12 SENENİN BİLANÇOSU - CEMÂLEDDİN HOCAOĞLU KAPLAN {RH.A}

O HALDE SEN VE BERABERİNDE TEVBE EDENLER, EMROLUNDUĞUNUZ ŞEKİLDE, DOĞRU YOLU TUTUN. SİZDEN HİÇBİRİNİZ BÜYÜKLENİP, ALLAH TARAFINDAN KONULMUŞ SINIRLARI AŞMASIN; ÇÜNKÜ UNUTMAYIN YAPTIĞINIZ HERŞEYİ O GÖRÜYOR. (KURAN-İ KERİM 11:112)

22-04-2022

12 SENENİN BİLANÇOSU

 

Cemaleddin Hocaoğlu (Kaplan)’ın Ebingen’de 30 Zilkaide 1415 (29.04.1995) yapmış olduğu cemaata son hitabı:

اِذَا جَٓاءَ نَصْرُ اللّٰهِ وَالْفَتْحُۙ ﴿1﴾ وَرَاَيْتَ النَّاسَ يَدْخُلُونَ ف۪ي د۪ينِ اللّٰهِ اَفْوَاجًاۙ ﴿2﴾ فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُۜ اِنَّهُ كَانَ تَوَّابًا

Allah’ın yardımı ve fetih (Mekke’nin fethi) geldiği zaman ya Muhammed, insanların Allah’ın dinine bölük bölük girdiğini gördüğün zaman, Sen tesbih et (Subhanallah de) ve istiğfar et. Şüphesiz ki, Allah, tevbeleri çok kabul eden bir Zât-ı Vacib’ul Vücud’dur!” (Nasr, 1-3) Amenna ve saddakna!.. 

Sizlere yapacağımız kısa konuşmamız bir bilançodan ibarettir. Yani on iki seneden bu tarafa yaptığımız işler, fiiller ve hareketler nelerden ibarettir, işte kısaca bu bilançodan, bu özetten, bu hülâsadan bahsedeceğim. 

Daha doğrusu şu anda söyleyeceklerim hemen hemen her zaman dinlediğiniz meselelerdir. Fakat tekrarında fayda vardır. Belki hatırınızda hepsi, belki de bir kısmı kalmış olabilir, belki de unutulmuş olabilir. 

1- Gündem Maddesi: 

70-80 seneden beri bugüne kadar ihmal edilen mevzular, işlenmesi gereken mevzulardır. Bu arada hemen hoca efendilere, derviş efendilere yani şeyhlere bir sözümüz var: Vaaz ve nasihat yapacağınız tebliğ ve telkin, ihmal edilen mevzular olmalıdır. Bu arada şunu ilave edelim: Namazdan, oruçtan, hacdan ve zekâttan çokça bahsedilmektedir. Kürsüler bunlarla doldurulmakta ve benzeri meseleler sık sık gündeme getirilmektedir. Halbuki mühim olan vaiz ve şeyh efendilerin ihmal edilen mevzuları işlemeleri gerekir. Esasen her müslüman şeyhtir, ben de şeyhim. Zikrini, fikrini yapan, tekkenin havasını teneffüs eden, kalbinin zahirini de batınını da temizleyen herkes şeyhtir. 

Nitekim tâlimatta demişiz: Bir kimsenin 24 saatlık zikri: 

-100 kere Estağfirullah, 

-100 kere Kelime-i Tevhid, yani Lâ ilâhe ilallah 

-ve 100 kere de Salâvat-i Şerife, Allahümmesalli... 

Bu şekilde yapan bir müslüman zikrini yapmış olur; “Dikkat edin! Ancak kalbler Allah’ı anmakla huzura kavuşur!” sırrına mazhar olur ve şeyhtir. İster ona şeyh denir, isterse ona mürid denir. On binlerce, otuz binlerce Kelime-i Tevhid çekmeye lüzum yoktur; buna ne vaktiniz müsait olur, ne de siz tahammül edebilirsiniz. Ve bu söylediklerim, bunlardan herbiri sağlam kaynaklara dayanmaktadır. Ayetlere, hadislere dayanmaktadır. Binaenaleyh tereddütsüz, şüphesiz bunları yaparsanız, huzur içerisinde olursunuz, şeyh olursunuz, mürid olursunuz ve zikir vazifesini, tekke vazifesini yapmış olursunuz. 

