AKIL - CEMÂLEDDİN HOCAOĞLU KAPLAN {RH.A}

O HALDE SEN VE BERABERİNDE TEVBE EDENLER, EMROLUNDUĞUNUZ ŞEKİLDE, DOĞRU YOLU TUTUN. SİZDEN HİÇBİRİNİZ BÜYÜKLENİP, ALLAH TARAFINDAN KONULMUŞ SINIRLARI AŞMASIN; ÇÜNKÜ UNUTMAYIN YAPTIĞINIZ HERŞEYİ O GÖRÜYOR. (KURAN-İ KERİM 11:112)

12-02-2022

AKIL

وَأَماَّ الْعَقْلُ فَهُوَ سَبَبٌ لِلْعِلْمِ أَيْضاً وَماَ ثَبَتَ مِنْهُ  بِالْبَداَهَةِ فَهُوَ ضَرُورِيٌّ كَالْعِلْمِ بِأَنَّ كُلَّ شَيْءٍ أَعْظَمُ مِنْ جُزْئِهِ وَماَ ثَبَتَ بِالْاِسْتِدْلاَلِ فَهُوَ كَسْبِيٌّ

 

 وَأَماَّ الْعَقْلُ  Akla gelince; İnsanoğlu kaç yönden, sebepten ilim elde ediyordu? Sebep demek, bir manada yol demektir. Sebepler, yollar demektir. İnsanoğlunun ilim elde etmesinin yollarından üçüncüsü akıldır. Birincisi beş duyu organı, ikincisi haber-i sâdık, ki bu da ikiye ayrıldı: Haber-i Mütevatir, Haber-i Resul. Üçüncüsü ise Akıl’dır. (وَأَماَّ الْعَقْلُ فَهُوَ سَبَبٌ لِلْعِلْمِ) (أَيْضاً) Akla gelince; O yukarıdakiler gibi bu da ilme sebeptir. İnsan bilgi getirir. Bir su gölü düşünün: Kaç kanaldan, borudan ona su geliyor: Üç tane borudan. Demek ki göle su kaç yönden geliyor? Üç! İnsanın hafızasını da bir göl kabul edin. O su gölü değil de bilgi gölü. O göle, bilgi gölüne, hafıza gölüne kaç kanaldan bilgi gelir? Üç! Havass-ı selime, Haber-i sâdık, Akıl. Akıl nedir? O da diğerleri gibi ilme sebeptir. (وَماَ ثَبَتَ مِنْهُ بِالْبَداَهَةِ فَهُوَ ضَرُورِيٌّ كَالْعِلْمِ بِأَنَّ كُلَّ شَيْءٍ أَعْظَمُ مِنْ جُزْئِهِ) Bir şey ki, bil-bedaha (açık manasına geliyor, açıktan açığa) akıl yoluyla sabit oldu o da zarurîdir. Bir şeyin tümü cüz’ünden büyük olduğunu bilmek gibi. Benim bedenim bir küll, bir bütündür. Kolum nedir? Bedenimin bir cüz’üdür, parçasıdır. Kolum mu büyüktür, bedenim mi? Beden. Niye? Çünkü o onun cüz’üdür.

Şu cami mi büyük, yoksa bulunduğumuz bu yer mi büyük? Hanımların olduğu yer nedir? Bir cüzdür! Neyi cüz’üdür? Caminin. Hangisi daha büyük? Cami daha büyüktür. Bununla da ilim, bilgi sabit olur mu? Şöyle bir kafanda düşündün ve dedin ki, "Ben biliyorum ve inanıyorum ki, bir şeyin tümü kendi parçasından büyüktür." Şu nedir? Bir kamera. Kameranın bir tümü var, bir de parçaları vardır. Herhangi bir parçayı nazar-ı itibara alırsanız nasıl bir hükme varırsınız? Dersiniz ki, herhangi bir parçası tümünden küçüktür, tümü parçasından büyüktür.

(وَماَ ثَبَتَ بِالْاِسْتِدْلاَل فَهُوَ كَسْبِيٌّ) ِ Bir şey ki, delille (delile dayanarak) akıldan sabit oldu -akıl delile dayanarak böyle bir neticeye vardı- öyle ise o ilim kesbî’dir. Demek ki, ilim kaça ayrılır? İkiye ayrılır: Zarurî ilimler, kesbî ilimler. Başka bir ifade ile: Zarurî ilimler, istidlalî ilimler. İstidlâlî ilimlere kesbî de denir. Bir yönüyle ilimler iki kısımdır: Vehbî ve kesbî. Vehbî ilimlere ileride göreceğimiz gibi ledünnî ilimler de denir. Allah tarafından insanın kalbine doğan ilimlerdir, ki buna ledünnî ilim de, başka bir ifade ile vehbî ilimler de denir. Bunun karşısında ne var? Kesbî ilimler. Benim kitaplardan çalışa çalışa elde ettiğim ilimler kesbî’dir. Fakat bir evliyaullâhın kalbine doğan ilimler vehbîdir, yahut ledünnî.

 

Cemâleddin Hocaoğlu Kaplan {Rh.a}
DÂRU'L HİLÂFETİ'L ALİYYE MEDRESESİ​


YAZI KÖŞESİ

Hilafet-i İslamiyye

SAYAÇ

Bugün 159
Toplam 528307
En Çok 1316
Ortalama 348