmuştur.

3- İslâm; hem din hem de devlettir, hem İbadet hem de siyasettir; insanoğlunun bütün hayatını kapsayan, bütün söz, fiil ve hareketleri hakkında hüküm ve müeyyideler getiren; insan ruhuna, insan hayatına ve insan tabiatına tıpatıp uyan bir nizamdır, ideal bir hukuk sitemidir.

4- İslam’ın din ve devlet oluşunu birbirinden ayırmak mümkün değildir. Bunlar ruhla beden gibi birbirini tamamlayan iki unsurdur.

b- Böyle oluşu, ayet ve hadislerle sabit olduğu gibi icma-i ümmetle de sabittir. Ayrıca; dünyanın birçok ilim ve fikir adamları bu hususu itiraf ve kabul etmektedirler. Bunlardan bir kısmına “İslam Anayasası” (sf. 17, 19-23) ve “İslam’da Temel Hükümler” (sf. 187-188) isimli ve diğer bazı kitaplarımızda yer vermişizdir. Prof. Mümtaz Soysal da Milliyet Gazetesinin 12.12.86 tarihli sayısınında bu hususa işaret etmiştir.

6- Bütün bunlar şu neticeye götürmektedir:

a) İslam Dini bir vicdan işi değildir; sadece Allah ile kul arasında olup biten değildir. Aynı zamanda bir devlettir, bir dünya nizamıdır.

b) Ve bu, bir iman meselesidir. Müslüman böyle inanacaktır. Aksini düsünmek cehalettir, iftiradır, küfürdür; insanı dinden çıkarır...

c) Böyle olan bir dinin siyasetine, şeriatına “Gericilik, irtica, çağdışı...” demek insanı dinden, imandan ve nikahtan eder.

d) Şeriat genel manada din demektir.

e) Müslüman; namazını kılmaktan, zekatını vermekten sorumlu olacağı gibi, İslam devleti varsa onu korumaktan, yoksa onu kurmaktan da aynı şekilde sorumludur. Çünkü; namaz ve zekat farz olduğu gibi, bu da farzdır, Allah emridir. O halde her müslüman bunun tebliğatını yapacak, İslam devletinin kurulmasına çalışacaktır. Ve bütün varlığını ortaya koyacaktır ve koymalıdır. Ve bunun imanın bir gereği, müslümanlığın bir icabı olduğuna inanacaktır. Yani, İslâm Dini varsa, onun mutlaka devleti vardır; devletsiz İslam dinini düşünmek mümkün değildir. İlerde bu hususta dünya çapında bir açık oturum tertip etmeyi düsünmekteyiz.

Bu itibarladır ki, İslâm aleminde ve hususiyle Türkiye’de bulunan bütün müslümanlar bunun hasretini çekmekte ve gayretini göstermektedirler. “Hayır, böyle değildir!..” diyenler varsa bir referanduma gidilsin! Eğer cesaretleri varsa bunu yapsınlar!..

7- Bu cümleden olarak, Avrupa’daki müslümanların, hoca efendilerin ve teşkilat başkan ve mensuplarının çırpınmasının sebebi budur. Onlar biliyor ve inanıyorlar ki, bundan hem tarih önünde hem de Allah huzurunda sorumludurlar. O halde bizi ve teşkilatımızı, bu yoldaki çalışmalarımızdan dolayı kimse kınamasın, cezalandırmaya kalkmasın! Zulüm olur, insafsızlık olur!..

8- Bizler teşkilat ve cemaat olarak bu sahadaki hizmetleri ifa ederken “Kaynağımız Kur’an, örneğimiz Hz. Muhammed’dir (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)” diyoruz. Kimseden tâlimat almamaktayız; ne kimseye biat etmişiz ne de maddî yardım görmekteyiz. Söylenenler yalandır, iftiradır, saptırmalardır. İsbata dâvet ediyoruz. Cemaatlerimizin bereketli yardımları ve kitap satışlarıyle yetinmekteyiz.

Basındaki saptırmalar:

a) “Kan kusan” tâbiri yanlıştır ve hakarettir. Biz tebliğciyiz; birçok yazı ve beyanlarımızda açık açık ifade ettik ve dedik ki, bizim terörist bir hareketimiz yoktur. Kimsenin toprağında, malında ve canında gözümüz yoktur.

b) Kaçak da değiliz; Avrupa’ya gelirken yeşil pasaportla geldik.

c) Biz Ehli Sünnetiz. İran’la olan münasebetimiz bu çerçeve içindedir. Yukarda da işaret ettiğimiz gibi ne biatımız vardır ne de tâlimat alışımız. Aksini iddia edenleri isbata dâvet ediyoruz.