Hususiyle hanımlara söylüyorum: Hanımlar kırk günde evliya olur veya yirmi günde. Ama bunun tersi de var. 24 saat içerisinde zikrinizi fikrinizi yapın. Ben yapıyorum, bugün de üzerinize afiyet yaptım. Biraz üzerimizde kırgınlık olmasına rağmen, kuşluk namazını kıldıktan sonra bu saydığım şeyleri yaptım. 

Asıl konumuza geri dönelim: 

İhmal edilen mevzulardan birisi, başta gelen Tevhid ve şirk mevzusudur. Hoca efendi kürsüsüne çıktığı zaman, şeyh efendi müridlerini etrafına topladığı zaman, Tevhid’den bahsedecek, Allah birdir, eşi ve benzeri yoktur diyecek, sizlere bugün Tevhid’den bahsedeceğim diyecektir. 

Nedir Tevhid? 

“Lâ ilahe illallah” Tevhid’in veciz bir ifadesi, kısa bir ifadesidir. 

Şirk ise bunun tersidir. 

Allah’a eş ve ortak koşmanın da çeşitleri vardır: Puta tapma ve putperestlerle beraber olma işte bu da bir şirktir. 

2- Şeriat ve Hilâfet: 

Size demiştim ki, Anadolu’da en çok hakarete uğrayan iki kelime vardır. Bunlardan birisi Şeriat, diğeri de Hilâfet! En çok hakarete uğrayan, hakir görülen, dibe köşeye itilen bu iki meseledir. Şeriat demek bu Kur’an’ın muhtevasıdır, içinde olan hükümlerdir, Allah’ın kanunlarıdır. Buna Şeriat denilir. Ama Anadolu’nun beyni yıkanmış, küfre düşmüş, şirke düşmüş insanı, “Kahrolsun Şeriat” (!) diyor. Bunların haddlerini hududlarını bildirmek gerekiyor ve onun da zamanı gelecek. Şimdi tebliğ devrindeyiz, tebliğ ediyoruz, “Etmeyin, gitmeyin” diyoruz, “Allah’tan korkun, Allah birdir, put yoktur, demokrasi yoktur, parti yoktur...” diyoruz. Neden yoktur? Bunların herbiri şirktir. 

Geçende, iki gün önce Bosna-Hersek sefiri geldi. Kendisine söyledim. Bir insan hem müslüman, hem komünist olamaz. Keza bir insan hem müslüman, hem demokrat, hem partici olamaz. Bunlara dikkat edin! 

İşte hoca efendinin en çok üzerinde duracağı mesele budur. Kürsüye çıktığı zaman, ben bugün size Hilâfet Devleti’nden ve Halifelik’ten bahsedeceğim diyecek. Günümüzün ihtiyacı olan bu iki kelime, yetmiş seneden beri ihmal edildi. Hâlâ uyanmadınız mı? 

Hoca efendiler, sizin kürsülerde Hilâfet ve Şeriat meselelerinden bahsedip üzerinde durmanız gerekir. Yoksa namazdan, oruçtan, haccdan, zekâttan ve sahabe hayatından bahsedenlerin sayısı çoktur. Bunlarla ilgili de birtakım kitaplar da yazılmıştır. İnsanımız okur-yazar, alsın okusun. Ama Hilâfet Devleti’nden ve Halifelik’ten bahsedenlerin sayısı parmakla sayılacak kadar azdır! Söyleyin hocalara, söyleyin şeyhlere: Günümüz dünyasının gündeminde Tevhid ve şirk vardır! 

İnsanımız Tevhid ve şirkin ne demek olduğunu bilmezse, teneşire müşrik olarak çıkar, ağzı müşrik olarak kapanır. Bunun vebali de sana ve bana aittir. Korkmayın, Korkulacak bir şey yok. Eğer şu veya bu rejim tarafından zarar gelecek olsaydı bize gelirdi. 

Sizlere bu konuyla ilgili bir şey anlatayım: 

İki gün önce polisten bir mektup gelmiş. Orada aynen şöyle: “İşittiğimize göre filan yerde siz bir konuşma yapacakmışsınız, haberini aldık. Ona göre hareket edin!” yazılı. Ne yapabilirsiniz söyleyin bakalım. Para cezası veririz diye bizleri korkutamazsınız. Biz bunları söyleyeceğiz! 

Bizim insanımız buna muhtaç, yetmiş senedir muhtaç. M. Kemal kâfirinin eliyle bu mevzular gündemden kaldırıldı, gündem dışı edildi. Tevhid’den şirkten bahsedilmedi. Halifelik müessesesi kaldırıldı, halifeler sürüldü. Bizim buna ihtiyacımız vardır. Bu insan Allah’ın huzurunda benden davacı olacak ve diyecek ki, “Yüzünüz kara olsun! Sen bizlere bu meseleleri neden anlatmadın? Gönül hatır saydın da hocalara niye söylemedin şeyhlere niye söylemedin? Onlar niye söylemediler?” 

Cevabımız ne olur?!. 

Bu millet böylece Tevhid’i ve şirki bilemedi, Hilâfet ve Halife’yi bilemedi. Onun için bu korkunç neticeye düştüler. 

Particilere hususiyle söylüyorum: Particilik şirktir, M. Kemal’in getirdiği bir sistemdir. 

Ve bugün Şeriat’ın önünde iki engel var, iki kuruluş var: Biri particiler, diğeri de Diyanet. 

Hocalarına söyleyin, akıllarını başlarına alsınlar. Sizi ne makamlarınız, ne de maaşlarınız kurtarabilir. 

Cemaleddin Hoca ne demişse, o doğrudur! Eğer yanlış söylüyorsam cevap verin! Her birinizin eli kalem tutuyor. Kimse darılmasın, kimse alınmasın, ben Allah’ın huzurunda kendimi kurtarmak istiyorum. Ben söylesem de söylemesem de Allah’ın hükmünde de bu böyledir! 

Elhamdülillah Şeriat’a bağlıyız, Halife’ye sahibiz! Cahiliyet ölümü ile değil, Hilâfet’in bayrağı altında ölmek istiyoruz. Buna kimse müdahale edemez. Bir kimse Halife’ye bey’at etmeden ölürse, cahiliyet ölümüyle ölür. 

3- Devletin Dini İslam’dır: 

Devletin dini İslam’dır maddesi M. Kemal tarafından 1924 anayasasından kaldırıldı. Bu kâfir, bu put, bu maddeyi kaldırdı ve yerine zamanla laikliği getirdi, dini devletten ayırdı. Buna kimsenin gücü yetmez. 70 sene sonra da olsa, insanımız M. Kemal’in laikliğini reddedecek, tarihin çöplüğüne atacaktır! 

İşte şu cemaat ve başındaki hocalar, hazırladıkları anayasada “Devletin dini İslam’dır!” maddesini getirdiler. Elhamdülillah M. Kemal’in yıktığı bu maddeyi siz geri getirdiniz. Hanımlar ister bilin, ister bilmeyin sizin de burada emeğiniz geçmiş bulunmaktadır. En azından kocalarınıza mani olmadınız. Kulağımıza kadar geliyor, bir takımları kocalarına, “Eğer sen, Cemaleddin Hoca ile çalışırsan bizi hapse atarlar, malımızı, mülkümüzü elimizden alırlar” diyenler, kocalarına mani olanlar var. Fakat siz inşaallah o cinsten değilsiniz! 

4- Takip Edilecek Metod: 

Takip edilecek metod, usul parti değil, Peygamber metodudur. Elhamdülillah şu cemaat 12 senedir partinin her çeşidini reddetmiş ve Peygamber metodunu getirmiştir. Peygamberimiz (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) nasıl bir yol takip etmişse, sizler de o yolu takip ediyorsunuz. Hiç kimse kendini aldatmasın! 