Bizim meselemiz Türkiye iledir. Zira:

a) Türkiye’de ibadet hürriyeti yoktur; vatandaş vakit namazlarını kılmakta zorluk çekmektedir. Cuma namazlarına ise işçi, memur, asker, öğretmen ve öğrenci gidememektedir.

b) Kıyafet hürriyeti yoktur:

Sakal bırakmak sünnettir ve ibadettir. Fakat bir memur sakal bırakamaz, yasaktır. Kesmezse görevinden atılır.

c) Başörtüsü:

İslâm’a göre başörtüsü vardır ve Allah’ın emridir. Fakat bir memure kadın, bir bayan öğretmen, bir kız öğrenci başını örtemez. Son günlerin neşriyatı ve olayları bu hususun açık delilleridir.

d) Cübbe ve sarık:

Bir vatandaş, bir hoca efendi cübbe ve sarıkla Çarşıda-pazarda gezemez; polis yakasına yapışır, mahkemeye götürür. Dünyanın neresinde görülmüş böyle vahşilik?!..

e) Din Eğitimi hürriyeti de yoktur:

Tevhid-i tedrisat kanunuyla din eğitimini de devlet tekeline almıştır. Okulun müdür ve öğretmenlerini bizzat devlet tayin eder. İmam-Hatip okullarının ve yükseklerinin açılışına ancak devlet izin verir. Bu mudur laiklik!?..

i) Diyanette de hürriyet yoktur: Türkiye’de din devlete karıştırılamaz. Ama devlet dini de tamamen tekeline almıştır. Diyanet İşleri başkanının da müftülerin de tayin ve azillerini devlet yapar. 1961’den bugüne kadar dokuz Diyanet İşleri Başkanı görevinden alınmıştır. Dünyanın hiçbir yerinde bunun bir misline rastlamak mümkün müdür?!.. Bu dinî müessese devlet siyasetinin ve siyasi iktidarların oyuncağı olmuş, şeref ve kudsiyeti ayaklar altına alınmıştır.

g) İktidar:

Şu hususu da, ilân ediyor ve diyoruz ki, Türkiye’de iktidar yoktur; Partiler iktidar değildir, hükümetler iktidar değildir, anayasalar iktidar değildir, üniversiteler iktidar değildir, basın iktidar değildir, millet iktidar değildir, demokrasi dedikleri şey de iktidar değildir. Bunlar hep birer görüntüdür, kukladır. Türkiye’de bir tek iktidar vardır. O da ‘Kemalizm’dir. Herşey ve her müessese renk ve şeklini Kemalizimden alır; Mustafa Kemal’in ilke ve inkilabları doğrultusunda kurulur ve çalışır. Ve Mustafa Kemal Türkiye’de bir tabu haline getirilmiştir, bir puttur; dokunulmazlığı vardır; onu kimse eleştiremez, onun hatalarını kimse yazamaz, Allah gibi “Lâyüs’el”dir. Kemalistler böyle inanır, millete böyle takdim ederler. Ve bunları kanuna bağlamışlardır. Yani Türkiye’de Kemal ve Kemalizm kanunla yaşatılmak istenmektedir. 50-60 senedir buna çalışılmıştır. Fakat milletin inancına ters düştüğü içindir ki, bir türlü millete mal olmamıştır..

Hulasa:

Gayemiz İslâm’ın devlet olmasıdır;

Şeriatın kanun, Kur’an’ın anayasa olmasıdır;

Kaynağımız Kur’an, örneğimiz Hz. Muhammed’dir;

Müslümanların İslami manada hürriyete kavuşmasını istiyoruz; Kemalizmi ve Kemalist kanunları reddediyoruz ve buna mecburuz. Neden? Çünkü, günün Türkiye’sinde vatandaşın inancıyla devlet hayatı, günlük hayat birbiriyle çatışma ve çarpışma halindedir. Buna bir son vermek her medeni insanın ve her vatanseverin görevidir...

Açığız:

İşte halimiz; herşeyimiz ortadadır ve açıktır, gizli ve kapalı bir tarafımız yoktur. Tenkid edilmeye de açığız, açık oturuma hazırız. Hatalarımız varsa ilim ve fikir adamları yazsınlar!..

Silahların gölgesinde, baskı rejimleri altında fikirler öldürülemez, imanlar söndürülemez! Dünyanın neresinde görülmüş özel bir şahsı koruma kanunu?!.

Biz işte bunlara karşıyız; biz zulme, hürriyetsizliğe, baskı rejimine karşıyız; biz fânilerin ilahlaştırılmasına karşıyız, biz put kanunlarına karşıyız (İslamî Cemiyet ve Cemaatler Birliğinin Kuruluşu ve.. 40. sayfasına bakıla)!..

Ve nihayet bütün bir dünyaya sesleniyor ve diyoruz ki. Hür doğan insanoğlu, kula kul olmasın; Allah'a kul olsun, İslami manada hür yaşasın, yol ve yöresini kendi hür iradesiyle seçsin, baskı rejimleri ona müdahele etmesin!..

Selâm hakka tabi olanlara!

 

Cemâleddin Hocaoğlu Kaplan {Rh.a}
DÂRU'L HİLÂFETİ'L ALİYYE MEDRESESİ


[1] Mesajlar kitabından.


YAZI KÖŞESİ

Hilafet-i İslamiyye

SAYAÇ

Bugün 144
Toplam 436302
En Çok 1157
Ortalama 330