Parti daha dünkü Fransız ihtilalinden sonra gündeme getirildi. Sen 1400 sene önce Hz. Muhammed’in getirdiği Şeriat usulünü, metodunu terk edersin de, partinin ve particilerin, demokrasinin arkasından gidersin... Olacak şey değil bu! Günah olur, vebal olur, ağzınız imansız kapanır. Aklınızı başınıza alın!.. 

Partide değişen hükümetlerdir; İslam’da ise devletlerdir. Bunu da bu arada kaydetmiş olalım. Partide kim çoğunluğu alırsa, hükümeti kurar, kim de çoğunluğu bulamazsa o da havasını alır. İslam’da öyle değildir, İslam’da sabit yerine oturmuş bir mesele vardır. Devlet değişir; eğer İslam devlet değilse, müslümanlar bir araya gelirler İslam devletini kurarlar. İşte siz elhamdülillah Hilâfet Devleti’ni kurdunuz. Kim ne derse desin şimdi Hilâfet Devleti’ne sahipsiniz. 

Elhamdülillah biz İslam Devleti’yiz, İslam Devleti’nin bir adı da Hilâfet Devleti’dir. Şeriat’a bağlıyız, Halife’ye sahibiz, Hilâfet Devleti’ne sahibiz elhamdülillah. 

Allah bu yolda hiç birimizin ayaklarını kaydırmasın! 

Bizde vurma kırma, kaba kuvvete başvurmak yoktur. Tebliğ vardır, yumuşakça anlatma vardır. Sert çıkış yoktur. Tebliğci kardeşlerimiz buna dikkat etsinler! Zira Peygamberimiz’in ashabı tebliği nasıl yumuşakça yaptılarsa, siz de öyle yapacaksınız. Bu hususta iki yazı çıktı. Tebliğci kardeşlerimiz bunları dikkate alsınlar! Adam sövecek, sövsün; Hakaret edecek, etsin... Vebali ona aittir! 

 

5- Herşey Fetvaya Bağlıdır: 

Her şey fetvaya bağlıdır. Bunu dünyanın gündemine getirdik. Fetvasız hiçbir şey yapılmaz. 

Demirel Anıtkabir’e gidiyor, fetvasını aldı mı? 

Türkeş Anıtkabir’e gidiyor, fetvasını aldı mı? 

Ecevit Anıtkabir’e gidiyor, fetvasını aldı mı? 

İnönü Anıtkabir’e gidiyor, fetvasını aldı mı? 

Erbakan Anıtkabir’e gidiyor, fetvasını aldı mı? 

Söyleyin, aldılar mı fetvalarını? Hayır! Alamazlar da, almalarına imkân ve ihtimal de yoktur!.. 

Elhamdülillah, biz ne Anıtkabir’e gideriz, ne de onun yanından, yöresinden geçeriz. Biz müslümanız! İslam düşmanı olan, dinin temeline 98 dinamit koyan bu kâfire ne saygı duruşu yapar, ne de yanına-yöresine varırız. 

Particiler, iyi dinleyin!.. 

Bizde Anıtkabir yok! Ya ne vardır? Camiler vardır! “Ama Hocam bizim liderimiz hem camiye gelir, hem Anıtkabir’e gider...” İşte bu da münafıklığın ta kendisidir. Ben öyle diyorum: Erbakan’ın bir ayağı camide, bir ayağı Anıtkabir’dedir. Bu da münafıklığın ta kendisidir! 

Geliyor camiye müslümanları kandırıyor, gidiyor Anıtkabir’e kemalistlere yâr oluyor. Kemalistlere diyor ki, “Ben sizinle beraberim, benim camiye gittiğime bakmayın!” Bakara Suresi’nin ikinci sayfasına bakın. O münafıklıktır! Kimse darılmasın! Dost acı konuşur. Eğer particiler Erbakan’ı seviyorlarsa, ona dur demesini bilsinler. 

Ona desinler ki: “Sen ne yapıyorsun? Sen caminin mi adamısın, yoksa Anıtkabir’in mi?”

23 Nisan (1995)’de Erbakan ne yaptı? Hem Anıtkabir’e gitti, hem de o günü metheden konuşmalar yaptı. Olmaz bu! Particiler! Vebali vallahi ve billahi size aittir. Erbakan önden, sizler de arkasından cehenneme gidersiniz. Bizde vebal kalmasın, söylüyoruz! 

 

6-Bizde Sadece Maddenin İlmi Değil, Aynı Zamanda Kur’an İlmi de Var: 

Bizde sadece maddenin ilmi değil, aynı zamanda Kur’an ilmi de var. Erkek-kadın, genç-ihtiyar herkes Kur’an ilmini öğrenecektir. Buna ilim dilinde “Zülcenaheyn” (yani iki kanat sahibi) denir. İşte bizim insanımız böyle bir insandır; Hem maddeyi bilir, hem manayı bilir. Erkek-kadın, genç-ihtiyar iyi çalışırlarsa, Allah onlara bu iki ilmin anahtarını verir. Hepsi ilim adamı olurlar. 

Birkaç gün önce bizi Halife olarak Sudan’a davet ettiler. Gittik! Allah neye kadir değil? Hz. Muhammed (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) kendisine istikrarlı, emin ve huzurlu bir yer aradı. Mekke’nin yakınında Taif’e gitti. Fakat Taif yüz vermedi, üstelik taşladı. Sahabenin bir kısmını da Habeşistan’a gönderdi. Peygamber dünya insanlığına oradan İslam’ı tebliğ etmek için emin bir yer arıyordu. Medine buna kucağını açtı ve lisan-ı hal ile: “Bana gel ya Muhammed!.. Ben seni misafir de ederim, rahat ta ettiririm. Tebliğ görevini rahat rahat yaparsın!” dedi. Peygamberimiz bunun üzerine sahabesi ile birlikte Medine’ye göç (hicret) etti. 

Elhamdülillah, Allah neye kadir değil ki? Sudan herkese sıradan davetiye yazarken, bize Hilâfet Devleti’nin Halife’si diye yazdı. Biz de toplantıda okunmak üzere bir mesaj gönderdik. Mesajımız temsilcilerimiz tarafından Arapça olarak okundu ve çok takdirle karşılandı. Toplantının son günü Çiller’in müsteşarı ve Refah Partisi’nden Yasin Hatiboğlu’nun itirazlarına rağmen toplantıyı tertib eden Sudanlı zevat Hasan Basri’yi divana çıkararak, “Senin yerin orası!” dedi ve onların itirazlarını reddetti. Kalpler Allah’ın elindedir!.. 

Allah bu imkânı şu cemaatın iyi niyeti ile götürecek. Biz inşaallah erkek-kadın gençlerimizi oraya götüreceğiz, onlar da ilim yapacaklar. İki şart var: Burada önce Sarf ve Nahiv ilmini bitirecekler, yani 12 ilmin ikisini burada bitirecekler, ondan sonra gidecekler üniversitelere başlıyacaklar. Onun için şimdiden başlayın. Anadolu’dan ve Avrupa’dan yüzlerce, binlerce erkek-kadın gencimiz Kur’an ilmini öğrenecekler, hem de eğitimini yapacaklar. 

Bizim, "medrese, tekke ve kışla prensibimiz" var. Elhamdülillah Rabb’imiz bizlere böyle bir imkânı tanımış oldu. Yalnız gayret edip, Sarf ve Nahiv ilmini öğrenin. Parası olmayana para da veririz! 

 

7- Asker: 

Asker sadece erkekler değil, aynı zamanda kadınlar da askerdir. Biz vurmak-kırmak için değil, sadece canımızı, malımızı ve nefsimizi müdafaa için böyle bir yolu takip edeceğiz. 

“Efendim kâfirler bırakmazlar!” Onlara kalsa bırakmazlar, ama kalpler de, mülk de Allah’ın elinde. Kimsenin bir şey demeye hakkı yoktur!.. 

 

8- Takvim: 

Hicrî takvim, 1 Muharrem’le başlayıp 1 Muharrem’de biten İslamî takvimdir. En azından üçer tane alıp birini evinize, diğerlerini de hediye edeceksiniz. Yazıları hep tebliğ yazılarıdır. Müslümanın evine miladî takvim giremez! M. Kemal’in İslam’a vurduğu kötü darbelerden birisi de 1 Ocak’la başlayan, 1 Ocak’ı esas alan takvimidir, bu takvim İslam’ın takvimi değildir. Bir eve gittiniz baktınız ki, duvarda miladî takvim var, onu hemen kaldırıp atacaksınız! Müslümanın evinde miladî takvim olmaz, miladî takvimin İslam’la hiçbir ilgisi yoktur. İndirip yerine Hicrî Takvimi asacaksınız! 

Hanımlar! Bir eve misafirliğe gittiniz, takvimin başlangıcına bakacaksınız: 1 Ocak’la mı, yoksa 1 Muharrem’le mi başlıyor? Eğer 1 Ocak’la başlıyorsa, “Bacı bunu indir aşağıya, yoksa senin evine gelmem ben. Müşrik olursun, hıristiyanların takvimini asıyorsun. İslam’ın o güzel takvimi durup dururken, sen kalkmış M. Kemal’in getirdiği takvimi evinizin duvarına asıyorsun. Bu size yakışmaz!” diyeceksiniz. 

Keza ay hilale göredir. Müslümanın ay başı ve sonları hilale göredir, M. Kemal’e göre değildir. O kâfir kanun çıkardı ve onu da değiştirdi, bugüne kadar süregelen hilal usulunden aldı, Kandilli Rasathanesi’ne verdi. Bunlar basit şeyler değildir!.. 

 

9- M. Kemal’in  İslam’ın Aleyhinde Yaptığı İcraat:

M. Kemal’in İslam’ın aleyhinde yaptığı icraat, 98 maddedir. Bunları kaldırıp Şeriat’a göre icraat yapacağız, yapacaksınız Allah’ın izni ile inşaallah. 

Korkacak bir şey yok! Allah sizi yerde de muhafaza eder, gökte de! 

İşte 12 senedir buradayız, basın yazdı ve söyledi. Fakat elhamdülillah biz yine konuşuyoruz ve konuşmaya devam edeceğiz inşaallah. 

Hakkımızda çok davalar açıldı. Müdafaamızı yapıyor ve diyoruz ki: “Biz, dinden bahsediyoruz. Bahsettiğimiz şeyler dindendir, dindir. Kimse bize müdahale edemez!” Bir hadis-i şerif var: 

“Benim ümmetimden hiçbir taife (cemaat) kaybolmayacak (zail olmayacak) ve onlar hakkı (hakikatı) ortaya koyacaklar. Onlara kimse de zarar veremiyecek!” İşte bu taife, cemaat sizlersiniz!.. 

Ahmed ibn Hanbel’in Müsned’inde Peygamberimiz’in bir hadis-i şerifi var. Peygamber devrinde Hilâfet Devleti vardı. Sonra halifeler devleti geldi, sonra Emeviler, Abbasiler, Selçuklular ve Osmanlılar geldiler. Bunların bir kısmı dörtbaşı mamur insanlardı, bir kısmının da bazı hataları vardı. Fakat son bir Hilâfet Devleti kurulacak, o baştaki Peygamber yolunu takip edecek ve Hilâfet Devleti kurulacaktır! 

Elhamdülillah Hilâfet Devleti’ni ufukta görmekteyiz. Buna kimse mani olamıyacaktır. Ve  günden güne şu cemaat sayısını çoğaltacak, -kalpleri kararmış olanlar müstesna- sayıları gittikçe artacaktır. 

Hadis-i şerif’te diyor ki, “Bir diktatör devri başlıyacaktır!” Bu da Osmanlı’dan sonra M. Kemal devridir. O da sona erecektir ve bitmek üzeredir. İnşaallah Cenab-ı Hakk sözlerimizi, söylediklerimizi tahakkuk ettirsin! 

Hepinizi Allah’ın selamı ile selamlıyorum, dünya ve ahiret saadetine mazhar olmanızı dua ve niyaz ediyorum! 

Esselamü Aleyküm!.

 

Cemâleddin Hocaoğlu Kaplan {Rh.a}
DÂRU'L HİLÂFETİ'L ALİYYE MEDRESESİ


YAZI KÖŞESİ

Hilafet-i İslamiyye

SAYAÇ

Bugün 157
Toplam 435126
En Çok 1157
Ortalama 330